Işığa sadece karanlıkta ihtiyaç duyarsın;
açlığı yoklukta anlayacağın gibi.
Güneşi üşüdüğünde,
kavuşmayı ise özlem duyduğunda.
Kendini kötü hissettiğinde,
sevgiye;
evini özlediğinde, yollara düşersin
çölde ki çiçeğin yağmuru beklediği gibi.
Unutursun zaman zaman yaranı;
aynı yerden acıtıldığında, hatırlarsın varlığını.
Ya da sarmalansın istersin,
sevgiyle sıkıca.
Unutmak istersin, hiç yaşanmamış gibi.
Bilir, anlarsın çok sonra;
halbuki hepsi geçici pansumanlarmış.
Yoldaki taşa ayağın takılmıyor;
tedbirini alıyorsan artık.
Buna deneyim dersin.
Karanlıkta tavana bakarak,
sağına soluna döndüğünde, anlarsın
kalbindeki boşluk hissini.
Onu sevdiğini ancak gittiğinde anlarsın;
çünkü her şey yoklukta fark edilir.
Ve boşluk hissinin gitmesi için
dolması gerekir.
Sen ise;
hiçbir şeyin pansumanı,
yokluğu,
açlığı,
karanlığı,
özlemi,
kıtlığı değildin.
Sen;
temizlenmiş,
arınmış
bir kalpte beklenendin.
Sen;
avuçlarımdaki dua,
sen kavuşmak,
sen kalpten istenen,
SEN TAM OLMAK, TAMAMLANMAK kelimesinin adı.
Sen son’un başlangıcısın;
sen her şeyin her şeyisin.
Deneyimlerin içindeki tecrübesizlik,
teslimiyet, özgürlüksün.
Senin adın Aşk;
senin adın Umut.
Sen BEKLENENDİN
ve… GELDİN.
HOŞ GELDİN
02.02.2024
Huri ÇalışkanKayıt Tarihi : 10.10.2024 13:58:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
,, hayatın en derin boşlukları, gerçek sevgi ve umutla dolduğunda anlam kazanır. beklemek, bazen en güzel karşılaşmanın habercisidir.”

şiiri yazma stilin ne kadar özelse,
yorumuna kattığın bakış da o kadar kıymetli.
Motiflerini adeta bir çeyiz sandığından çıkarır gibi sermişsin dizelerimin üstüne…
o ince ruhunla, o içtenliğinle.
Havalanması da yerini bulmuş,
yüreğine değmiş belli…
Dilerim ki kalbinin penceresi hep huzurla, sevgiyle açık kalsın.
Şiirime kattığın her şey için
sevgimle, teşekkür ederim.
Şair, karanlık ve yokluk kavramlarını sadece fiziksel değil, ruhsal bir metafor olarak kullanıyor; tıpkı açlığın yoklukla, güneşin üşüyen bir kalbe iyi gelmesiyle ilişkilendirilmesi gibi. Böylece hayatın zorlukları, eksiklikleri içinde saklı olan büyüme ve olgunlaşma süreciyle yüzleşiyoruz.
“Unutursun zaman zaman yaranı; aynı yerden acıtıldığında, hatırlarsın varlığını.” dizelerinde hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmenin, hatırlamanın ve kabul etmenin zorunluluğu vurgulanıyor. Ancak şiirin en dokunaklı yeri, “Sen hiçbir şeyin pansumanı değildin... Sen son’un başlangıcısın.” dizeleriyle başlayan kısım; burada sevgi, beklenti ve özlemin ötesinde bir “tamlık”, bir “bütünlük” tasvir ediliyor.
Son bölümde ise tüm karanlık, açlık, yokluk imgeleri aşılmış; aşk ve umutla gelen bir “gelme” var. Bu “gelme” hem bir varış, hem de ruhun en derin arzularının buluşması.
Şiirin akışı, okuru karanlıktan aydınlığa, yokluktan doluluğa doğru bir yolculuğa çıkarıyor; ve bu yolculukta aşk ve umut, hem rehber hem hedef oluyor.
Kaleminiz, karanlığın içinden aydınlığa açılan bir kapı gibi daim açılsın. Her dizede umut filizlensin, her kelime sevgiyle dolup taşsın. Kaleminiz daim, şiiriniz sonsuz olsun.
Olcay,
şiiri yazma stilin ne kadar özelse,
yorumuna kattığın bakış da o kadar kıymetli.
Motiflerini adeta bir çeyiz sandığından çıkarır gibi sermişsin dizelerimin üstüne…
o ince ruhunla, o içtenliğinle.
Havalanması da yerini bulmuş,
yüreğine değmiş belli…
Dilerim ki kalbinin penceresi hep huzurla, sevgiyle açık kalsın.
Şiirime kattığın her şey için
sevgimle, teşekkür ederim.
Aşkın bir başka manası da, sevmekte haddi aşmak ve fıtri, makul, sıhhatli, normal ve kitabi olan kadim kıstaslardan şaşmaktır ki, muhataplarını bu şekilde ifratane sevenler ne kendilerini ne de sevdiklerini mutlu edebilirler. Çünkü her şeyin ifratı/aşırısı ve tefriti/kifayetsizi faydadan çok zarara vesile olur.
Hayırlı, meşru, fıtri, makul, sıhhatli ve baki muhabbetler olsun inşaallah.
TÜM YORUMLAR (16)