Hani mezara kadar demiştin ya
Gözlerin dolup yutkunduğunda
İşte şurdan döküldü kan kızılı yaşlar...
Ahd ettim sana bir defa sarılmadan ölmeyeceğime
Ne çare ki deniz alabora olurda
Büyü olmalı o gözlerin
Bakanı kendine bağlayan...
Azap ateşine bile razı eden
Kendine getirmeyen
Benim her mısram sana ayan
Günaydın
Saçlarında iklimin değiştiği kadın
Rüzgarın gerdanında oturduğu
Avuçlarında serçenin uyuduğu
Sedir kokulu kadın günaydın
Sonbahara sığamadım ki ikliminde yeşereyim
Sağlıcakla kalmı dedin de neşeleneyim
Şimdi ölesim yok yarın hevesim
Sen sığdıramadınki beni sadrına da öleyim
Kalemim mürekkep akıttıkça
Matem bağlarım ellerime
.....
Sayfalar dolusu olsada sevdam
Bir kızılına giripte dolduramadı içini
....
Bir parça ekmek kalır sofrada
Ellerinin arasından kayar yıllar
Düşen binlerce akın arasında
O sofranın sıcaklığı saklıdır
Aslında özlemek küfürden
Tam dedim seni buldum
.
Meğer sen değilmişssin
.
Koca bir yalandan ibaretmiş
.
Taze gün başlıyor kalbine
Önce ufuktan süzülen güneş
Sonra nazlanan rüzgar dökülüyor üzerine
Ellerine degiyor baharın gelinliği
Bahar dedilerde şuramda bir yangın çıktı
Dumanı olmayan için içine kül olan
Adın gecti ya belki ondan ne biliyim belki ondan
Mecburmuşum gibiyim sana
Belki deli saçması belki ortalık uydurması
Acınası bir haldeyim kah gülünesi kah ağlayası
Fazlaca eksiğim son zamanlarda
Sen mi yoksun yoksa ben mi
Felekten gece çalda
Gel gözlerime huzurum
Kızgınım kırgınım yastayım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!