Bir mezarın başında öğrendim;
Hayat,
sanıldığı gibi nefes almak değilmiş.
Ölüm de
yalnız toprağın koynuna uzanmak...
İkisi arasında,
adı konmamış ince bir yol varmış.
Ne dönen geri dönebiliyor,
ne giden bütünüyle kayboluyormuş.
Bir arı,
mezar taşına konup yeniden havalandı.
Ne ölüyü rahatsız etti,
ne diriyi teselli...
Sanki ikisinin de sırrını
kanatlarında taşıyordu.
Toprak,
her şeyi kendine benzetiyor.
Gülü de,
dikeni de,
insanı da...
Yalnız isimler kalıyor
taşların yüzünde.
Dün,
bir çocuğun kahkahası geçti mezarlıktan.
Bugün,
aynı rüzgâr kuru otları eğiyor.
Rüzgârın umurunda değil;
hangi nefesin ilk,
hangisinin son olduğu.
Belki ömür,
iki sessizlik arasına bırakılmış
kısa bir cümle,
Söylenirken bize ait,
bitince zamana.
Ben hâlâ
o mezarın başında düşünüyorum:
Yaşamak mı
ölüme yaklaşmak mı
yoksa ölüm,
hayatın en derin aynası mı?
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 30.07.2026 21:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!