Yüreğimi topladım, işte bavul
Etme yolcu istemem, yerinde dur!
Mutlu hatıraları odda kavur,
Zerre artık kalırsa yelle savur.
Hani zincirlemişti bizi sahil?
Büyük imtihan bitti, indi tabut
Geldiği yere gitti, kaplı kabuk
Cevapların burada, defterin, tut
Feryat! Ah dönebilsem, geçti sabık.
Kimi getirdi geri, hangi ağıt
Ulu bir ağacın komşusu
sırtsız banklardan birine,
Ölüden devraldığı ağır paltosuyla
Hiç yaslanmamış bir ihtiyar oturdu.
Elindeki simit poşetinin hışırtısına
Sol omzundan gelen ses karıştı.
Lokman’ın terkibini sen mi buldun?
İstanbul; yaşlı çocuk!
Siyah, beyaz bulutlar geçti; sen durdun.
Üvey demedin kimseye, döşün sağlam kovuk…
İstanbul; aşkına kaç ciğeri verem ettin.
Yaprak kızdı ağaca
Kapattı damarını suya
Gözeneklerini havaya
Ayırdı kendini diğerlerinden
Sallandıkları rüzgarla sallanmadı
Bir süre böyle gitti
Tarumar edildi alem
Kan kusuyor kukla kalem
Tehdit altında öz kalem
Gülüyor hale el alem.
Nedir bu özgürlük denen mefhum?
Gerçeği her yandan sarıp setle,
Sıkıştırsan bir küçük kareye,
Sanma ki galipsin!
Sonra tüm küreyi boyasan,
Kap kara fikrinle,
Ve desteklesen en sağlam ziftle,
Karanlık ve aydınlık
Oldukça yakın oldukça uzak
Kimine karanlık, aydınlık
Kimine aydınlık, karanlık.
Yok farklılıkları anlamak
Sahile bir balık vurdu
Başına buyruk dalga, onu
yuvasından kovmuştu.
Debelendi balık bir zaman
Sonra;
Suyun kıyısında
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!