AY ŞİİRLERİ

AY ŞİİRLERİ

Filiz Baskın

Dağların ardından yükseliyor yavaş yavaş
Gün yüzünü dönüyor sana doğru tepeden
Işık hüzmesiyle, süzülerek, parlayarak
Bir güneş, bir ay daha yaklaşıyorum sana.

Tamamlandıkça anlam kazanıyor sevgilim.
Paylaştıkça belirginleşiyor bu yap-bozlar
..

Devamını Oku
Mehmet Altıntaş

Ellerini ilk kez tuttuğum sahildeki banklar yoktu yerinde,
Yakamozlara baktım, böyle iki deli yürek,
Böyle bir sevda görmedik dediler ömrümüzde,
Deniz şahit, balıklar şahit, ay şahit.
Gözlerimden yuvarlanan yaşlar ay oldu, balık oldu, deniz oldu,
Dedim; böyle bir aşk kaldı mı günümüzde?
..

Devamını Oku
Sündüs Erbaş

Bir gölge inmiş gözlerine.
Ay bütün bu gece, yakamoz ıslak.
Kaç renk düşer deniz üzerine?
Kuş kanadı gibi asi, çırpınarak.

Şarkını söyledim, duymadın mı?
Denizi aldım önüme, ay bütün.
..

Devamını Oku
Yavuz Aydın Kars

Sana olan sevgim dünyalar kadar
Başka hiçbir şeyi görmüyor gözüm
Ne kalbim çalışır ne beden yaşar
Sen olmazsan ömrüm biter ay yüzlüm

Hasretin ruhuma huzur vermiyor
Hergün bayram olsa yine yetmiyor
..

Devamını Oku
Mesut Pekcan

Yine elimde kalemim,
Yaziyorum seni tuttuğun sayfalara
Güneş yine batıyor
Sana kavuşup sarılmak için
Bir günü daha sildim zorda olsa
Hasret çizgileri attıgım duvardaki takvimimden
Ay ışığı vurmuş perdeme
..

Devamını Oku
İbrahim Dağdeviren

Atladım geldim bağa
(ah) Elim değdi yaprağa
Kız ben seni almazsam
(ah) Girmem kara toprağa

Ay anam ay babam da mor yemeni
Sarı saçlı güzellere de yar demeli
..

Devamını Oku
Abdulkadir Saylan

Güneş olmasaydı seni güneş bilirdim.
Ay olmasaydı seni ay bilirdim.
Yıldızlar olmasaydı seni yıldız bilirdim.
Ancak hepside vardı.
Olmayan sadece benim YAR'imdi.
Bende seni YAR'im bildim.
..

Devamını Oku
Esma Yılmaz

Hasretlik ay sulara yansıyana dek
Nağme gibi düşüyor sulara ay!
Hicran dokuyor sabaha yakın sular,
Yine bir ayrılık olcak, gün batımına dek,
Maviler onsuz güneşle parlayacak,
Sessiz bir kıskançlık olacak
Etraf kendine çekilip,
..

Devamını Oku
İsmail Tunç

Hür olmamın nişânısın
Ecdâdımın al kanısın
Türk’ün onur ve şânısın
İndirilmez ay yıldızım

Saygı durur yerler gökler
Türk milleti nöbet bekler
..

Devamını Oku
Gürbüz Vural

gece soğuk
gece ayaz
gece kış kuşanmış üzerine…

sokaklar boş
sokaklar sessiz
sokaklar ölüm kuşanmış üzerine…
..

Devamını Oku
Halil Manuş

.
.
.

AŞKIN İLE…

Güneşten alırmış ışığını ay
..

Devamını Oku
Hamdi Oruç

Çalışan bir insan görsem imreniyorum
İşi var gücü var
Neden emekli oldum
Böyle erkenden.

Emekli olmuyor güneş ay yıldız...
Güneş gibi ay gibi yıldız gibi olmak güzel.
..

Devamını Oku
Emre Ozoran

Işığın altındayım,
Ay ışığının.
Bir köpek havlıyor:
'Ay ne güzel! '
Yıldızlar boyuyor ırmağı
Ve ağaçların arasından davullar duyuluyor.
Başka bir köpek havlıyor:
..

Devamını Oku
Sezer Alim Demir

Akşam çökerken senden sonra bu şehre
Kuşlar evine döner bense hala şehirde bir yerde
Sensiz ev soğuk her yer boğuk gelir bu bedene
Sen güneşimdin gittin,donar kalır kalbim seninle

Sabaha göz kırparken gece ben bilinmez meçhullerde
Ay beklemez güneşi batar ben seni beklerim günlerce
..

Devamını Oku
Ahmet Hani

men ağlar bir quşam heç tay yoxumdur
qanadan bağça bağdan pay yoxumdur.
güneş var göyde ay var amma efsus
qaranlıq dar qefesde ay yoxumdur.

15 september 2004
..

Devamını Oku
Yasin Hatiboğlu

Şaşirdim,güneş mi ay midir bilmem.
Hilal mi, kavis mi, yay mıdır bilmem.
Güneş döner, dünya döner,ay döner,
Secde mi, tavaf mı sa’y mıdır bilmem...


11.8.1999 / TBMM
..

Devamını Oku
Hasan Demirci

Zülüfleri salmış yana
Ay kız sana âşık oldum
Ak ellere sürmüş kına
Ay kız sana âşık oldum

Akıl şaştı yürek kandı
Tamah düştü dil dolandı
..

Devamını Oku
Süleyman Davut Kenanlı

Gökten süzülen ışık
Dağılırken odama
Ben,beni aradım
Ay düşerken cama

Seyre dalardı alemi
Köşe başında ama
..

Devamını Oku
Gönül Parıltı

HOŞ GELDİN AY IŞIĞI DOSTU
Hoş geldin ay ışığı dostu hoş geldin
Ama ne yazıkki yüreği yaralı yaşamdan...
Yara almadan gitmen gerekiyor
Aldıklarını geri ver
Ay ışığı dostu nemi aldın?
Diye sorma yüreği yaralı yaşamdan
..

Devamını Oku
Emrah Serbes

Bir gün tanışacağız, arkadaşlığımızın arkadaşlık düzeyinde kalmayacağını bilerek arkadaş olacağız, sonra sevgili. Bir ay, altı ay, üç yıl. Sonra ben, bir akşam ya da sabah ya da gece yarısı, henüz sen beni terk etmemişsen tabii, herhangi bir neden belirtmeden çekip gideceğim. Çünkü veda konuşmalarını beceremem. Becerebilseydim altı sene önce evlenmiş olurdum. Nasıl ayrılacağımı tahayyül edemediğim için evlenemedim. Ama bu ayrı bir konu. (Ve sana –bir cümleye “ve” ile başlamanın ona ilahi bir ton kattığını Jonathan Safran Foer’den öğrenerek kullanmaya karar verdiğimi de belirtmek isterim– erkek dünyasının tam kalbinden bir tavsiye, bu tarz dostane veda konuşmalarını becerebilen adamlardan uzak dur lütfen. Onlar bir gece uyanıp seni kıtır kıtır kesebilecek kadar kendine güveni yerinde adamlardır. Onlar en düşmanca hislerini bile dostane biçimde ifade edebilen gerçek erkeklerdir, onlar ergen değildir. Ece Temelkuran ne güzel kadın.) Her neyse. Ve sen kendini bok gibi hissedeceksin. Haklı olarak. Ve üzüleceksin. Ve sen üzüldüğün için ben de üzüleceğim. Ama bunu çaktırmayacağım. Ve sen benim taş kalpli ve vicdansız biri olduğumu düşüneceksin. Götün önde gideni olduğumu düşüneceksin. Bu düşüncelerini bir terbiye süzgecinden geçirip smslere dökeceksin. Ve ben onları okurken şöyle düşüneceğim, “Sanırım ben bu dünyaya insanların kalbini kırmak için geldim.” Sonra bir gece saat ikide, alkollüyken telefon açıp bağıra çağıra dökeceksin içindeki bütün zehri. Ama benim kafam o an yazdığım şeyin zehriyle dolu olduğundan senin zehrinden etkilenmeyeceğim ve diyeceğim ki, “Yarın akşamüstü bir kahve içmeye ne dersin? ” Ve sen de diyeceksin ki, “Yarın akşamüstü gelip seni bıçaklamama ne dersin bencil piç? Bip bip bip biiiip…” Her neyse. Dışarıda kahve içmekten nefret ederim zaten, evde yeterince içiyorum. Kahve içelim dememin nedeni, bira içip duygusallaştıktan sonra aynı döngüye tekrar başlamaktan korkuyor olmam. Sonuçta bir gün, o kahveyi barış içinde içeceğiz, havadan sudan konuşacağız, herkesin herkessiz yapabileceğini bildiğimizden (Tezer Özlü ne güzel kadın): kendimizle, o ana kadar ki bütün aptallıklarımızla dalga geçebileceğiz ve en sonunda, “Ne güzel böyle, bunu her zaman yapalım,” diyeceğiz. Masaya gelen, donmuş sümüğü üst dudağına yapışık çocuktan selpak ve bu işi sadece hayır için yaptığını iddia eden adamdan tükenmez kalem alacağız. Selpak mı kalem mi diye soracağım. Tabii ki de kalemi seçeceksin. Sonra aramızdaki sessiz anlaşmaya uyarak, bir daha bu kahve faslını hiç tekrarlamayacağımızı bilerek, ayrı yönlere gideceğiz.
..

Devamını Oku