Dün akşam hasretini koydum masaya,
yanına üç umut
bir de huzur ekledim.
Umutlar bir mum gibi kendi kendine yanıp söndü,
huzur ise ortadan ikiye yırtıldı.
Oysa ne kadar ihtiyacım vardı
huzura ve umuda…
Olmadı.
Annem hep der ki:
“Kızım, kaderi değiştiremeyiz.”
Peki o zaman,
neden kaderimde huzur yok?
Cılız sesler beynimde uğulduyor,
etimi sıyırıp atıyor kemiklerim.
“Yine olmadı, başaramadın,” diyor yüreğim.
Herkes iş hesap sormaya gelince soruyor da,
mutluluk böyle yaşanır diyen yok.
Kelimeler kayıyor avuçlarımdan,
düşüp un ufak oluyor hayaller.
Küflü bir mazinin hazin sonuyum,
zembereğinden boşalan bir saat yayı gibiyim.
“Sende eksilip sende tamamlanabiliyorum,”demeyi çok isterdim,
ama hâlâ diyemiyorum.
Belki de huzur,
yanlış kapının önünde beklediğim için
uğramadı evime.
Belki de umut,
titreyen ellerimde değil de
cesaretimin cebinde saklıydı.
Belki de delik olan cebimdi,
ruhum değil.
Küflü bir mazinin
hazin sonu değilim belki de;
henüz havalandırılmamış
bir odasıyım geçmişin.
Zembereğinden boşalan bir saat yayı değil,
yeniden kurulmayı bekleyen
eski ama çalışan bir saatim belki de.
Kendimde eksilmeyi bırakmam gerekiyor.
Çünkü insan,
bir başkasında tamamlanmadan önce
kendi kırık yerlerinin adını koymalı.
Belki bir gün olur ya,
hasreti yine koyarım masaya;
ama yanına bu kez
kendimi de oturturum.
Umut yanarsa birlikte yanar,
huzur bölünürse
iki yarısını da tutarım.
Ve o zaman,
kimse sormasa da öğrenmiş olurum:
mutluluk böyle yaşanır.
Bana mutluluğu yaşatmayan hayatın inadına
öğrenirim.
02.03.2026 15:49
Kayıt Tarihi : 2.3.2026 15:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!