Bu kaçıncı kırılmam
Aynı kemik
Aynı yerden kaynar mı?
Sırasıyla gelseydiniz
Üstü ne ise öderdik
Yanlış anlaşılmasın
Belki de biz eskiden daha güzeldik, eskiden güzel sandığımız her şeyden daha çok. Kirlenen dünya değildi, belki de öğrenmek istemediğimiz kirlerdi. Ama öğrendik. Tükendik galiba biraz da tükettik. Aydın Gürz
Kırmızı Yazılı Bakkal
1990'lı yılların başıydı...
Sokağımızın köşe başında küçük bir bakkal vardı. Kırmızı el yazısıyla yazılmış tabelası, o yılların en tanıdık görüntülerinden biriydi. Mahallenin çocukları olarak önünden sayısız kez geçer, harçlıklarımızı avuçlarımızda sımsıkı tutarak içeri girerdik.
Aradan uzun yıllar geçti.
Belki yirmi yıl, belki daha fazla...
O sokaktan defalarca geçtim ama nedense hiç dönüp bakmadım. İnsan bazen en çok bildiği şeyleri görmez oluyor.
Ben kitaba sardım
Kitap bana sarıldı
Bir kaç telaş girdi araya
Uzaklık unutturur sandım
Ay güneşten daha önce ayrıldı
Yakamızı bırakmayan
Kendi özünden yaz öze gidelim
Kelimeler dolansın diline söze gidelim
Boşver sen dönenleri bozuk düzeni
Açılın kapılar biz, bize gidelim
Yol birdir
Birleyeni bilene
Kızım ve Oğlum
Seninle kurulan hayaller vardı
Senle biten
Kızımızın adı eylül
Oğlumuzun adı deniz olacaktı
Yazılacak başka hiçbir hikayen yok diye başlayan bir arkadaş fırçasından sonra …
Hakkı var yalan diyemiyorum. Ama seni anlatabilmek kolay olmuyor. Aslında kimi zaman anlatabileceğim tek hikayem olduğunun da farkındayım. Marifetim senin gözlerine sözler söylemekten geçiyor. Senin sözlerine içerlenmekten.
Gözlerin gelip geçiyor bir pınarın içinden,
Gözlerin geçiyor her gördüğüm gözün içinden.
Ve ben her gördüğüm timsallerde seni arıyorum.
Koca çınar hemencecik yıkılır mı sandın
Sevdam biter dedin de kendine kandın
Aydın GÜRZ
kocaman bir yürek
içinde anlam
içinde mana
içinde iç var
neyin gücü
yeterki buna
Gün aşar gelir şimdi
Gecede kalacak değil elbet
Hüznü parçalar gibi
Bir seher yeli estirir
Kokunu da getirir belki
İçime sindirmek için




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!