BİR ASMA DALINDA!
(Kızımın doğum günü anısına)
Bir asma dalında görürdüm seni
Haz verdin, neşe verdin dünyamıza
Kur’an’dan aldık, “Ünzile” ismini
BİR DOSTU ANDIK
Bir dostu andık mezarı başında
Bir dostu andık mezarı başında
Ömrün baharında veda etmişti
Okunur adı musalla taşında
Kıyama kalkar
And içer;
Belki kıyamete kadar,
Hasret biçer.
Koparsa kıyameti,
BOSNA’YA ŞİİRİM
Kıyama kalkar
And içer;
Belki kıyamete kadar,
Hasret biçer.
BOŞUNA DEMEMİŞLER
Boşuna Sarıkamış dememişler!
Adına, ruhumu teslim etmişim…
Düşmanın kurşununu yememişler!
Yorganı, beyaz atlastan seçmişim…
BU GARİP SENİ ÖZLER
İslâm, ‘garip doğdu’
Asrın garibiyiz, Ya Resulallah! .
Çağın idrakine; dağlar ile
Taşlar ile kâinatın zikriyle;
‘Anlatıyorsun İslâm’ı’ Ya Resulallah
BU GÖÇ YAMAN GÖÇ
“Servet Kabaklıya ithaf”
Bu göç yaman göç, içinde çığlığı
Çağlayanım gitti, “Servet”im gitti
Harput-Göllübağ’da, dal yere düştü
Ağlayanım gitti, hasretim gitti
BUGÜN AREFEDİR
Gök mavisi kadar derindir sevdam
Haki toprak serinliğinde bayram...
Arefe sanki sırattır bugünden
Uçsuz bir ova yeşilinde bayram...
BU ŞEHRİN NESİYİM
Ben bu şehrin nesiyim?
Gecesi, gündüzü, kahrı, divanesiyim
Hecesi, nicesi, dert yüklü hanesiyim
BÜTÜN ÇIĞLIKLARIN YURDUYUM
Ben hakir,
Ben kimsesiz,
Bütün çığlıkların yurduyum!
Ben sabi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!