Kaç kez çırpınarak çizilmiştir bilinmez
Ezber bozan cümlelerin altı
Masum mürekkebi kuruyunca nakkaşın
. . .
Nutku tutulan ünlemlerim coğrafyasında
Kıvılcımlar saçar suskunluğun şivesi
Ahraz hüzünleri emzirir d-ipsiz kuyular
Solar adı konulmamış renkler geceden
Metruk bir duraktır ömür
Geçmişine mührünü basar kanlı bir sancak
İlmek ilmek benliğe örülmüş tutkular
Aklı frenler ancak
Teyitsiz hikayedir bu
Eskir içimizdeki gümrâh yağmurun damlaları
Gecikmişliğin ilacını sürer bahtına
Ve marifetli anahtarlar çıkar
Şeceresi yitik kapıların tahtına
Fer biter
Bakmanın karasını öğütür gözler
Kanar sessiz harflerin yüzü
Kaçmakla göçmek arası yaşanır hayat
Ve h/içe doğru kayar yeryüzü
Lâ’yı giyinmiş
Ölüm aroması kokan zamandır artık bu
Ütüsü soğuk sayfalardan metruk bir şiveyle seslenir
Yüzü ötelere dönük
An’ın sonsuzluğundan beslenir
Cesur döngülere gebedir hayat
Aydınlığın tohumuna ses verir çatlak topraklar
Korkusu silinmiş direnişler üflenir ateşe
Yeniden örülür umudun kozası
Ve baharı cebinde taşır çocuklar
Kıvamı koyudur hayatın
Ki, bilmenin çocuğudur aykırı yaşamak
Gerçeklere sarılır tüm ikilemler
Küflü rüyaların teri bulaşır geceye
Ve gecikmiş zamanla demlenir şiirler
*
Destursuz
Ve nazar etmemiş gözle
Utancın dağlarında yankılanır sarımsı düşler
Vuslatı kurşuna dizer uzakların gardiyanı
İki ezan arasında boy verir çöküşler
Darası alınmış bir rüyadır hayat
Verilen her nefesle büyür ölümcül gölgeler
Yedi kat kendine iner insan
İç okyanuslarda seğirir umut
Ve kıyılara vurur boğulmuş kelimeler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!