Biz emekliler, adı üstünde işte emekliyiz, hem de emekliyoruz maddi bakımdan. Bir ayağa kalkıp da yürüyebilsek hızlı adımlarla ya da koşabilsek her şey hallolacak... Yoksa halimiz duman. O zaman gökyüzünde duman duman bulutsun, söyle seni kalbim nasıl unutsun, diye de bir şarkı mı söylemeli yoksa?
Ne diyelim Allah devlete zeval vermesin. Her iki dini bayramda biz emeklilere bayram ikramiyesi veriyor. Geçen sene 100 Tl zam ile 1.100.00 Tl para aldık. Bu sene ne alırız, ne alamayız hala tartışıyor arkadaşlar... Bu gün gördüm bir İnternet sitesinde 3.300 Törkiş Lira dan filan bahsediyorlar. Yok mu artıran? Aha da buraya yazıyorum, biz bu ikramiyeyi alır, ne kadar olursa olsun, o gün de çatır çatır yeriz. Yeriz derken, yanlış anlaşılmasın borçlara gider en hasosundan...
Bir de bayram ikramiyesi diye, sadece adı Bayram olanlara veriyoruz, filan demesinler. Ne yapsak bilmem ki? Gidip nüfus idaresinde ismimizi mi değiştirsek şimdiden... Adı Bayram olanlara verirlerse adı Ramazan olanlara da vermeleri lazım... Recep ile Şaban da arada kaynar mı kaynar...
Emekli dostlarla her gün tartışıyoruz. Vermezler abi o kadar yahu! Ne kadar birader yahu! Verirler verirler, seçim var oğlum seneye, isterse vermesinler, o zaman da seçimde iktidarı rüyalarında görürler... Hadi ya! Ya hiç biri rüya görmüyorsalar... Tahmini rakamlar 1500.00 den başlayıp, 3.300.00 e kadar çıktı şu an da... Bakalım daha hangi rakamlar telaffuz edilecek...
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta