bir sessizlik çökmüş dagların doruğuna,
denizlerde hırçınlık, dövüyor kıyıları.
el ele tutan eller, ellerden utanıyor,
aglayan gözlerinde hep mahcubiyetler var.
türlü türlü çiçekler açan gülistanlarda,
harap olmuş her yanı, dökülmüş o gülleri.
İŞTE GEÇTİ BAK ZAMAN.GİDELİ KAÇ YIL OLDU.
SENSİZ ZAMAN GEÇMİYOR, SÖYLE NELER YAPAYIM.
GECELER BİR VAKİTSIZ, GÜNLER SENDEN DE YOKSUN.
SÖYLE BU KOCA ÖMÜR SENSİZ NASIL GECECEK.
BELLİ Kİ BİLMİYORSUN, GİDERKEN KALANLARI.
gel inelim seninle o çok özlediğimiz çocuklugumuza
ben yine anne olayım saçlarını tararken
bir dilim ekmegi bölerken sana, baba gibi,
bırak, pencereden bakarken b ben çocuklugumu yaşayayım.
ÇOCUKLAR HER GÜN YÜZ DEFA ÖLÜR.
böyle bir mevsim di,yolumuz üzerindeydi, ana caddede lüks hatta süper lüks diyebilecegimiz bir çocuk kıyafetleri mağazsının açılış saatiydi, dikkatimi çekti durdum vitrine bakarken gördüm onu .
açılışa çok az zaman kaldıgı telaşlardan anlaşılıyordu, ve oldukça zengin aileler arabaları ile gelmiş yanlarında da çocukları bulunuyordu ve nihayet açılış başladı ve tüm sosyete anneler çocuklarıyla girdi,ler magazaya.
davetliler bir taraftan kokteylerini içerken,bir taraftan da çocuklarına kıyafet bakıyorlardı ve etiketlerde de uçuk fiatlar vardı.
8 veya 9 yaşlatındaydı, muzunda bir sandıktan bozma boyacı sandıgı yüzü gözü kirlı, elbisesi yırtık ayagında yarım terlik vardı, yüzünü vitrine dayamış gözlerini kırpmadan elbiselere bakıyordu sanki bakışlrından ateş fışkırıp o elbiseleri yakıyordu o derece berrak o dereve kırılgan dı gözleri,
tam arkasında durdugun için vucut dilini çok ıyı görüyordum, 15 dakikadan fazla baktıktan sonra gözleri magazanın içinde anneleri ile beraber olan yaşıtlarına takıldı bir müddet izledikten sonra mahcup olmuş gibi başıjnı eğerek ayrılırken, anladım yüreğinden öldüğünü.
hatırlıyorum dünü,
çocuklugumu, gençligimi.
mis gibi taze ekmek kokusunu,
yagmur sonrası topragın nefesini,
hatırlıyorum çünkü,
hiç bisikletim olmamıştı,
ÇOCUK
DOKUNMAMALI HİÇ BİR EL,
DEĞMEMELİ TENİNE KİRLİ NEFESLER.
KADERİNİ ÇİZMEMELİ BAŞKA KALEMLER,
ADINI KAYBEDEN OLMAMALISIN ÇOCUK.
DAĞ
kendine göre heybetli,başı dik ve devamlı dumanlıydı,pek yol vermerzdi doruklarına çıkanlara, çeşit çeşit meyveler ve agaçlat yetiştirirdi bağrında,
geleni dallarıyla kucaklar dinlendirir,gidene de serinlikller verirdi,yağmuru, kar ı, tipiyi, borayı gögüsler, aşagılara yumuşak olanları verirdi, bi,r BABA gibi.
Çölşde yanan ateş
havayı temizler.
üçüncü dagın etegindeki büyücü
çare bulur dertlere.
denize düşen ışık
yıldızları ürkütür
can dedik canan dedik sarıldık
dost dedik yaren dedik sevindik
adam dedik insan dedik kız verdik
sırtımızdan vurdu kalleşler bizi
vatan bizim bayrak bizim can biziz
kardeş diye açılan kollar bizim
ÇAY BANK YOL
bir bardak çay alarak oturdu adam,
park ta ki banka, kızın yanına.
nezaketen konuşmaya başladılar,
kız, kütüphaneye giitiğini söyledi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!