Gece ışıltısı süzülürken gülümseyen kederi Zincirleri cilalar mor kaftanlı sanatçı
Oynarken keyfince
Bu hayat şarkısının söyleyeni
Bir ninni eşliğinde
İntihar eder bestecisi zamanın
Kilise çanı misali tutturmuş bir melodi
Sallanır aylak aylak
Gözlerinde kırık talaşlar
Cebinde kokuşmuş müsveddeler
Tam bin yaşında ayyaş
Çivilerin üstünde yürüyordum
Bir denge tahtasındaki
Bir dansçıydım
Lastik ayakkabılarımla
Yürüyordum
Kurtarılış hikayem bir sanrıydı
Dünya yerinden oynuyor
Ben duruyorum
Dünyam yerinden oynuyor
Duruyorum
Dünyamı yerinden oynatıyorlar
Duruyorum
Karanlık ele geçirdi varlığımı okşayarak sinsi Getirdiği uzak diyarlardan bir yalnızlık türküsü Çıktım yola yabancı
Ezdi beni büyülü sessizliği
İştahlı ruhum karıştı tüm geceye şimdi
Nerede ağlıyor sözcüsü kaderin
Her gün pişmekte olan kederine sessizliğin?
Ölmek istiyorum
Her zerremle
Var olmamak artık
İsmimin hiç anılmamasını
Tam bir unutulmuşluk
Eskittiğin defterlerin bir anlamı yok
Her gün yitip giden anılar
Her gün yitip giden bir sen
Yollarını gözlemene gerek yok bir serçenin Hayat andan ibaretken yaşamak boş
Ahlaksızca parmaklar her buğulu zemini, Elleriyle itekler medeniyet zerreciklerini Gözlerinde nefretin yanıp sönen ışıkları; Rutubetli bir çağdan çıkmış belli ki!
Debelenir durur ya bu etten zindanda Hor görür ya tek tescilli yoldaşını;
Günü şenlensin diye içtiği şarap
Çalmakta gözlerinden o son parıltıyı!..
Kim söyleyebilir ne yapman gerektiğini
Gece her şeyi fısıldarken ruhuna
Çarmıhta umutların;
Dans ederken gözlerin dolmakta
Rüzgar esmiyor; İçindeki kasırga...
Ev rahatsız,
Duvarlar kanıyor
Binlerce asker koruyor bu evi
Eşlik ediyorlar,
Kanayışına duvarların




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!