Baba beni okula gönder.
Bak yollara; anneler babalar
Yanlarında çocuklar ellerinden tutmuşlar.
Baba beni okula gönder.
Daha çok küçük yaşım,
Bir bana mı yetmedi aşın?
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




ACIYI VE UNUTULMUŞLUĞU PAYLAŞAN YÜREĞİ KUTLUYORUM SAYGILARIMLA RECEP ÖZCAN ÇALIŞKAN (MİMOZAMSIN)
Daha küçük yaşım,
Henüz oyun çağındayım.
Ne anlarım evcilik oyunundan
Ayırma beni baba ocağından
Baba beni okula gönder.
okurken gözlerim doldu bende çok söyledim baba beni okula götür diye ama olmadı kendim öğrenmek zorunda kaldım
böyle anlamlı bir şiire imza atan arkdaşımı kutluyorum sevgilerimle
MAVİDİR ÇOCUKLARIN DÜŞLERİ
Bir dolu
Mavi çizdi çocuk
Dağ mavi
Deniz mavi
Gök mavi
Ve
Beyaz bir martı uçurdu maviliklere
Ağzında mas mavi bir çiçek
Dedim:
Bu nedir küçük
Dedi:
Öğretmenim özgürlük
Yüzü yerde yerde
Ensesi göğde
Elleri kir
Yüreği kahır içinde
Bir çocuk Oya
Albenili ambalajlarında öğrendi
Bir çok yiyeceğin adını
Hiç Dondurma yalamadı
Kadınbudu köfte yemedi örneğin
Adını bile duymadı pizzanın
‘Çöplük’, diyorlar arkadaşları ona
Tekmeleri tokatları
Katık etti de yedi
Kuru ekmeğine hep
Oya garip
Oya yoksul
Oya öksüz
Oya suskun
Hayata insana
Ve de sana küskün
Nasıl küsmesin Oya
Bir çikilota bile yemedi
Şöyle ağız tadında doya doya
Oya yetim
Oya mazlum
Ama hayat zalim mi zalim
Sanırsın
Kaşlarında kanadını açmış kırlangıç
Göklere uçacak
Kırk kapandan
Seksen sapandan kurtulmuş
Serçe gibi atar yüreği
Bir soru sormaya gör
Ha çıktı ha çıkacak
Aman,
Tutun kalbini dışarı fırlayacak
Boynu keser sapı
Bileği kibrit çöpü
Ha kırıldı ha kırılacak
Aldı kalemi eline
Bir dolu yıldız çizdi karanlıklara
Çoban yıldızı
Zühre
Terazi İkiz
Yıldız yıldız yıldız..
Dolunay güzel mi güzel
Güleç mi güleç bir kız
Sanki sana göz kırpar gibi
Sanki umudun yitirme der gibi
Özenle yazdı altın
‘’Annemiz
Babamız
Köyümüz
Ne güzeldik üçümüz’’
Sıra sıra dağlar çizdi Mihriban
Uçuşan kuşlar
Koşuşan bulutlar
Kaçışan çocuklar bir de
Uçurtmalar uçurdu göklere
Kocaman bir güneş sonra
Yüzü güleç mi güleç
Gökyüzü ebemkuşağı renginde
Özene bezene yazdı altına
'Düşümüz! '
Ali bir papatya çizdi
Hani tek bir papatya
Belli ki
Çocuk hayallerindeki dünya
Ve altında koskoca bir sevda
‘’Gülüşümüz’’
Bir mısır koçanı çizdi birisi
Dedi: Eşitlik
Diğeri bir salkım üzüm
Her tanesi canlı
Her tanesi aydınlık
Dünyalar güzeli
Gülümseyen bir salkım çocuk
Altında: 'Kardeşlik'
Henüz Sevgi
Okumayı sökemedi
Dedim Sevgi
Nedir, Ne demek sevgi
‘’Bir tarla dolusu öğretmenim
Bir tarla dolusu
Güne bakan çiçeği! ’
Mavidir çocukların düşleri
Yürekleri
Kin tutmamaya yeminli
Bir kucak çiçek hani
Dünyaları
Milyonlarca milyonlarca öpücük
Mavidir çocukların düşleri
Gün gelir
Hoyrat ellerde solar
Umudu yarına taşıyan gülüşleri
Mahmut Nazik 2000 MERSİN
Çok çok güzeldi. Sıcak bir yüreğinizin olduğu bütün dizelerinize yansıyor. Kutluyorum sizi.+ant
Harikasınız ne deyim .....bu güzel sözler üzerine söz söylemek gereksiz........ 10+10+anto
OKUMAK,OKUMAK İLİM İRFAN YUVASINDA GÖNÜLLÜ ELÇİ OLMAK ÇOK GÜZEL DUYGULAR YÜREĞİNİZE SAĞLIK SAYGIDEĞER HANIMEFENDİ KUTLARIM SİZİ SAYGILARIMLA RECEP ÖZCAN ÇALIŞKAN (MİMOZAMSIN)
Bu şiir ile ilgili 6 tane yorum bulunmakta