Kurşun gibi indi gece, gözlerime,
yol ayırımında darağacında yüregim.
sarılmış yılan gibi gövdesine,
çocuksu masumiyetlerle doğarken güneş.
dağların arkasındaki sevdaydı sesi,
Durun bir dakika bekleyin beni
az sonra dönerim gitmeyin sakın
yarım pantolonla yırtık pabuclarım
nerededir, bir anneme sorayım.
tamam buldum bir sandıgın içinde,
yanında bezden yapılmış topum
Denızın Rengı
egil de bak, denizin rengine,
kulak ver,dinle, kuşların sesini.
bak, topraga neden renk, renk,
uçan kuşun kanadında neler var.
neden agaçlar dik gökyüzüne,
derinden izler bırakmıştın,
hafif bir yagmurla.
yağan karlarla
esen rüzgarlar la.
nasıl da silinip gitti cananım,
yakmıştı bakışım gözlerini yakmıştı,
geceydi her gece gibi,
vardı kaldırımlarda telaşlılık,
sevdaların sabahına hazırken yürekler,
kahrlası yok edişler kesti nefeslerimi
varlıgı sabahları getirirdi hep,
gece, mehtap dogmadan,
zifiri karanlıkta.
attı agını denize,
nefesi şarap kokan adam,
moraran dudaklarındaki sigaradan,
bir nefes çekerek,
kim dokunmuş o ipeksi saçlara,
kim hapsolmuş gözlerinin renginde.
kim yanmış ki ateşinde teninin,
hiç kimse.
bakan varmı gözlerine aşk ile,
hiç kimseye söyleme,
kimse bilmesin b eni.
yüregin de olmasam da,
gözlerinle sev b eni,
sevk,i;
gözlerim yüregimin,
hilal
varlıgınja adanmış bir ömür,
karanlıktan aydınlıga adım,adım mutluluk.
acılardan sonra ki aydınlık,
ve yüreğin göklerinde doğan hilal.
başını dizlerine dayayacak kadar tutkulu,
işte bitti, sana verilen mühlet,
yetmiş yıllık ömründe sırtında nedir külfet.
şimdi sıyrıldın işte yokluk perdesinden,
girdin varlık dünyasına mezar denen kapıdan.
açılacak sayfalar, hesaplar sorulacak,
aşk diye yaşadıgın hevesler maglubundur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!