Senin elinde incir, üzüm —
benim dilimde vuslatın tadı.
Göğsün, cennetimin bağıydı;
yaslandığım her yerde huzur bulur,
dünyayı unuturdu kalbim.
Ben sana sevdalıydım…
hem de adını içimden her geçirişimde
yeniden yanacak kadar.
Gözlerin, bin asırlık kehribar;
zaman orada susardı.
Saatler yürümeyi unutur,
ömür dediğin şey bir bakışına sığardı.
Ve ben yeniden doğardım gözbebeklerinden…
Her bakışında başka bir umutla dirilir,
yeniden sana tutulurdum.
Ben sana sevdalıydım…
Sen dokununca bana,
dalgalanırdı içimde âlemler;
ruhumda medcezir olur, taşardı denizler.
Kalbim kıyılarını yitirir,
adını her çarpışta biraz daha sana sürüklenirdi.
Boğulmaya razıyım, yeter ki sen gel;
yeter ki sesin dokunsun içime.
Ben sana sevdalıydım,
kaybolmayı bile göze alacak kadar.
Ve senin alnın — secdeydi.
Ben öperken vecd ederdim;
dizlerim titrerdi sen gülünce,
içimde bütün dualar yer değiştirirdi.
Bir Allah’a, boyun eğerdim;
çünkü sevda bazen ibadet gibi çöker insanın içine.
Ben sana sevdalıydım,
inandığım her şeyin içinde biraz sen vardın.
Bir gün, sen de seveceksin beni —
belki bir rüyada,
belki gecenin en sessiz duasında,
belki de adımı anarken fark edeceksin eksikliğimi.
Sevdam, günahımdan ağır gelecek mizanda;
çünkü seni sevmek,
her şeye rağmen vazgeçemediğim tek hakikatti.
Ve bil ki…
zaman geçse, yollar ayrılsa da
ben sana hâlâ sevdalıyım...
adsız..
Cân Cân 2Kayıt Tarihi : 15.2.2026 22:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!