Beklemek, bir ince sızı benimkisi
ya da bir yakarış.
Tutsağı olduğum bedenin, özgürlüğe susamış ruh hâli.
Bir tutam sevgiyle dokunmak isterken
soğuk bir boşlukta yankılanan adımları dinliyorum.
Yalnızlığı sadece ben mi yaşıyorum?
Suskun çığlıkların içindeyim
bir uğraksız limanın
yamaçlarına savrulan rüzgâr gibiyim.
Uğraksız bir liman burası.
Beklerim hüzünlerin kıyısında,
sessizliğimi dalgalara anlatırım
ve her dalga, içime çarpan bir geçmiş gibi.
Yutkunduğum kadehte
yudum yudum kaderin acı duplesi,
anlatırım… anlatırım…
dinleyen kim?
Bir ben, yine beni dinlerim.
İnceden inceye işler yüreğe bu sızı,
duyuyorsam
bekletene değer mi gerçekten?
Beklemek,
bir sarkacın ucunda zamana asılı kalmak gibi.
Ne ileri,
ne geri dönebilmek…
Geceler birikir,
her biri göz kapaklarıma değen suskun birer mektup.
Göğe savrulmuş bir dua olurum,
cevapsız kalan, ama yine de inanan.
Ve sabah,
biraz daha eksilmiş bir umutla doğar.
Yine de beklerim,
çünkü beklemek… bazen sevmekten fazlasıdır.
02.08.2025
~Gülay Özdemir ~
Gülay Özdemir
Kayıt Tarihi : 2.8.2025 20:01:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Yorumsuz:))
Şarkı vardır
"Beklemek" üstüne,
Sevdiğini...
"Beklerim Bu Sahillerde" gibi,
"Akşamın Olduğu Yerde Bekle Diyorsun
Gelmiyorsun" gibi...
Beklemek sancılıdır ama
Kavuşunca "bayram..."
Tebrikler Gülay Hanım...
TÜM YORUMLAR (1)