Askin Seyri Seferinden Şiiri - Seyfi Karaca

Seyfi Karaca
5460

ŞİİR


15

TAKİPÇİ

Askin Seyri Seferinden

Yol ile erişim noktası arasında plastikleşmiş cam cıncık boncuk demir çelik mücevher maden mineral gibi parlak gösterişli ve ışıltılı kılıflardan beton yığını gri morluklarla DEFİN DEFİLESİ olmuşsa, herkesin herkesi ve herkesin kendi kendini kandırarak yaşamaya alıştığı paslı ilişkiler ağında gizli kapaklılığın imaj sahtelik ve tarz külüstürüne tutsaklaşıp hurdalaşmıştır insan.

Çünkü yolu erişim noktasıyla birlikte bütün niyet emek, zahmet özgürlük cesaret ve özgüven donanımlılığıyla birlikte yüklenip yürüyüp yaşamayanın ne aşka seyri seferi vardır ne de hakka hukuka ve insanlığa dair ve ilişkin gerçekçi samimi yolculuğu. Orada her şey körü körüne yapay cisimleşmeye ve ilişkisizliklere kapılmışlığın gösterişli imajlı kumaşına bürünerek dürtü bağımlılığını doyurup tatmin olmanın benlik EGOSU ve doyumsuzluk uçurumu hakimdir.
Evet, yanık mum yekdiğerine ışığını yakarak verdikçe kendinden herhangi ve hiç bir şey eksilmez diye bilinse de Mevlana, mutluluk sağlık sıhhat özgürlük inanç ibadet saygınlık hak hukuk her şeyin sanayi pazar piyasa ve tüketim dolaşımına şöhretli seçkin olma kul kurbanlığı bağlamında maddiyatlaştırıldığı plastikleşmiş yaşam biçimi, insan ilişkileri sonsuz kargaşa ve karanlık bozgununda ve insansızlık modeliyle hiç bir mumun diğerini ışığa yakıp aydınlatması mümkün be müsait değildir artık.

Sahteliklerle katmanlaşarak yaşamayı alışıp kanıksamış ruhsuz donuk durağan kapaklı gizli mecalsiz ve cansız plastik cisimleşme hücresinde yolunu yönünü kaybetmiş parıltılı kamaşmaların tutsağı kimsenin yalansız ve yapmacıksız sevgiye saygıya IŞIĞA hakka hukuka yola dünyaya ve aşka ilgisi meramı da yoktur.
Ne salt ve soyut ruhun tatmin olma duyumu ne de bedenin beslenme kanma doyumudur aşk ve sevgi. Ama mutlaka her ikisidir. Yoksa soyut ruha hitap eden gerçek dışılıkta hayati ihtiyaç duyduğu somut gerekliliklere kendini duyup yaşayamaz İnsan. Sadece bedenine hitap ederse şehvetin maddiyatın esaretini zehirlenir tükenir insan. Ama her ikisidir ilgi ve ilişkisiyle aşka bağlı sevgiyle sonsuzluğu yaşar dengeler sağlar ve .yürütür.

Duygularından ve duyarlılıklarından izole olmuş soyut kavramlarla somut maddiyat odaklı güç gösteriş şöhret ihtişam konfor ve ihtirasların zehirli bulaş salgınlarını süslenip taşımak, sınırsız sonsuz tükenmişliği insanlık cesedine bağlayan kokuşmuş çürümüşlüğün haz dozu ve bağımlılık rutinidir.
Çünkü yolu erişeceği varım yeriyle birlikte taşımaya somut yatkınlığı özgürlüğü emeği sorumluluğu cesareti çabası gayreti ilgisi bilgisi ve hele ki AÇIK YÜREKLİLĞİ olmayan hiç bir olgu ve döngünün inanılır samimi ve gerçek karşılığı yoktur ne yolda ne menzilde ne sevgide ne hayatta ne insanlıkta ne de AŞK ‘ ta .

Dünyanın yuvasını en çetin koşullara karşın hiç bir soyut değişim kostümlerine, plastik yaşam hücrelerine, kapalı gizli sahteliklere ve kendini dışlayan duyarsız sevgisiz ilgisiz uçurumlaşmalara düşmeksizin aşkla ve tutkuyla kurup donatmaya çırpınan kuştan kelebekten tırtıldan ve karıncadan ne fazla ne eksik hayat ve dünya hakkının olmadığı inancıyla AŞK katından aldığı sevgi yükünü kendi huzuruna ve sosyal mutluluğa iletip taşımanın açık yürekliliğini yaşayıp taşımalı ki eziklik yahut üstünlük yarışına girişmeden ve birbirinin ışığına yanarak ikiyüzlülüğün kirli sorunlu arızalı karanlık çelişkilerin kulu kölesi olmaktan kendini kurtarabilsin insan.

Ne inişte ne yokuşta ne düzde, üzerine aldığı ve aklına kalbine koyduğu aşk yükünü yolda bırakırsa gidip varacağı yer, hayat yaşam ve insanlık gerçeğinden kopuk yapay ilişkiler bağımlısı cinnetin ve cehennemin dibidir. Aşkın ve sevginin tabiatında yaşamın bütün saygın değerli sağıltıcı canlı dayanıklı iyilik ve güzelliklerini yüklenip yaşarken rastladığı kainatın her ögesini içeriden ve kapsayan sonsuzluktur yaşama sevincine çırpınan özlem arayış ve tutku. Ağaçlar böcekler ırmaklar dağlar denizler börtüler bitkiler hayvanlar dereler denizler gibi insan da bu tutkuda aşkla ve sevgiyle insanın ihtiyacı hasreti ve özlemidir. Açık yürekliliğin ilgisi meramına rast gelene erişim noktasının kutlu müjdesi olarak duyurusu iletilir ilan olunur. Denklik aynı yolun yük menzilini taşımada yoksa, önünde saygı duyularak eğilip rastlantıyla gelenin kendine geri iade edilmesi gerekir. Sevildiğini bilmek de yolu erişimiyle birlikte taşıyorsa cismi kendi olana sevmek kadar değerli ölümsüz aşktır ve kursaldır çünkü. Değilse bütün sığ girdaplarda boğulan hiçlik avuntusunun merhum dolaşımıdır çığırdan çıkmış akrep yelkovan..!

Çünkü sonsuz güzellikleri tüm değer ilişkileri bağlamında canlı soyut somut cansız her şeyi ve hele hele en başta insanı kendinden ( duygu düşünce arzu istek hayal his heves haz ) soyutlamadan kapsayan sonsuzluktur yol ve yolculuk .
Sermayesi servetiyle Sevgi zengini AŞK ise, açık yüreklilikte yapaysız sahtesiz yalansız yapmacıksız silik sönük soğuk yaşadığı kör ve plastikleşmiş ışıltıların kulu kölesi olmayıp uyandıran duygularına cesaretin hasretin insan kalbi yaşama sevinciyle yanıp tutuşan cesaretin sorumluluğun ve emeğin hakkı ve harcıdır.

Bu dağ olmasa öteki dağ vardır çünkü. Bu seyir hali olmasa yarın ki. insan olmazsa diğer iyinin iyisi ve güzeli . Çünkü buzlanmış dolaba porselenden kaba yahut kilidi kılıfı sağlam çekmeceye konup bekletecek zarar ziyanlık değildir ne aşk ne sevgi ne dünya ne de yarın..
Her derdin sefası cefası dermanı ve devasını Aşkla sevgiyle yaşadığım, güne yarına kalan sevgili ömrüme bin selam olsun..!

Nisan/26

Seyfi Karaca
Kayıt Tarihi : 10.04.2026 13:54:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!