Zamanlı zamansız öyle her hafta
Atmayın kardeşim cuma mesajı
Yalnız burda değil öbür tarafta
Atmayın kardeşim cuma mesajı
Bilmem ki bunlara var mıdır kanan
Ninem anlatırdı hep, biz o zaman toymuşuz.
Savaşmışız düvelle, suyla taşı oymuşuz.
Ya istiklal ya ölüm, demiş Mustafa Kemal
Öne düşmüş, yürümüş; biz de ona uymuşuz.
İhtiyaç büyüktür hem de çok acil
Sözünde duracak adam aranıyor
Olmayacak hırslı kibirli bencil
Yıkmayıp kuracak adam aranıyor
Üsteğmen Barış Kaya’ya.
Bayrak silah üstüne
Söz verenler var olsun
Yarın bugün ve düne
Yazların yaz,
Kışların kış olduğu zamanmış.
Yer demir gök bakır bir köyde
Anam yedi evlat doğurmuş.
Öyle zormuş ki şartlar
Sanki destan çağıymış.
Bulamazım sanma sakın sen beni
Taraf taraf gezer seni bulurum
Karış karış adım adım çevreni
Tavaf tavaf gezer seni bulurum
Deli diyen bırak desin saygısız
Ben melek değilim, kulum daraldım
Yetişsene yahu! Hızır nerdesin?
Çözümsüz işlerle baş başa kaldım
Bende mi, elde mi, kusur nerdesin?
Hangi yola girsem ucu çıkmıyor
Bizim köyde ağaçtan, saldan örtmeli damlara; yani tavanlara “arıstak” denir. Arıstaklarda damın yükünü çeken, boydan boya uzatılmış ağaçlar vardır. Onlara da “hizen” adı verilir.
Bizim köylüler bu yapı tarzından deyim üretmişler. Bu kelimelerden bir çeşit şifre oluşturmuşlar: “Arıstakta hizen var.” Bu laf; “Biri bizi dinliyor, yakınımızda bu lafı duymaması gereken kişiler var. Duyarlarsa kötü olur,” anlamına gelir. Bir ortamda birisi “Arıstakta hizen var.” derse sözün muhatabı hemen şifreyi anlar ve konuyu değiştirir.
Artık unutulmaya yüz tutan, yeni nesil için “şifrelerin babası” hâline gelen bu laf, nedense son zamanlarda benim aklımdan hiç çıkmaz. Yalnız köyde değil, Türkiye’nin neresinde olursam olayım, bir söz beyan edecek olsam bu laf aklıma gelir ve kendi kendime derim ki: “Aman ha oğlum, dikkat! Arıstakta hizen var.”
Bana bir şey sormayın
Arıstakta hizen var.
Bir yer var tarihî eser cenneti
Nereyi kazsalar fosil çıkıyor
Her taşın altından, neyse hikmeti
Harıl harıl hem de nasıl çıkıyor
Anlaşılan devir dinozor devri
Damdan düşen bilir can acısını
Vergiden düşenler bilemez beyim.
Ekmek endişesi, borç kaygısını
Öyle bir kalemde silemez beyim.
Benzemez siz gibi göbek atmışa




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!