Diz çöküp bir tahta masa önünde
Dalıp gittim hayalden bir sürgüne
Yanında huzur bulduğum günlere
Gülüşünde çınlayıp durdum o gece
Gözlerimden aktı anılar yavaşça
Gülüşün çınlayacak ansızın kulaklarımda,
Geceye düşen her şarkıda seni bulacağım.
Geçtiğimde sevdanın sokağından bir başıma,
Bir çocuk edasıyla yine sana varacağım.
Aklıma düşeceksin inan her baktığım yerde,
Hayaline kaldırdım kadehi, sessizce.
Hesap sordukça, hatıralar düşlerime.
Adını mırıldanıp, beş harf, iki hece.
Yokluğunla sabahlayıp, içtim o gece.
Yitik düşlerimin yankısı sardı beni;
Aklar düştü siyah saçıma
Felek acımadı gözyaşıma
İsyan etmek artık boşuna
Geldim işte otuz yaşına
Kafam kaldırmıyor artık gürültü
Sildim gönül defterinden ismini
Nisyan eyledim unuttum cismini
Masamda kalan yırtılmış resmini
Ateşe armağan ette öyle git
Penceremde konaklarken usul usul düşen yağmur,
Kaybolup gittiğin o sokakta seni ararım
Yağdıkça silerken şehirden tüm izlerini,
Yitirdiğim zamanda seni ararım.
Ansızın dalıyorum bazen
Yıldızlar bir bir düşerken iyesiz geceye
İçimdeki karanlığı anla artık Ankara
Sığmadı sevdam üç harf bir heceye
Şahidim ol şahidim artık Ankara
Nemli gözlerle meydanlarında yürüdüm
Sarmıyor artık yokluğun yüreğimi
Benliğimde saklı olan gölgeni unuttum
Sildim ansızın karşımda duran hülyanı
Çaldıkça seni hatırlatan şarkını unuttum
Âdem olana yeterdi bir ev, bir araba;
Sana gönül sarayımı açtım da yetmedi.
Mutluluk için bana sen, sana ben yeterdi;
Ben de beni unutup sen oldum da yetmedi.
İstemiştim birlikte yaşlanmayı seninle,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!