Hey! Alevi kızı güzel arkadaşım!
Beni, bugün Abdal Musa’nın türbesine götürdün
Birde, anlattın Abdal Musa’yı içim yandı.
Beni, türbe içinde hıçkıra hıçkıra ağlattın.
Birde, o güzel ellerinle çaldığın saz yok mu?
Güneş unutmuşsa,
Nereden doğup, batacağını,
Ömrüm tutsak kalmışsa,
Ruhum ecelin eline, geçmişse,
Rüzgâr, bir başka esiyorsa,
Bugün yüreğim, son kez çapıyorsa,
Çölde, susuz yalnız kalan kaktüs çiçeği gibiyim.
Kaktüs, çiçeği gibi, ara sıra verilen su ile yetinirim.
Susuzluğum çare isterim, çok mu şey isterim?
Kaktüs çiçeği gibiyim, fakat dikensizim.
İsterim ki kurumaya yüz tutan beni biri yeşertsin.
Acilen kara sevda yüzünden,
Yoğun bakımda yatmakta olan,
Kara sevdalıya, sevdalısı aranmaktadır.
Sevdalılar bankasına, bakmayı unutmayın...
Sevdalısını bulanlara, adresi bildiriyorum.
Seni, ilk görüşte içim yandı.
Seni, tanıdıkça içim daha da yandı.
Bu, içimdeki yangın neydi bilemedim.
Meğer sönmeyen kor misali aşk aleviymiş.
Ben, güvenip de kimseyi sevmemiştim.
Seni, sevdiğim günden,
Senin, haberin yoktu.
Şimdi! Yine haberin yokken,
Seni, çıkardım yüreğimden...
Seni görebilmek için,
Sesini duyabilmek için,
Ne bahaneler üretirdim.
Senin bu durumumdan,
Haberin yoktu!
Bu gün, içimde hüzün esti!
Bayrammış beni es geçti!
Derler ki deliye her gün bayram.
Bana uğramayı, hep vazgeçti…
Vatanımız savaşsız,
Bu gece şafakta sensizliğime ağlayacağım.
Her gün, seni düşünmekten uykusuz kalacağım.
Birazdan şafak sökerken usulca kıvrılacağım.
Bir köşede, hayalinle uykuya dalacağım...
Yaylada, serin su içtim.
Kuşların sesiyle coştum.
Yeşil çimenlerde oturdum.
Renk renk çiçekleri kokladım.
Mor zambaklar, beyaz akasyalar,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!