yaklaştıkça alev alev yanan
uyur uyanık sevdalarımız
bir an daha olsun
bir an daha fazla
titresin kalplerimiz
bedenlerimiz de bir
güneşimiz batıyor
önce bulutlar ardı
sonra dağlar
ve sonra büyük en büyük karanlık
gece gibi üzerimize çöken yalnızlık
bir an daha olsun
bir an daha fazla
karışsın sıcaklıklarımız
tenlerimiz de bir
bir ağaç büyüyor içimizde
yaprakları sonsuzluğa açılan
sallanışlarıdır bizi yarınlara taşıyan
rüzgârın her dokunuşunda
gökyüzüne yayılan bu melodi
bu ahenk
karanlığa karışan bu yeşilin tonu
her fısıldayışta çoğalarak
ruhlarımızı bağışlayan yapraklar
şehrin ışıkları yandı
insanlar çekiliyor eşiklerden
önce kapılar ardı
sonra duvarlar
ve sonra büyük en büyük yalnızlık
acı gibi çöküp üzerimize
dudaklarını kapatan gece
şimdi dilleri lâl sesleri nerde
bir sen kaldın sokaklarda
bir de ben
birden dolanıveriyor elin ince belime
bir koku yayılıyor
aşkın kokusudur bu saran gökyüzünü
bir olmuş ruhların kokusu
ay tahtına yükseliyoruz soyunarak
kalplerin ritmiyle sarhoş
ödemek için bedelini
yaşadığımız en temiz aşkın
şehrin yüzü ıssız
şehrin yüzü soğuk
çizdiğimiz bu kader olmasa
renklerimizi karıştırıp
hayata damlamasak
bu şehrin hiç hükmü yok
efsun gibi saran aşkımız olmasa
Kayıt Tarihi : 3.7.2007 23:52:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
iki şehrin hikâyesi...

Hayırlı, meşru, fıtri, makul, sıhhatli, edepli ve baki muhabbetler, birliktelikler dilerim.
Bu emek-düşün ve gönül ürününde de birkaç yerde kullanılmış.
'bu şehrin hiç hükmü yok
efsun gibi saran aşkımız olmasa'
Şiirin sonunda ve yer yer diğer bölümlerinde de var.
Oysa daha imgeli/imalı bitiriş şiiri güçlendirirdi sanıyorum.
Saray ve Halk, üsttekiler ve alttakiler arasında bin yıl boyunca yüksek duvarlar var olmuş.
Halkın her şeyi çokbilmişlerden farklı olmuş 1000 yıl boyunca.
Elbette yazın da bundan payını almış. Şimdi şairler bocalıyorlar. Şiiri halka mı yazacağız, çokbilmişlere mi?
Bu ikilem bu şiirde de var ve ben onu eleştirdim.
Kutluyorum şiiri.
bir ağaç büyüyor içimizde
yaprakları sonsuzluğa açılan
sallanışlarıdır bizi yarınlara taşıyan
rüzgârın her dokunuşunda
gökyüzüne yayılan bu melodi
bu ahenk
karanlığa karışan bu yeşilin tonu
her fısıldayışta çoğalarak
ruhlarımızı bağışlayan yapraklar
…burada bana göre evlilikten mütevelli olacak olan ÇOCUKLARDAN bahsediyor. Ne diyor şaire “
bir ağaç büyüyor içimizde” evet bir ağaç, bir fidan çocuklarımız öyle değil mi?
…onların yürüyüşleri, çığrışışları, koşuşturmaları, ağlamaları, gülmeleri bizi yarınlara taşımıyor mu?
…bizim çocuklarımıza, eşimize her dokunuşumuz rüzgarın dokunuşu gibi ses çıkarır, onlara dokunduğumuzda adeta bir melodi (KALPTE Kİ TERENNÜM kastediliyor) oluşturur.
…işte daha neler neler. Saygılar hanfendi.
TÜM YORUMLAR (68)