Teyitsiz hikayedir bu
Eskir içimizdeki gümrâh yağmurun damlaları
Gecikmişliğin ilacını sürer bahtına
Ve marifetli anahtarlar çıkar
Şeceresi yitik kapıların tahtına
Fer biter
Bakmanın karasını öğütür gözler
Kanar sessiz harflerin yüzü
Kaçmakla göçmek arası yaşanır hayat
Ve h/içe doğru kayar yeryüzü
Darası alınmış bir rüyadır hayat
Verilen her nefesle büyür ölümcül gölgeler
Yedi kat kendine iner insan
İç okyanuslarda seğirir umut
Ve kıyılara vurur boğulmuş kelimeler
Lâ’yı giyinmiş
Ölüm aroması kokan zamandır artık bu
Ütüsü soğuk sayfalardan metruk bir şiveyle seslenir
Yüzü ötelere dönük
An’ın sonsuzluğundan beslenir
Verilince alınamayan bir nefestir hayat
Durmadan celladını diriltir sallantılı düşler
Kalbin gevşek atışlarıyla adımlanır dünya
Yüzlerde solar korkunun akşamı
Ve umut kurtlanır zihinlerde
Eğilir elif
Şafakla başlar akıl tutulması
Vuslatın tınısında döner bir derviş
Kaybolur tepetaklak belkilerin öznesi
Ve miadını doldurur b/ekleyiş
Yoktur anlaşılmanın ülkesi
Muhacir gibi dolaşır bin bir insancıl kötülük
Ölçüsüz pişmanlığını giyinir ruh
Ve bozulur m u h a l i f bütünlük
Açılmış bir uykudur hayat
İki kıvılcım arasında yaşanır kavgalar
Yaralandıkça menzili uzar hüzünlerin
Yağmurlar karışır mühürlü gözyaşlarına
Ve kan kokusuna bandırılır yeminler
Genetik bir döngüdür hayat
Ağıt yakarak uçar hüzünbaz kelebekler
İç savaşını yitirir bir gladyatör
Ve pişmanlık kokar cesetler
İnce işçilik ister huzur
An’ın lâl faslında
Grilerin ayinine kurban edilirken beyaz
İlk kavşakta tozar
Toprağın belleğindeki ayaz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!