Dedemin başucunda ince bir sessizlik,
Bir hortum dolanır nefesine, zamana inat.
Gözleri uzaklarda, belki gençliğinde,
Belki tarlada, güneşin altında bıraktığı yıllarda.
Ninem başında, elleri sabır kokar,
Yılların yükü omzunda ama sesi hâlâ yumuşak.
Bir bakışıyla anlatır her şeyi,
Konuşmadan sever, yorulmadan bekler.
Her çalan zilde yetişir Hızır gibi ninem,
Kapı hiç kapalı kalmaz, gönlü hep açıktır.
Herkesi ağırlar, çay mutlaka hazırdır,
O mutfakta eskiler anlatılır; gülünür, konuşulur.
Bir de yanık bir sesi vardır ninemin,
Kırık bir türkü gibi düşer geceye.
Dedemin başında eğilir sessizce,
Sanki acıyı okşar her kelimesiyle.
Dudaklarından dökülen her dua,
Bir ömürlük sevdanın izini taşır.
O ses… hem yara hem merhem gibi,
İçimize işleyip kalır, susmaz.
Herkes susar o an, zaman bile dinler,
Duvarlar, kapılar, hatta nefesler.
Ninemin sesi sarar odayı usulca,
Ve umut, ince bir ışık gibi sızar içeri.
Ben kapının eşiğinde biraz eksik,
Biraz çocuk, biraz büyümüş haldeyim.
İçimde söyleyemediklerim düğüm,
Bir “geçmiş olsun” bile ağır dilimde.
Dedem…
Senin dizinin dibinde büyüyen ben,
Şimdi dualarla tutuyorum ellerini.
Zaman yavaş aksın istiyorum,
Biraz daha kal bizimle diye.
Ninem…
Senin sabrın bir dağ gibi,
Gözlerin hiç uyumaz, kalbin hep başında.
Sevgi böyle bir şey işte,
Sessizce ama dimdik duran.
Ve ben…
Bir gün eksileceğimizi bilerek,
Daha çok bakıyorum yüzünüze.
Çünkü bazı sevgiler
Vedaya hazırlanırken bile bırakmaz insanı.
Kayıt Tarihi : 21.3.2026 12:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!