Küçücük…siyah-beyaz
Bir resim var elimde
Solmuş sararmış
Senin olduğunu söylediler
O resim
Senmişsin anne!
Elini tutamadım
Bir kere öpemedim
Bir kere sarılamadım
Bir kere “anne”
Diyemedim sana
Sevgini tadamadan
Göçüp gittin bu dünyadan
Nasıl!
Özlem doluyum sana
Hiç bilmiyorum ki! seni
Yüzün nasıldı
Vücudun nasıldı
Şişman mıydın zayıf mıydın
Saçın, gözün ne renkti
Kalbin nasıldı anne
Beni
Sever miydin
Alıp kollarına öper miydin
Şefkatle
Bastırır mıydın göğsüne
Düşünmeye çalışıyorum
Şekillendirmeye çalışıyorum
Hiçbir şeye benzetemiyorum
Bağışla beni anne
Hiç bilmiyorum ki! seni
21.08.1980
www.haticebediroglu.net
(Şiirlerimin hepsi Noter tasdiklidir)
Hatice BediroğluKayıt Tarihi : 8.03.2005 14:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




ben sekiz yaşındaydım.Bir gün harçlıklarımı cebime koyup bir parfümeriye girdim.tum paramı masaya birakıp heyecanla Anne kokusu var mı? diye sordum.görevli önce şaşırdı, annenin parfumu ne diye sordu bilmiyorum dedim ve sonra arayalım soralım hemen sana verelim dedi annem e soramam dedim hediye sruprizmi dedi yutkundum ağlamaya başladım sonra sessizce yüzüme baktı. göz yaşıma tüm parfumeridekiler eşlik etti O an anladım ki bazı kokular şişelere sığmıyordu.
Annemin kendine has bir kokusu vardı elbette.Bir çocuğun saçına sinen huzur gibi, sarıldığı anda dünyayı susturan o tanıdık koku... Ama ben onu sekiz yaşımda kaybettim.
Yıllarca parfümlerde, kalabalıklarda, eski yastıklarda, rüzgârın getirdiği tanıdık bir esintide onu aradım. Meğer insan bazen bir kokuyu değil, o kokuyla birlikte kaybettiği güveni arıyormuş.Bugün biri Anne kokusu nasıl bir şey? diye sorsa tarif edemem. Çünkü bazı kokular kelimelerle anlatılmaz; sadece eksikliğiyle yaşar.
Ve insan, en çok da adını koyamadığı özlemleri ömrü boyunca içinde taşır. ben feslegen ve karanfil kokusunda huzur buluyorum odamdan hiç eksik etmem .Tekrar tebrik ederim banada bu şiir dek geldi etkisinde kaldım çok
kucaklıyorum sevgimle..
Şu annemin yalanları ne güzeldi
İyiler, kötülerle;
Yiğitler, namertlerle baş ederdi;
Öleni melek
Kötüyü kötürüm
Yalancıyı taş ederdi
Favorim de
Yusufçuk kuşunun masalı
Bir de
Kibritçi Kızın hikâyesiydi
Bir yetim
Bir yoksul görmeye dursun
Gözü bulutlanırdı
Neden bilmem
Gizlese de hüznünü
Ağladığında yıkayıp
Suyla akar giderdi
Annemin hüznü bile güzeldi
Her baharda
Her şafakta
Yeniden
Yeniden umutlanırdı
En çok da
Okul dönüşü
Gülerdi yüzü
Arkasından görürdü
Bir çocuğun mutlu olduğunu
Eritip öpücüğünde
Gamı kederi
Sanki rüyanda gördüğün
Kötü bir düş ederdi
Hele bir kızmaya görsün
Hay büyük olasıca
Seni gidi derdi kırılası
Başı yıldıza değesice
Vay peri kızına vurulası
Okuyup da aklı durulası derdi
Halk yokunda yorulası
Sana bir şey söylüyüm mü?
Seninkini bilmem ama
Annemin bedduası bile özeldi
Annemin düşleri
Annemin gülüşleri
Annemin yanlışları ne güzeldi
Yalancıyı taş
İyiler kötülerle baş ederdi
Hep güzellik üretir
Hep çoğaltır annem
Biri iki,
Biri beş ederdi
Elleri gül eker anemin
Bakışı karanfil dokur
Dokunduğu her şeyi
Ama her şeyi güzel
Hoş ederdi
Tüm darağaçlı sabahlara inat
Hani
Annem söylerdi
Türkülerin en güzelini
Umutları kırmazdı annem
Bir goyak dolusu gülüş ederdi
Ölmezdi, öldürmezdi annem
Kardeşliği düş ederdi
Ayırmazdı sevdalıları birbirinden
Bir çift kuş ederdi.
MAHMUT NAZİK 21.02.2008
TÜM YORUMLAR (56)