Başını yastığa koyduğu zaman parçalanır ruhlar
Duygu düşünceler tıkılı kalır karanlık mabette.
İnce ince akar özgürlük için hüzünlü acılar
Kuş olup uçarlar mavi semaya neşeli seslerle.
Kalbe saplanmış bir hançer gibidir taze hatıralar
Bir kumardı sana teslimiyetim,
Kaybettim bu oyunu.
Kifayetsiz kalır anlatmaya kelimelerim
Mahiyeti bilinmeyen duyguyu.
Sana bakmak haz verir ruhuma,
Gülsen sonsuza kadar
Çiçekler açsa yalaz dudaklarında
Bir görsem bir görsem
Güldüğünde şarkı söyleyen kuşlara
Ve eski yârini anımsayıp ağlayan semaya
İsmini söylesem
Anadolu yaylasında bir rüzgar eserken çehreme,
Haber getirir Türkistan'dan.
Selam söyle atarımın ülkesine,
Hiç ödün vermedik emanet duruşumuzdan.
Anadolu yaylalarında koşan çocuklar
Aşkların doğduğu yerdir burada saat kulesi
Mazinin tellerine vuruyor içimdeki sesi
Birçok insan gelip geçti önünden asırlar boyu
Onlar da her insan gibi beklediler vapuru
Ne erken ne geç herkes zamanında aldı bileti
Arkalarında bıraktıkları tek şey de maziydi
Şafak sökecek sevgilim.
Soğuk işleyecek en iliklerime.
Yine sensiz bir güne doğacak gözlerim
Sabahı bekleyecek ümitlerimle
Günler günleri kovalayacak, yıllar yılları
Uzakken mi çok güzel, yakınken mi berbattır?
Bu dünyaya saplananın akıbetı yalandır.
Saf aşkların modasının geçtiği bir devirde
Yaşamak, diri diri toprağın altında yatmaktır.
Ucuz olan ne kaldı dünyanın sahteliğinden başka?
Tanrı Dağları'ndan haykırıyorum sevgili
En ulu yerden, Tanrı'ya en yakın yerden...
''Seviyorum, seviyorum, seviyorum''
Haykırıyorum sevgili...
Doru bir at üzerinde dört nala gidiyorum sevgili
Gözlerim uzakları gözlüyor
Zihnim andan uzaklaşmışken.
Yine kalbim parçalanıyor
Aklıma sen gelmişken.
Unutmak en büyük ihtilal olmalı seni
Grileşmiş atmosferle bir olmuş hislerim
Gözlerim ölünün üzerindeki toprak gibi
Ağır, çok ağır, çok...
Kaldıramıyorum artık kaldıramıyorum.
Günlük güneşlik dolu her tarafı mazimin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!