Sensiz yürüdüm yollarda, ne kadar ıssız ve boştu
Seninle yağmurda sırılsıklam ıslanmak bile hoştu.
Arz ile arşın arasını ölçecek ne terazi vardı ne de cetvel
Kalbin Miracı bu gecede oldu bin dört yüz sene evvel
-Bu günküler gibi- “artık işiniz bitti” derken müşrikler
Gökler ötesinden kutlu bir davetle geliverdi melekler
Önce gece karanlığında Cebrail ile birlikte yürüdüler
Sonra kutlu mekan Mescid-i Aksa’dan göğe yükseldiler
Aşk bir kör kurşun,
Beni kalbimden vurdu,
Yarası öldürmedi,
Ama, yarası öyle sıcak ki;
Yüreğimi yaktı, kavurdu...
Bu Hayat Benim
Mazide kah tebessümler, kah pişmanlıklar var
Düşününce mahcup eden hatıralar da var
Kimini hatırlayınca gözlerimi yumarım
Ya da maziyi yad edecek bir yoldaş ararım
Çay Muhabbeti
Seninle porselen demlikte çay demlemek
Sen yak ateşi, bana düşen su getirmek
Odun ateşi köz olsun, issiz ve dumansız
Muhabbet yürekten olsun, şeksiz ve gümansız
Denizkızı
Kuru dudakları ürkek ve kuşkulu
Gözler kaçamak, bakışlar buğulu
Bir denizkızı kadar esrarengiz
Mona Lisa gibi suskun ve duygulu
Ağlarım
Saçının her teline ayrı gönül bağlarım
Seni beklemekle geçti en güzel çağlarım
Sevenler kavuştu gitti; ben yürek dağlarım
O güzel gözlerin için ölene dek ağlarım
Bir soğuk rüzgar esmiş geçmiş buralardan
Bir tanesini alıp götürmüş körpe canlardan
Gidenin haberi yok ardından ağlayandan
Bırakmamış başka bir şey, ne evlat ne iyal
Geride kalanlar yanadursun evlat acısından
Özlemek
Özlemek, sebepsiz yere onu aramak
Gülerken gözlerden bir damla yaş bırakmak
Hayallerinde onunla yan yana olmak
Özlemek, o yokken hep uzaklara dalmak
Özlemek, gördüğün her yüzde onu aramak
Aşk ve Yağmur
Yere düşen her damla bende bir kalp atışı
Ondan bir müjde, kirpiklerime her çarpışı
Birden gelir, tutulmaya hazır olmalı
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!