Kendi şakasına kendi güler.
İki yüzlüdür; dost mu, düşman mıdır?
Kulağı duymaz, dili hayra yormaz.
Ahmak insanla yola çıkılmaz.
Akşamı, gündüzü bilmez ahmak.
Aşkımız göze, nazara geldi,
Ne güzel hayallerimiz vardı.
Seninle dünyayı gezecektik,
Gök mavisi bir yuva kuracaktık.
Düşmanı hep uzaklarda aradım,
Meğer eşiğimde benimle otururmuş.
Kapılarıma demir sürgü vurdum.
Soframda ekmeğimi yermiş
Kapımda sadık köpek boşa havlar,
Bir papatya patikalarda ezilmiş,
Su veren yok, beklentisi göklerde.
Dikenli güller en baş köşelerde,
Çatlak betonda direniyor papatya.
Papatya yaprakları âşıkların elinde,
Yalan sözler, kaçan gözler,
Kim bilir kalpler ne gizler?
Yapmacık kahkahalı gülüşler,
Ah, aşk değil bu hisler.
Sağa bakmaz, sola bakmaz,
Sürü uçuruma doğru gitmekte
Bilinmeyen güç onu itmekte
Ya sürüyle uçurumda uçacam
Yada sürüden kopup ayrılacam
Sürünün başında uyuz koyunlar
Bana ûlkemden bahaset haval
Dedelerimizden ninelerimizden bahset
Mesela dut ağaclarina konan serçelerden bahset
Seyyar saticalardan, simitciden pamuk şekerciden bahset
Sokaklardan cıvıl cıvıl oynayan çocuklardan bahset
Çağlayan derelerden akan şelalerden bahset
Urfa dağlarında güneş sapsarı doğar,
Tavşan yavruları saklambaç oynar.
Kırlangıçlar damlarda yuvalar kurar,
Ay, güneşe inat daha parlak doğar.
Saklı cennet Halfeti'de karagül kokar,
Urfa dağlarında güneş sapsarı doğar,
Tavşan yavruları saklambaç oynar.
Kırlangıçlar damlarda yuvalar kurar,
Ay, güneşe inat daha parlak doğar.
Saklı cennet Halfeti'de karagül kokar,
Nefsim bana zincir vurmuş
Kır zincirimi ya Allah
Şeytan bana gem vurmuş
İmdat ya Allah
Kalbim bana zindan olmuş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!