Bir gün sabah gelir mi, bilmem...
İnanmıyor artık bu yorgun sol yanım.
Hüsran denen o kör illete kapıldım;
Çoktan başladı kalbimde geri sayım.
Yüreğimin kapılarını kapattım bir bir,
Tekrar başlamaya ne mecalim var, ne gücüm.
Bütün hayallerimi çaldılar elimden;
Umuda dair kalmadı artık tek bir sözüm.
Ölen bir kalp yeniden dirilir mi hiç?
Dünyaya bakmıyor artık bu kör gözlerim.
Kendi hikâyemin o karanlık sonunu;
Ben böyle, yapayalnız da beklerim.
Kimseyle paylaşmam, paylaşamam artık;
İçimdeki bu dayanılmaz, bu ağır yükü.
En kuytu yerime gömdüm sırlarımı;
Benimle mezara gidecek bu sessiz öykü.
İki kişilik tabut yok bu dünyada,
Tıpkı iki kişilik mezar olmadığı gibi...
Yalnız doğdum, yapayalnız yaşadım;
Ölmek de sonunda öyle olacak gibi.
Gününü dolduruyorum şimdi çaresizce,
Ömür denen o bitmek bilmeyen sürenin.
Biteceği günü, o son saati bekliyorum;
Hayat denen bu yarım kalmış hikâyenin.
Şimdi bütün mumları söndürün, karanlık kalsın;
Bir ben, bir de bitip tükenen gölgem...
Gidiyorum, ardımdan kimse ağlamasın;
İşte böyle bitti, bu benim hikâyem.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Hüsran, insanın kalbine yerleşen en soğuk hastalıktır.
•Ölen kalbin mezarı göğüstür; kimse fark etmez.
•İki kişilik tabut yok… Ama iki kişilik yalnızlık çok.
•Çok uzaklara gitmek, senden kaçmak değildir; aksine seninle dolu bu yarayı, kimsenin bilmediği bir ıssızlıkta tek başıma kanatmaktır.
•Kirpiğinin ucunda bir yaştım, düşmemi bekledin; oysa ben orada tutunup, dünyayı senin gözlerinden son bir kez seyretmek istemiştim.
17 Eylül 2018 / Pazartesi / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 11.02.2025 14:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Hikâyenin sonunu yalnız bekleyen, hayatı içinde kaybetmiş demektir."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!