Dünya; gelip geçici, esrarlı rüya!
Vâv şeklinde mezarlar; kademli sırra.
Hülya; esip geçici, ısrarlı hülya!
Av şevkinde kor zarlar; çağırır nâra…
Birkaç heceli cümle, sığmaz göklere
göğün göğüyüz biz, yerin yeri
niceye Süreyya, niceye bağır
testin kadarsan, günahımız ne
ya kıl taat, ya cezbemizden delir
ki yokluk, varlığımıza delil
ki yokluk, yokluğunuza tülbent
ölünmüyor yaşanmadan ölüm dahi
böylesine kudururken yaşarmak
aşkla örülmüş çocukların genzinde
eprimiyor, kanırmıyor, ırgalanmıyorsa
tekeller, diasporalar, faiz lobileri
mutluluğun özlediği şayan yüreklerde
biraz da uçurtmalar uçursa elimizi
uçurumlar kendini sarkıtsa üstümüze
kaleciler yatırsa ters köşeye forveti
uzaktan atılan üçlük beşliği hak etse
hep dersini alan fekat hiç sınıfı geçmeyen
nayır, nolamaz çağının tilkileri
İster kehkeşanı oku ister bendini
Varsın birbirinden başka olsun söz
Değil mi ki mânâ bir muhteva bir
Ne diye bu kavga bu hırs ne diye
Hakk’ın ipi inmedi mi çölün dilinde
İster sağdan başla ister soldan
Ashin Wirathu, Thein Sein, Birmanya!
Buda tapınağında satanist rahip show!
filmlerde ne de masum, ne iyi, değil mi?
bir zamanlar sömürge, şimdi sömüren!
nedir dişleneni dişleyene çeviren Zen?
var mı hiç? tek bir sürü! müslüman çiğnemeyen!
insan bir kez kaybeder onurunu
‘satılan mal geri alınmaz’ çünkü
hep yükseklerdeyse gözlerin
alçaklığından yüreğinin
eyvallah, pahabiçilemezdin
seni bütün dillerde anmalıydık
adını hıçkırınca bir yetim gül
ruhumuzun direği sızlamalıydı
ki kuşlar, bizi göç gibi duymalıydı
çiçeklerin cânını koklardın
Kırıldı mızrak su sesiyle
Dağları okşayan rüzgârın tesiri
İçimde gül bahçesiyle yoğrulan
Kırıldı ses
Hicri 1400 yerinden
Ellerinden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!