Kendine ve sözlerime iyi bak Asude,
Sözlerim közlerimin eseridir bilesin.
Sivas'ta yandım, Kerbela'da kanadım...
Biliyor musun Asude,
Ben kötü ve iyinin tam ortasıyım.
Oysa kişi kendini bilmez ve anlatamaz,
Ölürken bana beni sormayacaklar değil mi?
"Rahmetliyi nasıl bilirdiniz ey cemaat?"
"İyi bilirdik," derler tanıyan tanımayan.
Keşke bana beni sorabilseler o an...
Tanrı'nın beni tanıdığı kadar
Ben de tanıyorum kendimi...
İşte ben ölmeden söylüyorum Asude;
Ben yağmur yağınca ıslak,
kar yağınca donuk,
rüzgar çıkınca ince,
güneş doğunca
bir mum gibi eriyenim.
Ne sabırlıyım ne sabırsız,
ne ağırbaşlı ne de arsız...
Ben iyi ve kötünün tam ortasıyım.
İşte böyleyken herşey seni sevdiğimi söylesem
sana haksızlık,
sevmiyorum desem aşka günah.
Aşkı ürkütmekten kumrulara sığınırım,
seni üzmekten de aşkı yaratana...
Asude, mektubumun ilk satırlarında
"Kendine ve sözlerime iyi bak," diye başladım.
Anla ki çok yoruldum,
derin sevdalarda çok boğuldum.
Senden önceki mektuplarda
Şöyle yazmıştım eski bir aşka:
"Yazmaktan yorulmadım inan bana,
Fakat gözlerimi çok yordum bunu bil.
Zaten bir şairin kalemi gözleridir,
Göz diyorsam öyle körü körüne değil.
Ben sana kalbimin gözleri
Ve ciğerimin közleri ile yazıyorum hep."
İşte ben Kerbela'yı ciğerimde,
Sivas'ı gözlerimde taşıyorum.
Yangın, kan ve insanın yobazlığı
Aşkı öldürüyor içimde.
Hal böyleyken Asude,
çocuklar hariç kimseyi sevemiyorum...
Evet Asude, mektuplar da bitmek içindir.
En zarif bir zarfın içinde bir mektup,
birkaç günlük yolculuk sonrası
ulaşınca adresine,
sabırsız bir elin paramparça ettiği
bir zarf olmuyor mu?
Şimdi ben seni içimde taşısam,
benim içimi de parçalamaz mı bu sevda?
Olmuyor Asude,
bir yapboz gibi dağılmışım,
Toplayamıyorum parçalarımı.
Sense beyaz bir kelebeksin;
Bir hafta ya da birkaç gün
Dolaştın ömrümün ışıksız yaz gecelerinde...
Asude, hani bazen yağmur yağacak
hissi oluşturur gökyüzü ama yağmaz;
Bu, bulutların güneşle dansıdır oysa.
Ya da cıvıl cıvıl başlayan bir şiir,
karamsar biten imgelere dönüşür ya;
Bu da şairin düşlerle dansıdır.
Anlayacağın her şey değişir zamanla.
Benim bu şair yüreğim,
senin bu göz kamaştıran güzelliğin
Hep böyle kalmayacak.
Heybemde söz kalmayınca
Güzelliğin de bir yıldız olup akıp gidecek uzaklara;
Bu da hayatın bizimle dansı Asude...
Dön iklimine Asude,
Senin sevdan benim iklimimde yeşermez.
Filizlenir ama yeşermez dalların,
hoyrat rüzgarlarıma çarpar kırılırsın,
hırçın depremlerde sarsılırsın.
Ben kendimi paslanmış
Bir bıçağa benzetiyorum Asude;
Körelmiş ve hiç bilenmemişim,
Öyle yarım, öyle biçimsiz kalmışım...
İşte böyle Asude,
Seni geç buldum, erken yitirdim.
Bana erken gelen, geç çıktı içimden.
Anlayacağın sen benim tezat şiirimsin,
Sen benim uzağım, sen benim olmayanımsın
Böyle kal içimde Asude;
İçimin kor ateşi olacağına,
Tatlı bir rüya olarak kal düşlerimde.
Söze başlarken belli belirsiz anlattım,
Şimdi açıkça söylüyorum Asude:
Bu sana son mektubum.
Sana "merhaba" demeden
"Hoşçakal"ı layık gördüğüm için
Beni bağışla lütfen.
Varsın kanatlarını ben kırmış olayım sevdanın,
Varsın şairi olmayan bir şiir olsun gözlerin...
İşte kağıt, işte kalem, işte veda...
Ne bir ses duyacaksın ne de bir seda.
Sessiz sevdim, sessiz gidiyorum senden.
Hoşça kal Asude,
Hoşça kal üç mektuplu posta güvercinim...
Kayıt Tarihi : 12.07.2026 02:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!