Bilal Yavuz Şiirleri - Şair Bilal Yavuz

Bilal Yavuz

yokluğuna bitiyorum sevgili
gözlerin içimin boy aynası
çocukluğum bile yaşlandı
seke seke terkederken beni
unutsam da, özlüyorum seni

Devamını Oku
Bilal Yavuz

Gözkapakların düşer gözlerime
Öyledir çünkü her alarga
Ütüsüz bir güncelik gözün sözce
Kandan mürekkep döktüğü
Sessizliğin ince kalın nefesine
Çünkü göz kapakların düşünce

Devamını Oku
Bilal Yavuz

Sezai Karakoç’un, “Anneler Ve Çocuklar” şiiri metafizik gerilimi en dorukta yaşatan şiirlerinden biridir. Şiir tema olarak bir bütün içindedir. İç ahenk, sezgisel empatiyle birleşerek, zekâ dolu bir lirizmi okuruna hissettirir. Aynı zamanda izlek bakımından sosyolojik bir temayı kelimelerle özdeşleştirir.

Yapı bakımından olay örgüsü tığla işlenmiş bir dantelayı andırır. Bir nefhada okunan bu sarsıcı şiir, bazen kalın kitapların anlatamayacağı büyük özdeyişleri hatırlatır. Doğup büyüdüğü bölgenin gerek jeokültürel açıdan gerek jeopolitik açıdan, zaman mefhumunu da baz alarak sancılı bir dönem yaşaması, kuşkusuz şiire yansımıştır. Zaten Karakoç’un şiirlerini kronolojik tarihe göre kategorik tasniflere ayrıştırdığımız zaman, “Peygamber, Anne, Vatan” sıfatlarının geçtiği yerlerde ses, biçim, perspektif ve muhteva bakımından da akıl ötesi bir arayıştan faydalandığı görülür. Şiirlerinde Transandantal(deneyüstü) olan, ebedîleşme doğrultulu duyarlılık aracılığıyla ekzistens(varoluş) hâline bürünür.

“Anne ölünce çocuk / Bahçenin en yalnız köşesinde / Elinde bir siyah çubuk / Ağzında küçük bir leke”
Bu ilk mısralarda Karakoç, bir Mehmet Akif realizmi sunar. “En yalnız köşe” temaşa, inziva, tefekkür gibi kavramları hatırlatarak bir Hira mağarası görkemi katar.

Devamını Oku
Bilal Yavuz

bu dünya bir bant kaydıdır sayın abone
eksik çevrildiysen lütfen tekrar dene
şu kuru ekmeklerimiz bile
beyzadeler ardından ağlarken
Leyla, bizim mahallenin ne haddine

Devamını Oku
Bilal Yavuz

yün çiğneyen, keçeyle güreşen efelerin
nasır tutmuş düşlerini bilirim
iffetini kilimlerle dokuyan kızların
bükülen beli, tutulan dizidir yerim
ben hasret, hasret oğlu hasretim
anadolunun bağrına çöreklenen

Devamını Oku
Bilal Yavuz

yumrukları leylin, patlatıyor tasını aklın
insan etleri çiğniyor sisten ıslıklar, bang
kaçak yarasa kanatları küf dişler arasına
baktığın her standda beliren netanyahu
her ring sılası biraz müslüman sadırların
düşmanın kesrette görünmezlik avantajı

Devamını Oku
Bilal Yavuz

taşlar, saf tuttukça duvar tufana
taşlar, şahitti nemrutlara, karunlara

taşlar vardı, içinden ırmaklar geçen
taşlar vardı, Allah havfından düşen
beton dahi yazları ısınırken

Devamını Oku
Bilal Yavuz

zaman harcadı ömrümüzü
asılsız bir ihbar gibiyiz şimdi
gülmek için mutluluğu beklerdik
gülmeyi öğrenmeden bittik

bir mezar taşımız bile olmadı

Devamını Oku
Bilal Yavuz

gelinliği kefen olan bacıların
gökkuşağını bağlar erkekkardeşler
gözyaşının soğukkanlı üslubu
yangınkopan yüzler için bir şeydi

kollarıyla burnunu silen yetimleri

Devamını Oku
Bilal Yavuz

sıhhate bakmaya gittik, yerinde yoktu
dumandan bir kement attık keder üstüne
fazla kiloluyduk, kaldıramadı bizi
uğruna bülbüllerin solduğu: solmayan gül
acep bir yer verir mi bizim gibi dikene

Devamını Oku