Şarap diye kadehlerinden, nahoş ağızlarının
Kenarından kalanları
-yüzde binbeşyüz kâr ile sattıkları,
Böğrümüzden, yanık böğrümüzden,
Altın işlemeli hançerler ile söktükleri,
Bilmem kaç sancı topraklara bulanan,
Bire bin verdirecek kıyım makinelerinin,
Mazlum yakıtı.
Dünyanın ardını önünü milyon dolaşan,
Demir oksidinden aktivistlerin,
Kapkara zift kesmiş canımızdır.
Bu mu cumhuriyetiniz, barışınız
Dünyamız, yuvamız
Bu mu;
Toprağından üç kuruşa, hukuken,
Maraba olmuş halkımız.
Yemyeşil ceplerle,
Kafamızda güm-güm,
Yüzkarası balyozlarla
Memleketi köşe bucak,
Gümbürdeten pazarınız.
Gün gelir maraz doğar.
Sizleri, sizleri evet.
Ananızın rahmi olsa,
Bulup çıkaracak,
Nice yiğit doğar!
Doğar da,
Sizi cennet bahçenizden kovar
Be kahpe dölleri!
Yetmedi mi kan ırmakları,
Ceset gölleri.
Sevincimiz oldu şarkımıza,
Sizde tüten nefretimiz
Namlu oldu yüreğimize…
Sensiz bırakma bizi ey nefret!
Unutturma kendini,
Sensiz,
Çocuk parkları gölgesiz,
Rüzgarlar kimsesiz,
Toprağı delen çapa takatsiz
Bir ocaksız fırın gibi kalbimiz,
Kırmızıya çalar kordan,
Çaresiz…
Kayıt Tarihi : 4.04.2026 16:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!