Sen;
Karanlıkların gölgelediği şehirlerin içinde,
lekesiz bir sayfaydın.
Bir yaralı kalbin üstüne örtülmüş tül gibi,
dokunmaya korktuğum bir sesti varlığın.
Ellerime düşmeyen kar taneleri gibiydin.
İçimdeki bütün ırmakların kuruduğu yerde
sen bir kaynak gibi çıkmıştın karşıma.
Sana baktığımda
içimdeki taş odalara güneş doğardı.
Dilim konuşmak ister,
ama her hece boğazımda düğümlenirdi.
Sözcüklerim utancın kıyısında susardı.
O suskunlukta yalnızlığımı değil,
bütün çağların yükünü taşıdığımı hissederdim.
Seninle yan yana durmak bile
bir uçurum kenarında dengede kalmak gibiydi;
Hem korkutucu, hem büyüleyici.
Gözlerin ufkun en berrak yeriydi;
ne kadar bakarsam bakayım orada kayboluyordum.
Sen konuştuğunda,
Kelimelerin birer kuş gibi çıkıp göğsüme konardı.
Her harfi taşırdım avuçlarımda,
ama bir türlü seni anlatamazdım.
Konuşmak, yaşamaktan ağırdı;
her kelime yarıda kalıyor,
her cümle nefessiz kalıyordu.
Seninle her dokunuşum,
bir yıkım ve yeniden doğuş gibi;
bir fırtınadan sonra açan güneş gibi.
Sen gözlerini kapattığında,
Sanki bütün şehir susar seni dinlerdi.
Ve bütün hikâyeler yarım kalmış gibi,
bütün masallar eksik;
Sadece seninle tamamlanmış gibi.
Ve bir gün bütün çiçekler solacak,
bütün şehirler harap olacak,
bütün hikâyeler unutulacak…
Ama senin bende bıraktığın düşler
zamanın silemeyeceği tek iz olarak kalacak.
06.10.2025 / Poyraz Can
Poyraz CanKayıt Tarihi : 6.10.2025 18:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!