Altmışlık babamın yaslandığı taş,
Benim genç ömrüme ağır geliyor.
Gözümden süzülen sessiz iki yaş,
Ruhun yükünü dışa salıyor.
Q
İnsan çekmek zormuş, dert çekmek değil,
Kalabalık içre büküldü bu bel.
Dünya dedikleri koca bir engel,
Yollar her adımda daralıyor.
Q
Gençliğim baharda soldu erkenden,
Kimse anlamadı bendeki benden.
Sanki bir asırdır koptum bu dünden,
Takvimler vaktinden önce doluyor.
Q
Sırtımda taşıdım bunca seneyi,
Gönül bir virane, neyler haneyi?
Yokuşlar saklıyor asıl mânâyı,
Dizlerim dermanı yerden diliyor.
Q
Dost diye sarıldım boş gölgelere,
Adımı bıraktım ıssız yerlere.
Bakmadım ardımdan geçen günlere,
Zaman her neşemi benden çalıyor.
Q
Eskiden başkaydı göğün rengi de,
Gönül bulamazdı dengi dengi de.
Şimdi şu hayatın son cengi de,
Umutlar ansızın solup ölüyor.
Q
Kapılar kapalı, pencereler is,
İçimde dinmeyen fırtına ve sis.
Hangi yana baksam derin bir yeis,
Kader ağlarını sessiz örüyor.
Q
Sabır dedikleri dar bir hırkaymış,
Giyenler dünyadan elin çekermiş.
Felek sillesini böyle vururmuş,
İnsanlık bendini yıkıp geçiyor.
Q
Gurbet elde akşam zor olur imiş,
Hasret dedikleri kor olur imiş.
Sevdasız yürekler dar olur imiş,
Herkes kendi derin derdine dalıyor.
Q
Garip Murat der ki; bitti bu seda,
Eski hatıraya binlerce veda.
Gidiyorum işte sessiz ve feda,
Ruhum huzuru sükutta buluyor.
Kayıt Tarihi : 30.1.2026 20:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!