Yarın bir gün bir arpa tek başına ilerleyemez olur
Güneş ölür ama yine de sabah olursa
Bir gün kulağına okunmazsa isimleri bebeklerin
Hapisteki yârlara bir mektup dahi gelmezse
Adımı öldürmenin tam vaktidir
Eski püskü bir bir mahallede tavernalı otellerin havası esiyor ruhumuza
Yabancı bakışlara ağıtlar asıyoruz
Kaldırım kenarında çocuklardan soğuk su alıyoruz
Biz de yaşıyoruz en yaşanmazların anısına
Bazen de denizlerde kıçıbaşı oynak oyuncaklar oluyoruz
Bazen de ebeveynlerce anksiyetemiz de tutuyor
Sanıyorum ki yükseklerin utandığı en yükseklerde
Haykırdığı tepelerin,,,
En yukarıların çıkamadığı o yerlere !
Özendigi ve tüm masa hesaplarının ödendiği o gecede
Daha çıkmadan kendimi oralarda zannediyorum
Zannediyorum ki o gecelerde birkaç insanlık parçası doğradı,,,
Ellerimde bir veda taşıyorum,
Bir köprü başına oturmuşum,geçenden üç beş kuruş yalan,
Geçmeyenden dumrulca hesap soruyorum
Evet akıllıyım,evet Azrail !
Sopam kırık,asa bile etmiyor, denizleri yaramıyor,
Yarmayınca bir mucize de yetişmiyor hayatıma lâkin
Bakışları tüylü,fedai masasından yeni kalkmış bir herifti dünya,
Niçin bir gâmzesi var gökyüzünün
Niçin bulutlar hâlâ yağdırmaya devam ediyor,
Yüreklere su serpmek için?
Ve niçin melûl bakar hâlâ bir çocuk?
Üç sırat ip atladım nabız nabız insanlığıma doygun
Ne cenneti arzulaması,,,
Ne deccal vurgusu,,,
Bir cenaze gördüm, yüksük...
Hoca okumuş,
Hızlı gömün şu piçi dercesine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!