Burada, bu kıyıda, iyot kokusu var şimdi havada,
oysa benim burnumda hâlâ
yağmur sonrası o avlunun toprak kokusu.
Çocukluk dediğin, pasaportu anılardan bir memleket,
vizesi, annenin bir bardak suya okuduğu duada saklı.
O memleketin sokaklarında
güneşte ağaran kalaylı bakırlar
ve dut lekesiyle mühürlenmiş parmaklar vardı.
Sınırları babamın gölgesiyle çizilmiş bir vatandı orası,
her bayram sabahı, yeni bir çorabın
vaat ettiği kadar yakındı mutluluk.
Sonra bir rüzgâr çıktı, takvim yapraklarından.
Mevsimleri, adresleri, yüzleri süpürdü.
Kelimeler bavullarda ağırlaştı,
bazıları yolda döküldü, unuttuk.
Şimdi konuştuğumuz dil, o eski dilin
gurbetteki yorgun çocuğu sanki.
Ve şimdi burada, bu denizin karşısında,
ceplerimde o eski vatandan kalma
dalgaların pürüzsüzleştirdiği birkaç çakıltaşı.
Biliyorum, o avluya, o sokağa, o "ben"e dönülmez.
Ama insan, anayurdunu içinde taşırmış ya hani,
o kayıp toprak,
şimdi içimde yeşermeye çalışan
hem yaralı hem de kutsal bir sır...
Hasan Belek
12 08 2025
Akçay
Kayıt Tarihi : 12.8.2025 13:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)