“Oruç tutunuz, sıhhat bulunuz” hadis-i şerif
Oruç hem dini hemde sosyal bir ibadet şeklidir. Öyleki, Oruç aynı zamanda birinci derece sağlıklıda ilgilidir.
Dini olarak oruç, islamın beş şartından biridir. Oruç da namaz gibi bir farz-ı ayındır. Hicret'in ikinci senesinde Medine'de farz kılınmıştır. Oruç tutmayanların eğer bir mazereti yoksa farzı yerine getirmemiş olurlar ki büyük günah işler.
Oruç tutarken yalnızca gün boyu aç kalmak değil, diğer ibadet ve ahlaki özellikleri de yerine getirmek gerekir. Çünkü”Ameller niyetlere göredir”Niyetimizi engelleyecek herhangi bir olumsuzluktan kaçınmak bizim oruç ibadetimizi ancak taçlandırabilir.
Oruç ibadetinin sosyal bir yanıda vardır. Zengin ve fakir bir ay zarfında aynı seviyeye gelir. Beklenilir ki, zenginler açların halini anlayarak daha yardımsever olsun. Aç olmanın, yoksulluğun ne demek olduğu bilinsin ki insanlar ellerindekilerin kıymetini bilsinler. Oruç insanlara sabırın, beklemenin ne demek olduğunu öğretir. Tahammülsüzlüğün bir ilacıda oruçtur. Oruç insanların iradesini güçlendirir böylece sabretmeyi öğrenen insanlar zorluklara karşı dayanma gücü kazanırlar. Gün boyu ibadetli olmak demek Allah’ın huzurunda demek olduğundan oruç tutan kişiler söz ve davranışlarına dikkat ederler. Bu da insanların davranışlarının güzelleşmesine vesile olur. Aile içerisindeki ilişkiler daha olumlu olur. Çünkü toplu iftar ve sahurlar yapılır. Komşular birbirini iftar yemeğine çağırırlar, toplu sohbetler yapılır, teravih namazı toplu halde kılınır ve böylece hem toplumda bir canlanma hemde toplumsal ilişkilerde olumluluk göze çarpar. Oruç insanlara düzenli, disiplinli ve programlı yaşama alışkanlığı kazandırır. Oruç tutanlar daha çok huzur ve sükûnu ön plana çıkardığından ramazan ayında suç oranlarında çok büyük düşmeler görülür.
Ramazan ayı yardımlaşmanın, paylaşmanın artığı ve günahlardan hızla uzaklaşıldığı bir mübarek ay olarak bütün İslam toplumunu tamamıyla etkiler.
..
Bir Kadeh Şarap
Çiçek açan ağaçların altında,bir kadeh şarap
Hiç dostum yok, öylece yalnız içiyorum
Kadehimi parlak ayın şerefine kaldırıyorum
Ay, benim gölgem, bir de ben, üç kişiyiz
O güzel Ay,ne yazık ki, şarap içkicisi değil
..
Bu akşam ay tutulacak
Ay bakışlarımızda tutulacak
Sonra,
Sen tutulacaksın düşlerime daha bir,
Derken,
Çılgınca bir sevişmemiz başlayacak
..
Yaram derindir ateşle dağlanmaz
Karagözlü olan, ay yüzlü Ayşe’m
Senden başkasına gönlüm bağlanmaz
Karagözlü olan, ay yüzlü Ayşe’m
Mor menekşeler açtı dağ başında
İsmin yazılıdır, gönül taşında
..
Ayşığında dans ettiler, Yıldızlar eşliğinde,
Samanyolu seni, kutup beni izledi
Sıra dağlar saygı ile eğildi, için için ağlamaklı, Sanma ki üzüntüden. Mutluluğa tanık oldular
Heybetli çınar,ay la tokalaşan kavak, Kollarını toprak dan ayırmayan söğüt, Gün ışığında neden,bu kadar mutlu olamadıklarını anlattılar Gök yüzü pamuk şekeri ikram etti, Ay ışığı önündeki Resmigeçitte, Yanıp sönen ateş böceği misali, Karşı komşunun ahır çatısı, sanki iki katlı villa
Balkonundan alkış tutmuş gibi, Renk değiştirmiş kiremitler, biz de varız diyordu. Muhteşem Gecede, Tavuklar, ördekler, birkaç hindi uykunun derinliklerinde Olan bitenden habersiz, karabaş
Ön ayaklarının, üstüne koyduğu başını, Bir gözü kapalı, kulaklarını sessizlik tırmalıyor, Uyanmak İstemiyor Bunca gürültünün de, kendisine verdiği hazzı, Yüz yıldır görünmeyen ruhlar Doğmak istiyorlar,sonsuzluk dan, Ölümlü olmaya gelmişler, Bedenden bedene dolaşmaktan sa, Kısa ömür Mutlu ömür diye haykırıyorlar. Ay ışığında dans ettiler, Yıldızlar eşliğinde.25.05.2006
..
Yar biz el ele tutuşmuştuk,
Durup göz göze bakışmıştık,
Senle sahilde yürümüştük,
...Gamsız gece ay ışığında.
Hani diz dize oturmuştuk,
Bir birimizi çok sevmiştik,
..
Bayram etti bütün Vatan
Bacı kardeş Anam babam
Size güvenmişti Atam
Ay Yıdızlı On Bir Adam
Volkan Emre Servet Gökhan
Memet Sabri Hamit Hakan
..
Seni gördüm el götürdüm dünyadan
Uzun boylu kelem kaşlı ay gözel
Lale yanaklara kaymak dodağa
Bakan gibi ağlım çaşdı ay gözel
Heç demirsen Yetim Seyid hardadı
Ne sebebdi senin meylin hardadı
..
Dün ay ile yine güzeldi gökyüzü,
Parlaklığından salıyordu çevreye.
Hüzünlüydü sanki solmuştu yüzü.
Ay küçülürken ne girdi ki devreye?
Sana bakmak için balkona çıktım.
Güzel yüzünle karamsarlığı yıktım.
..
Kıyıda, köşede, saklımdakiyle
Hüznü gönle siner ay ışığının
Çayı yarım kalmış aklımdakiyle
Şavkı suya iner ay ışığının
Bir asi yaramaz sözüne uyar
Gözden ırak durur sineyi oyar
..
ay ışığında yan benimle
ay ışığı karartsın
verdiği süt kadar beyaz memelerini
ayı ışığında ıslan benimle
ıslak vücuduna yapışan
kumlar örtsün çırılçıplaklığını
..
ay düştü gözlerime
süpür kırıklarımı
silkelenmiş bir kilimim artık
gevşetilmiş bir yay
iç gölgelerimi soğuk sulardan
damla yalnızlığıma…
..
Özene bezene yaratmış seni,
Seninle unuttum çileli günü,
Bembeyaz teni narince eli,
Güzeller güzeli AY PARÇAM BENİM.
..
Issıza çekildiğinde ay karanlığında gecenin
Sevdalı türkülerin yazıldığı yerlere varmıştır
Yanık şiirlerin doğum evini ziyarettedir
Yalnızlar kalabalığını aydınlatmaya gelmiş
Onulmaz yaralarını yalayan savaşçılar diyarındadır
Sorulmaz soruları soranların kellelerinin düştüğü yerde
Söylenmezleri söyleyenlerin yoludur yakamozların yolu
..
Gün doğarken bir ses yükseldi Kaandan,
Bir tufan koptu Ergenekon adlı vatandan.
At sırtında geliyor Mete adlı kahraman.
Cumayı da kıldırdı beyaz kaftanlı Alparslan.
Mızraklar ışıldadı güneş batarken batıdan.
Kurt başlı gök bayrak savruluyor karşıdan.
..
Bir umut Doğar gecelerde.Ay ve yıldızlar seslenince,
Hayat su gibi akıp gidince,Bir ay doğar gecelerde,
Yıldızlar aksa Her tarafa geceler uzansa sabahlara,
Loş bir ışık saçsa semalara,....Zehra Okur
..
Ne yapsan ne etsen de, bu çark böyle dönecek
Gün doğup, gün batıp, ay olup yıllar geçecek
Büyük muhasebe defterin kapatmak için;
Son ay,songün, son saatle kıyamet kopacak.
..
Kimseler tutmasın tuttuğum eli
İçimde çağlayan sevdanın seli
Bir garip haldeyim gitti gideli
…Günlerim ay oldu, ayım yıl oldu.
Doğrudur amacım hudut tanımam
Uğrunda canımı versem tınlamam
..
Bayrak
Sen bilemezsin kıymetini
Ben bir bayrağa aşığım
Bayrakların en güzeli...
Ay -yıldızlı o bayrak
Yıldız sanma bir gönül o
..
Uzun zamandır iş arıyordu, eşinden boşanalı birkaç ay olmuştu. Geçimini birikmiş bir miktar para ve ziynet eşyaları ile yapıyordu, umutluydu, Kendini daha önce hiç bu kadar iyi hissetmemişti. Yeni bir hayata adım atmıştı ve her şeye sil baştan başlayacaktı. Öncelikle bir iş bulması şarttı. Bu arada rahmetli babasının sağlık güvencesinden faydalanmak için, bir dilekçe hazırlayıp Sosyal sağlık kurumuna başvurmuştu, Hayat bu belli olmaz her ihtimali göz önünde bulundurmak zorundaydı. Bu arada Açık öğretime kaydını yaptırmıştı. Okumak istiyordu. Öyle hızlı ilerliyordu ki hayat Dilruba bazen zamana ayak uydurmakta zorlanıyordu, bu tempoya alışık değildi.
Her şeyin yolunda gitmesi için dua ediyordu. Fakat bir sorun vardı, “başında ki örtü”. Birkaç iş görüşmesinden sonra morali bozulmaya başlamıştı. Düşünüyordu. Neden? başımda ki örtü bu kadar önemli,içindekinin hiç mi değeri yok? bir anlam veremiyordu ve çok zoruna gidiyordu bu durum. Oysa örtünmeden önce ona olan bakışlar çok farklıydı herkes işine ve aklına güvenirdi. Peki bir metrelik bir bez parçası neyi değiştirmişti ki, görünüşünden başka. Tüm kapılar yüzüne kapanıyordu bir, bir. Ve bu arada delice bir heyecan sarmıştı bedenini apansız, Aşık oluyordu galiba. Hayır dedi, kendine hayır! Bunun için henüz çok erken daha hayatını bir düzene koyamamıştı. Derken kız kardeşi birlikte olduğu adamdan ayrılıp yanına taşınıverdi aniden. Neslihan ile pek anlaşamazdı ama kardeşiydi sonuçta sokakta bırakamazdı. Açık öğretim sınavlarına girmişti gerçi pek çalışmaya vakti olmamıştı ama olmazsa bir dahakine deyip umudunu yinede yitirmedi Dilruba.
Babasından yetim maşı alacaktı ama bazı sorunlar çıkmış, uzun zaman geçmesine rağmen henüz Ankara’dan bir haber gelmemişti. Elindekiler tükenmeye başlamıştı. Bir gün Dilruba Ankara’ya telefon açmaya karar verdi, maaş bağlanma işi çok gecikmişti,iş bulamamıştı ve parası bitmek üzereydi,zor durumdaydı. Epey bir aktarmadan sonra yetkililere ulaştı, sorununu anlattı. Yetkili dosyanın kaybolduğunu söyledi ve yeniden dilekçe göndermesini salık verdi. Tam 8 ay olmuştu ve onun bu dilekçeyi bekleyecek vakti kalmamıştı. Sonra yetkiliyi ikna etmeyi başardı ve yetkili dosyasını bulacağına söz verdi. Bunu takip eden birkaç hafta içinde maaşı bağlanmıştı Mutluydu. Eline bir miktar toplu para geçmişti.
Kız kardeşi kuafördü bir işe girip çalışmaya başlamıştı bile ama bazı sıkıntıları vardı. Birlikte hayata tutunmaya çalışıyorlardı. Aradan biraz zaman geçtikten sonra kız kardeşi de bu maaş için başvurdu. Sağlık güvencesinden yararlanmak istiyordu. Çünkü çalıştığı işte genelde sağlık güvencesi yapmıyorlardı. Ama zaten yetersiz olan maaş bu sefer ikiye bölünmek zorundaydı. Ve bu hiç yasal değildi. Ama Dilruba ses etmedi çünkü onun için Neslihan önemliydi, o da biliyordu ki bir hastalık durumunda ellerindeki kıt para tedavi masraflarına yetmeyecekti. Sustu. Kendisini daha zor günlerin beklediğini hissediyordu.
..



