Ben Seni Yaşamak İstedim

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
Mehmet Hanifi Erdinç
119

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Ben Seni Yaşamak İstedim

Bizim hikâyenin sonu en başından belliydi aslında,
O suskun gecelerin eşiğinde yazılmıştı alnımıza.
Yani öyle ansızın kopan, ansızın kapımızı çalan,
Bir poyraz değildi üzerimize doğru gelen bu ağır yıkım.
Ben hangi yaprağın hangi çamurlu kaldırıma düşeceğini,
Hangi mevsimde çürüyeceğini daha ilk günden biliyordum.
Hangi zifiri ayazda, hangi çıkmaz sokaklarda soluğumun kesileceğini,
İsminin bir düğüm gibi boğazımda kalacağını biliyordum.
Biliyordum da canımı yakan o keskin bıçak yarası sözlerin,
Ya da tenimi yırtan bir kurşun ayazı gözlerinde değildi.
Senin o teğet geçen, o uzaktan bakıp da hiç görmeyen,
Beni benden alan gurbet kokan bakışlarının sessizliğiydi.
O buz gibi bakışların koynunda yavaş yavaş can vereceğimi bile bile,
Kendi rızamla vurdum kendimi o mayınlı patikalara.
Her adımımda içimdeki bütün sokaklar ve bütün çocukluğum
Adını bile koyamadığım o korkular "dur" diye bağırırken,
Gözlerimi bu dünyanın bütün gerçeğine kapatıp,
Aklımı, dünümü ve yarınımı bir gecenin karanlığına koyuverdim.
Bütün mantığımı, bütün gururumu ayaklar altına alıp,
Sadece ve sadece sana doğru yürüdü bu muhtaç beden...
Çünkü seni yaşamak, nefesinde ısınıp gözlerinde kaybolmak,
Seni bir an olsun solumak vardı ya işin ucunda.
O heybetli dağların ardından gelen bir türküye tutunup,
Kendi yangınıma kendi ellerimle çıra taşımak gibi bir şeydi.
Kendi kıyametimi bile bile koşar adımla gitmek gibi bir şeydi bu...

Şimdi durup şöyle geride bıraktığım yollara bakıyorum da,
İnsan ancak kendine ait olanı, yüreğine değeni kaybedermiş.
Benim içimdeki bu derin sızı senin gidişine değil,
Geride bıraktığım o karanlık o sağır boşluğaydı.
Ben seni kaybetmedim, ben hiç benim olmamış,
Kapısını bana hiçbir zaman açmamış bir yabancının soğuk gölgesinde
Kendi benliğimi, kendi özümü bıraktım o kuytularda.
O çocuksu saflığımı, o kirlenmemiş katıksız masumiyetimi unuttum.
En çok buna yandı canım, fermanı yazılmış bir sürgün gibiydi bu.
Hiç senin olmayan, sokaklarına teğet geçtiğin yabancı bir şehirde,
Gece yarısı, elde avuçta hiçbir şey kalmamışken,
Cebinde yırtık bir adresle yalnız başına dolaşmak gibi şey.
Sende yanan, sende kül olan sadece benim bedenim değildi,
Sende eriyen, senin o insafsız fırtınana kapılıp yok olan,
Benim en baştan yazılmış öz kendi hikâyemdi…

Seni yaşamak, seninle bir an olsun aynı havayı solumak istedim,
Göz göre göre, bile bile ben seni yaşamak istedim.
Avuçlarımda biriken bütün fırtınaları susturup,
Geceyi dinlemeyip, pusulayı şaşırıp da yürüdüm sana.
Seni yaşamak, başka bir göğsün gurbetinde, kendi yurdunu unutmak pahasına,
O yangına kendi ellerimle odun taşımak gibiydi.
Aklımı, gururumu, çocukluğumu o kapının eşiğinde söküp atarak,
Sonunu bildiğim bir türküye, bilerek ve can vere vere tutunmak istedim...

Mehmet Hanifi Erdinç
Kayıt Tarihi : 3.08.2026 16:44:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!