Üşüyorum;
Buz tutmuş körpe tenim
Tipide savrulmuş gençliğim
Yağmurlarda ıslanmış düşlerim
Çığ altında kalmış yüreğim
Tiril tiril üşüyorum
Eriyorum;
Ne fani dünyanın, ne yalan hayatın
Ne dağda Şirin'in, ne de çölde Leyla‘nın
Düştüm derdine derdi dermansızın
Tuttu yakamdan ansızın zamansızın
Bu kahreden azaptan kaçmaksızın
İplik iplik eriyorum
Korkuyorum;
Yüreğim can havliyle çarpar
Resimlere mahkum gülen suratlar
Bu boş karartılar, çökmüş şakaklar
Aah! Ben böyle miydim bir zamanlar?
Hani maviliklerim, hani uçan turnalar?
Çığlık çığlık korkuyorum
Ağlıyorum;
Gözbebeklerim büyür, yaşlar süzülür
Dil ağıt yakar, sözler sel gibi süzülür
Yiğit zalime diz çöküp ezilir büzülür
Aynı yolun yolcuları ayrı yoldan yürür
Ne aşk kalır aşıkta, ne de gam görülür
Hüngür hüngür ağlıyorum
Yanıyorum;
Bakışlarım ateş, yüreğim ateş, ruhum ateş
Niye tepemde soluk soluk yanar güneş?
Ey bağrımdaki çıban! Durma, yine depreş!
Ben uyduruk bir dünyaya çekerim peşkeş
Çiçekler ateş, sevdalar ateş, hayeller ateş
Cayır cayır yanıyorum
Bekliyorum;
Sonsuzluğu arzulayan bir divane gibi
Bayrağa hasret sahipsiz bir toprak gibi
Anne kucağındaki masum bir bebek gibi
Ötelerden süzülüp gelen bir davet gibi
Bir sultan istiyorum başıma bir taç gibi
Hasret hasret bekliyorum
Ömer Sayın İlkay
Kayıt Tarihi : 18.06.2026 10:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!