Allanıp, pullanıp çıksan karşıma,
Ezilip bükülsem bundan sana ne.
Kaşların, gözlerin gitse hoşuma,
Eriyip akarsam bundan sana ne.
İncidir dişlerin, güleçtir yüzün,
Ömür yarılandı gençlik tükendi,
Ağardı saçlarım, kıllar perişan.
Geçilmez önüne dünyanın fendi,
Döküldü saçlarım, keller perişan.
Yaşamak için düştük bu yola,
Hor görme toprağı, ona bağlısın,
Dünyanın yapısı toprak değil mi?
Mayan topraktır; ondan var olmuşsun,
Her canlının sonu toprak değil mi?
Toprak için nicesini ağlattım,
Seyreyledik dünyanın fendini,
Akıl ermez, sır dediler bir zaman.
Mahlûk teslim etmiş akla kendini,
Bil ki akıl üstün gelmiş her zaman.
Bir bulut dolaştı, özü toz idi,
Halini bildirme, halden bilmeze,
Her olur olmaza dile getirir.
Rehber eyler isen yolu bilmezi,
Yolundan saptırır çöle götürür.
Yeğin tut cahili yarı cahilden,
Gönül bahçesinde solar güllerin,
Gülleri derleyen yar olmayınca.
Susma bülbül şakırdasın dillerin,
Şakırdar mı bülbül gül olmayınca.
Ser deste güzeller gülüp sallanır,
Can dostlarım! Sizedir bu hitabım.
Rıza lokmasını bol gönderelim.
Asla cehalet yazmaz, ruh kitabım,
İlim, erkân ile yol gönderelim.
Aşkı muhabbetle birlik olalım,
Hey fedakâr kadın!
Evin direği olan sen değil misin?
Hey ırgat kadın!
Tarlada koşulan sen değil misin?
Hey Ana kadın’
Peş peşe doğuran sen değil misin?
Açıl bu gemiyle halk deryasına,
Dümeni sıkıca sar Kemal Dede.
Aldırma deryanın kan dalgasına,
Pusulan doğrudur sür Kemal Dede.
Tayfanı kaim tut, küsme kimseye,
Koca küre, sana gücüm yetseydi,
Tenha bir kenara saklardım seni.
Biri bana, “ben alıcıyım” deseydi,
Parasız bir tüccara satardım seni.
Sana çok kızgınım içim gülmüyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!