İmkansız gibiydi gökyüzümüz
Ulaşılmaz uzaktı mavi özümüz
Kime dokundu ise gözümüz
Böylemi geçecekti ömrümüz
Sanki bilinmez her günümüz
Öyle yağdıki mübarek olağanca ,
Vaha ya koşardı köşen hızlıca,
Mis gibi toprak kokusu vurunca,
Yeşilsen çimen gibi boylu boyunca..
Gökyüzün sisliyse yalnız olunca ,
Bozkırların yaylasına
Çıkalım mı karşına
Doyulmaz ki tadına
Günün oy doğuşuna
Bastım çimenine
Ellerini uzatır dilleri susturur
Gönülleri fırtınalar çoşturur
Bu durakta bir anlayan durur
Anlamayanlar delirir kudurur
Kaşlarına kirpikler kurulur
Düşersin ana rahmine o vakit
Kız erkek mi düşer dile o vakit
Ayrımcılık başlar kız ele o vakit
Aslan oğlum soyumuz süre o vakit
Çeyizin tahta sandık içine o vakit
Edalı bir fukus gibi taşıyordu,
Denizim, akarsuyum ,
Bu can sana şaşıyordu,
Boşuna karaladığın ,
En acı sözlerle bitirdiğin ,
Şimdi kahverengi bir taş yosun ,
Bu da can be..
Nasıl dayansın,
Su verin kadına ,
Gecem olurmusun ?
Sağıma ay ,soluma yıldız
Üzerime elyaf gri bulutlardan
Bu Defa Şanslıyım bu defa farklı
Gökyüzü siyahtı ama şimdi mavi
Kalbimde sessiz bir rüzgar esti
Yollar uzun ve hep dikenliydi
Ama bu kez farklı bir şey hissettim
Çocuklar sevgi bekler
Kadınlar ilgiyi bekler
Erkekler övgü yü bekler
Bu gönül hep seni bekler
Kendileri gibi beklerler
Atıp yırtıp bi kenara silip geçmişi,
Taşımanın manası yok anlamıyorum neden?
Hafızam bir kaset gibi dönüp dolaşıyor..
Düşürdü seni beni itti müteşekkirim ,
Acılar ,yaralar kabuk bağladı ,dokundukça ve
İstemsizce mahur bir beste gibi kaderim,




-
Mahmut Furkan Dağdelen
Tüm YorumlarMerhabar şiirlerime bakmaya ne dersiniz, buralar da yeniyim de yardımınıza biraz ihtiyacım var :)