Tutkum sana doğru
gürültülü değil
ama sağlam.
Zamanla büyüyen,
alışkanlık gibi görünen
ama aslında derinleşen bir şey.
Aşk
O günden sonra
hiç eskisi gibi olmadım.
Demek ki
bir şey olmuş.
Aşk
Seni düşünmek
canımı yakmıyor.
Aksine,
içimi dolduruyor.
Sanki eksik bir şey
yerine oturuyor.
Aşk
Tutkum sana doğru
bir sahip olma isteği değil,
seni olduğun gibi
kabul etme hâli.
Eksiklerinle,
fazlalıklarınla,
sessizliklerinle.
Aşk
Seni seviyorum.
Bunu söylerken
bir şey istemiyorum senden.
Ne karşılık,
ne söz,
ne de bir vaat.
Sadece
sevmenin kendisi
yeterli geliyor bana.
Aşk
Ordu’da
bir çınarın altında
yan yana durduğumuz o an
bir mucize değildi belki
ama içimde
bir şey değişti.
Daha yumuşak oldum.
Daha sabırlı.
Daha… insan.
Çünkü gerçek sevgi,
insanı büyütür.
Aşk
Özlem…
Bu bile
bir şikâyet değil artık.
Seni özlemek
bana seni hatırlatıyor
ve bu
yeterli.
Aşk
Gerçek aşk,
birini değiştirmeye çalışmadan,
onu olduğu gibi sevebilmektir.
Aşk
Tutkum sana doğru,
bir teslimiyet.
Aşk
Eğer kader
bizi ayıracaksa bile,
bil ki
ben seni
unutuluşun karanlığında bile
ışık gibi,
zamanın yıkımında bile
yemin gibi,
sevmeye devam edeceğim.
Aşk
Her kavuşma,
sonsuzluğun yalnızca
kısa bir yansımasıdır.
Çınarların altında
yan yana durduğumuzda
iki beden değil,
iki kader
aynı çizgide buluşmuştu.
Aşk
Tutkum sana doğru
ateş gibi yükselir
ama bu ateş
yakmak için değil,
bedenimi arıtmak içindir.
Aşk
Ordu’da
bir çınarın gölgesinde
yan yana durduğumuz o an
dünya susmuş,
zaman eğilmişti sanki.
Aşk
Ordu’da
bir çınarın gölgesinde
gözlerinle karşılaştığım o an
sıradan bir an değildi,
yazgının kendisiydi.
Aşk
Seni
geçici bir hevesle değil,
yaşadığım hayatın içinden
sevdim.
Yorgunken,
düşünürken,
kendimle uğraşırken.
Aşk
Normalde
hiçbir şeyin olmadığı yerlerde
insanın kalbi
durup düşünmez.
Ben düşündüm.
Aşk
Seni seviyorum.
Ama bunu yalnızca hissettiğim için değil,
bunu doğru bulduğum için söylüyorum.
Çünkü her duygu
yaşanmaya değmez
ama bazıları
seçilmeye değerdir.
Aşk
İçimde
seni neden önemsediğime dair
sessiz bir gerekçe oluştu.
Aşk
gözlerinin
ışığı nasıl tuttuğuna
sesinin
nasıl yavaşladığına
ve susarken bile
bir şeyler anlatman
güzellik
görünenden fazlasıydı
Aşk
seni sürekli düşünüp
yeniden yazan
ama asla tamamlayamayan
bir yazgının içindeyim
Aşk
Seni seviyorum.
Bu söz,
sıradan bir itiraf değildir,
kalbimin sahnesinde
defalarca oynanmış bir oyun gibidir.
Aşk
Neden
İnsan,
boş bir kalple sevmez.
Geçmişiyle sever,
yorgunluğuyla,
korkularıyla.
Seni seviyorum.
Bunu söylerken
bir şey istemiyorum senden.
Ne karşılık,
ne söz,
ne de bir vaat.
Sadece
sevmenin kendisi
yeterli geliyor bana.
Seni seviyorum.
Neden seni?
Neden bu kadar derin?
Neden bu kadar kaçınılmaz?
Seni seviyorum.
Neden seni?
Neden bu kadar derin?
Neden bu kadar kaçınılmaz?
Ama işte
bazen en küçük anlar
en parlak hatıralara dönüşür.
Gözlerin
sanki biraz daha ışıktı o gün,
gülüşün
biraz daha uzun sürdü.
Belki de
ben öyle görmek istedim.
Seni seviyorum.
Neden seni?
Neden bu kadar derin?
Neden bu kadar kaçınılmaz?
Aşk
Seni seviyorum.
Neden seni?
Neden bu kadar derin?
Neden bu kadar kaçınılmaz?
Aşk
yan yana durduğumuzda
zaman durmuş gibi değildi
ama ritim değişmişti
ve ben
ilk kez
kalbimin sesini
bu kadar net duydum
Aşk
insanın en büyük fırtınaları
sessizlikte başlar
sen
bir liman değil
sonu görünmeyen derinliksin
Aşk
Sen,
benim algı sistemimde
sabit bir nokta gibi davranıyorsun.
Aşk
Ben ve sen
iki ayrı bilinç olarak
birbirine yaklaşırken
yok olmadan
bir olma çabası.
Bu mümkün mü?
Bilmiyorum.
Ama süreç
devam ediyor.
Aşk
İnsan,
sevdiği şeyi
tam olarak kavrayamaz
ve belki de bu yüzden
onu sonsuza kadar arar.
Aşk
Sevmek mi daha gerçektir,
yoksa sevilmek mi?
Aşk
Seninle olduğumda
kurallar gevşiyor,
roller düşüyor,
ben dediğim şey
yeniden yazılıyor.
Aşk
Seçim
Seni seviyorum.
Ama bunu yalnızca hissettiğim için değil,
bunu doğru bulduğum için söylüyorum.
Çünkü her duygu
yaşanmaya değmez
ama bazıları
seçilmeye değerdir.
İçimde
seni neden önemsediğime dair
sessiz bir gerekçe oluştu.
Sevmek mi daha gerçektir,
yoksa sevilmek mi?
Seninle olduğumda
kurallar gevşiyor,
roller düşüyor,
ben dediğim şey
yeniden yazılıyor.
Sevmek mi daha gerçektir,
yoksa sevilmek mi?
Seninle olduğumda
kurallar gevşiyor,
roller düşüyor,
ben dediğim şey
yeniden yazılıyor.
İnsan,
sevdiği şeyi
tam olarak kavrayamaz.
ve belki de bu yüzden
onu sonsuza kadar arar.
yan yana durduğumuzda
zaman durmuş gibi değildi
ama ritim değişmişti
ve ben
ilk kez
kalbimin sesini
bu kadar net duydum
Sevmek mi daha gerçektir,
yoksa sevilmek mi?
Seninle olduğumda
kurallar gevşiyor,
roller düşüyor,
ben dediğim şey
yeniden yazılıyor.
Sevmek mi daha gerçektir,
yoksa sevilmek mi?
Seninle olduğumda
kurallar gevşiyor,
roller düşüyor,
ben dediğim şey
yeniden yazılıyor.
Aşk
İnsan,
başkasını severken
kendi varlığının
daha geniş bir bütünün
parçası olduğunu
fark eder.
Aşk
İnsan,
yalnızca sevmez,
yanılır, kırılır, susar
ve yine de sever.
Aşk
Seni düşündüğümde
sadece seni görmüyorum,
kendimi de görüyorum.
Zayıflıklarımı,
kaçışlarımı,
ve neden bağlandığımı
tam anlayamadığım
o derin ihtiyacı.
Aşk
Aşk,
insanın
başkasında
kendi yarasını görmesi
ama yine de
oradan uzaklaşmamasıdır.
Aşk
Hiçbir şey
nedensiz değildir.
Hiçbir duygu
boşlukta doğmaz.
Ordu’da
bir çınarın altında
yan yana durduğumuz o an
özgür bir rastlantı gibi görünüyordu.
Ama belki de değildi.
Belki sadece
sonsuz nedenler zincirinin
bir halkasıydı.
Aşk
Aşk yaşandığında:
Bir an sonsuz gibi uzar,
saatler dakika gibi geçer,
geçmiş bir anı, şu anda yeniden yaşanır.
Bu, fiziksel saatten bağımsız bir “psikolojik zaman”dır.
Burada aşk zamanı lineer olmaktan çıkarır.
Aşk
Kuantum dolanıklıkta iki parçacık birbirine bağlanır ve aralarındaki mesafe önemsizleşir.
Bunu mecazi olarak aşka uygularsak:
İki insan arasında bir bağ oluşur,
fiziksel uzaklık olsa bile o bağ “hissettirir.”
Bazen biri aklına gelir ve aynı anda o da seni düşünür gibi olur.
Bu bilimsel olarak “aşk = dolanıklık” demek olabilir.
Bağ, zaman ve mesafe algısını aşabilir.
Aşk
Belki de biz hiç tanışmadık.
Belki de hâlâ tanışıyoruz.
Belki de her şey, çoktan oldu.
Aşk
Bir düşünce gibi girdin zihnime
ama düşünceler geçerdi, sen kalıyordun.
Bu yüzden korktum:
Çünkü geçmeyen şeyler ya deliliktir
ya da kaderin kendisi.
Aşk
Varlığınla yokluğun
aynı anda içimde çarpışıyor.
Aşk
Sevmek, bazen birine ulaşmak değil,
ona doğru sonsuza kadar düşmektir.
Aşk
Bu aşk,
zamanın unuttuğu bir yerden geliyor.
Aşk
Sanki kalbim, seni tanıdıkça
kendi geçmişini yeniden yazıyordu.
Aşk
İnsan, hiç sahip olmadığı birini
neden kaybetmiş gibi hisseder?
Aşk
ve ben
durmadan
düşmeden
sana doğru genişliyorum
Aşk
Seni sevdiğimde anlıyorum, zaman sadece bir sahne değil; varlığın kendini görünür kıldığı bir kapı.
Aşk
İnsan bazen birini tanımaz
ama eksikliğini bilir.
Ben seni önce eksikliğinden tanıdım.
Aşk
Sen hiç gitmedin.
Ne zaman kendime dönsem
orada seni buldum.
Sessiz,
yorgun
ama hep aynı.
Aşk
Şimdi biri bana sorsa:
“Ne zamandır seviyorsun?”
Cevap veremem.
Çünkü bu sevgi
bir gün başlamadı.
Sadece bir gün
fark edildi.
Ve o günden sonra
hiç bitmedi.
Aşk
seni bir günde sevmedim
bunu baştan söyleyeyim
zamanla oldu her şey
ama öyle saatle falan değil
başka türlü bir zamanla
hani insanın içi vardır
orada akar bazı şeyler
görünmez
ama geçer
sen oradan geçtin
Aşk
insan bazen
birini sevdiğini
mutlu olunca değil
durduk yere daralınca anlar
ben seni öyle anladım
Aşk
şimdi soruyorlar
ne zamandır diye
gülüyorum
çünkü bunun zamanı yok
sen ne zamandan düştüysen içime
ben o zamandan beri
aynı yerdeyim
biraz eksik
biraz fazla
ama hep sana doğru
Aşk
seni sevmek
alıştığım hiçbir şeye benzemedi
ne beklemek gibi
ne bulmak
daha çok
yanlış bir kapıyı açıp
doğru yere çıkmak gibi
Aşk
seni sevmek
alıştığım hiçbir şeye benzemedi
ne beklemek gibi
ne bulmak
daha çok
yanlış bir kapıyı açıp
doğru yere çıkmak gibi
bunu kimseye anlatamadım
Aşk
ben dağıldım biraz
şehir vardı mesela
insanlar
gürültü
alışkanlıklar
hepsi yerli yerinde
ama ben
aynı yerde değildim artık
Aşk
şunu biliyorum
bu duygu
bildiğimiz zamandan değil
başka bir yerden geliyor
ve ben
ne zaman oraya yaklaşsam
sana çarpıyorum
Aşk
Bildiğimiz Zamandan Değil
seni sevmek
alıştığım hiçbir şeye benzemedi
ne beklemek gibi
ne bulmak
daha çok
yanlış bir kapıyı açıp
doğru yere çıkmak gibi
bunu kimseye anlatamadım
çünkü kelimeler
bir yere kadar geliyor
sonra dağılıyor
ben de dağıldım biraz
şehir vardı mesela
insanlar
gürültü
alışkanlıklar
hepsi yerli yerinde
ama ben
aynı yerde değildim artık
bir şey var
insanın düzenini bozan
ama bozduğu için doğru gelen
sen
sonra fark ettim
zaman geçmiyor benim için
genişliyor
bir anın içi açılıyor
içinden başka anlar çıkıyor
ve hepsinde
bir şekilde
sen varsın
garip olan şu
seni düşünmüyorum bile bazen
ama
sen yine de oluyorsun
yani bu iş
hatırlamakla ilgili değil
unutamamakla da değil
başka bir şey
insanın içinden geçen
ama çıkmayan
kalıyor
yerleşiyor
bir akşam
hiçbir şey yokken
içim doldu mesela
sebep yok
ama vardı
sendin
şimdi biri dese ki
bu ne
bilmiyorum derim
çünkü adı yok
ama şunu biliyorum
bu duygu
bildiğimiz zamandan değil
başka bir yerden geliyor
ve ben
ne zaman oraya yaklaşsam
sana çarpıyorum
Aşk
seni sevmek
bu kez başka bir yerden geldi
ne alışkanlık gibi
ne de eksiklik
daha çok
hiç bilmediğim bir şeyin
içimde yavaşça yer açması gibi
önce fark etmedim
insan bazen değişirken
bunu hemen anlamıyor
sonra bir gün
aynı sokaktan geçtim
aynı insanlara baktım
ama hiçbir şey
eskisi gibi değildi
çünkü ben
aynı değildim
Aşk
...ne zaman biraz kendim olsam
sana çarpıyorum
Aşk
ben sadece
alışmaya çalışıyorum
ama olmuyor
çünkü alışmak
azaltmak demek
ama sen azalmıyorsun
artıyorsun
Aşk
bir gün
hiçbir şey yokken
içim hafifledi
sebep yok
ama vardı
senin eksik
olmadığın bir anmış
Aşk
...bir şey var
aklın sınırında duran
ama kalbin içinde çözülen
o sensin
Aşk
Çoğu insan gerçeği bilir ama bedelini ödemeye hazır değildir.
Aşk
Çoğu insan gerçeği kaldıramaz değil, gerçeğin gerektirdiği hayatı kaldıramayacaktır.
Seni bir anda sevdim
ama o an,
sanki yüzyılların içinden süzülüp geldi.
Kalbim, tanımadığı bir adı
çoktan ezberlemiş gibi attı;
ve sen,
hiç bilmediğim bir kaderin
en tanıdık yüzü oldun.
Aşk
Seni düşündüğümde
bir hüzün çöker içime,
ama bu hüzün bile
garip bir sevinç taşır.
Aşk
ben değiştim
ama fark etmeden
yavaş yavaş
senin gibi değil
ama sana doğru
ve galiba
bundan sonrası da böyle olacak
yani ben
zamanın içinden geçeceğim
ama
biraz hep sende kalarak
Aşk
zaman geçiyor diyorlar
ben pek fark etmiyorum
çünkü bazı anlar
yerinde duruyor
seninle ilgili olanlar
ne ileri gidiyor
ne geri
öylece kalıyor
Aşk
Söz konusu olan şey zaman ve aşksa, insanın söylediği her cümle biraz eksik, biraz da fazla kalır.
Aşk
Sen,
benim içimde saklı kalan şeyleri
görünür kılan birisin.
Ve bu yüzden,
seni sevmek
sadece sana değil,
kendime doğru da bir yolculuk gibi.
Aşk
Deneme: Aşkın Gizli Yeri
İnsanın kendine karşı çoğu zaman dürüst olmadığını düşünüyorum.
Bu yüzden seni sevmem hakkında konuşurken
biraz temkinliyim.
Çünkü insan, hissettiğini sandığı şeyle
gerçekte hissettiği şeyin
aynı olduğundan pek emin olamaz.
Seni ne zaman sevdim?
Bilmiyorum.
Ama belki de bu sorunun cevabı
bilinçte değil.
Belki daha derinde—
adını koyamadığım bir yerde.
Buna “bilinçdışı” diyebilirim.
Ben de şunu fark ediyorum:
Seni düşünmediğimi sandığım anlarda bile
bir şekilde içimden geçiyorsun.
Bu, alışkanlık mı?
Yoksa bastırılmış bir ihtiyaç mı?
Emin değilim.
İnsan bazen birini sevmez,
onda kendinden bir parçayı bulur.
Belki de seni sevmemin nedeni
sende gördüğüm şey değil,
sende tamamlanan bir eksikliğimdir.
Bu biraz rahatsız edici bir düşünce.
Ama dürüst olmam gerekirse,
insan en çok kendini sever,
başkası üzerinden bile olsa.
Yine de bu, duygunun değerini azaltmıyor.
Aksine, daha gerçek kılıyor.
Çünkü bu sevgi
sadece sana ait değil;
benim de içimden geliyor.
Ve belki de bu yüzden
senden vazgeçmek zor.
Çünkü vazgeçmek,
sadece senden değil,
kendimin bir parçasından vazgeçmek olurdu.
Şimdi kendime soruyorum:
Bu gerçekten aşk mı?
“Aşk, bilinçdışının zarif bir oyunudur.”
Ben o kadar kesin konuşamam.
Ama şunu söyleyebilirim:
Sen,
benim içimde saklı kalan şeyleri
görünür kılan birisin.
Ve bu yüzden,
seni sevmek
sadece sana değil,
kendime doğru da bir yolculuk gibi.
Aşk
Şunu fark ediyorum:
Seni düşünmediğimi sandığım anlarda bile
bir şekilde içimden geçiyorsun.
Bu, alışkanlık mı?
Yoksa bastırılmış bir ihtiyaç mı?
Emin değilim.
İnsan bazen birini sevmez,
onda kendinden bir parçayı bulur.
Belki de seni sevmemin nedeni
sende gördüğüm şey değil,
sende tamamlanan bir eksikliğimdir.
Bu biraz rahatsız edici bir düşünce.
Ama dürüst olmam gerekirse,
insan en çok kendini sever,
başkası üzerinden bile olsa.
Yine de bu, duygunun değerini azaltmıyor.
Aksine, daha gerçek kılıyor.
Çünkü bu sevgi
sadece sana ait değil;
benim de içimden geliyor.
Ve belki de bu yüzden
senden vazgeçmek zor.
Çünkü vazgeçmek,
sadece senden değil,
kendimin bir parçasından vazgeçmek olurdu.
Aşk
İnsanın kendine karşı çoğu zaman dürüst olmadığını düşünüyorum.
Bu yüzden seni sevmem hakkında konuşurken
biraz temkinliyim.
Çünkü insan, hissettiğini sandığı şeyle
gerçekte hissettiği şeyin
aynı olduğundan pek emin olamaz.
Seni ne zaman sevdim?
Bilmiyorum.
Ama belki de bu sorunun cevabı
bilinçte değil.
Belki daha derinde,
adını koyamadığım bir yerde.
Aşk
Seni düşündüğümde,
sanki iki ayrı hareket oluyor içimde:
biri sana yaklaşmak,
diğeri kendime yakalanmak.
Aşk
Ben
ben değiştim
ama fark etmeden
yavaş yavaş
senin gibi değil
ama sana doğru
ve galiba
bundan sonrası da böyle olacak
yani ben
zamanın içinden geçeceğim
ama
biraz hep sende kalarak
Söz konusu olan şey
zaman ve aşksa,
insanın söylediği her cümle
biraz eksik, biraz da fazla kalır.
Söz konusu olan şey
zaman ve aşksa,
insanın söylediği her cümle
biraz eksik, biraz da fazla kalır.
Sen,
benim içimde saklı kalan şeyleri
görünür kılan birisin.
Ve bu yüzden,
seni sevmek
sadece sana değil,
kendime doğru da bir yolculuk gibi.
Söz konusu olan şey
zaman ve aşksa,
insanın söylediği her cümle
biraz eksik, biraz da fazla kalır.
Söz konusu olan şey
zaman ve aşksa,
insanın söylediği her cümle
biraz eksik, biraz da fazla kalır.
Aşk
Her şey bir süreçtir:
Tez,
antitez
ve sonra bir sentez.
Ben bendim.
Sen sendin.
Ve bir yerde
bu iki ayrı varlık
birbirini inkâr etmeden
birbirine yöneldi.
Bu, basit bir yakınlaşma değildi.
Bu,
kendimi sende tanımak,
seni kendimde kabul etmekti.
Aşk
İnsan, şeyleri olduğu gibi değil,
algılayabildiği gibi bilir.
Zaman da öyle.
Belki zaman, dış dünyaya ait bir şey değil;
zihnimin kurduğu bir düzen.
Eğer bu doğruysa,
seni sevmemin zamanı da
dışarıda değil,
benim içimde kuruluyor.
Seni ne zaman sevdim?
Bu sorunun kesin bir cevabı yok.
Çünkü “ne zaman” dediğimiz şey bile
benim algıma bağlı.
Aşk
“İnsan, neden sevdiğini değil,
neden vazgeçemediğini düşünmelidir.”
Aşk
Sen,
benim içimde saklı olan şeylerin
yüzeye çıktığı yersin.
Ve ben,
seni severken
sadece sana değil,
kendimin en karanlık ve en gerçek tarafına da
dokunuyorum.
Aşk
Zamanla, varlığın hayatımın doğal bir parçası oldu.
Tıpkı nefes almak gibi,
fark edilmeden ama vazgeçilmez.
Aşk
İnsan, yaşadığı dünyayı olduğu gibi değil,
hissettiği gibi kurar.
Seni sevmem de
bir hayalden ibaret değil artık.
Aksine,
gördüğüm, düşündüğüm, hatta sustuğum her şeyin
içine karışmış bir gerçek.
Sokakta yürürken bir yüz görürüm,
sana benzetirim.
Bir cümle duyarım,
sanki sen söylemişsin gibi gelir.
Bu bir yanılsama mı?
Belki.
Ama insanın dünyası
biraz da bu yanılsamalarla kurulmuyor mu zaten?
Aşk
Aşkın Gerçekliği
Ben, Balzac’ı düşündüğümde
aşkın yalnızca bir duygu değil,
aynı zamanda bir gerçeklik biçimi olduğunu anlıyorum.
Çünkü insan, yaşadığı dünyayı olduğu gibi değil,
hissettiği gibi kurar.
Seni sevmem de
bir hayalden ibaret değil artık.
Aksine,
gördüğüm, düşündüğüm, hatta sustuğum her şeyin
içine karışmış bir gerçek.
Sokakta yürürken bir yüz görürüm,
sana benzetirim.
Bir cümle duyarım,
sanki sen söylemişsin gibi gelir.
Bu bir yanılsama mı?
Belki.
Ama insanın dünyası
biraz da bu yanılsamalarla kurulmuyor mu zaten?
Balzac, insanın tutkularının
onun kaderini yazdığını söyler.
Burada duruyorum.
Çünkü seni sevmek
benim kaderimi değiştirmiş olabilir.
Eskiden önemli olan şeyler
önemsizleşti.
Önemsiz sandığım şeyler
birden anlam kazandı.
Bu, sadece bir duygu değişimi değil,
bir dünya değişimi.
Ve insan, dünyası değiştiğinde
artık eski insan değildir.
Ben de değilim.
Ama bu değişim
ne tamamen bilinçli
ne de tamamen kontrolümde.
Sanki görünmeyen bir el
hayatımın yönünü hafifçe çeviriyor.
Bu el sensin demek kolay olurdu,
ama eksik olurdu.
Çünkü seni sevmek,
sadece sana bağlı bir şey değil.
Bu,
benim içimdeki arzuların, korkuların, umutların
bir araya gelip
yeni bir düzen kurması.
Ve sen,
o düzenin merkezindesin.
Şimdi kendime soruyorum:
Bu bir aşk mı,
yoksa hayatın kendisinin
daha yoğun yaşanması mı?
Cevap vermiyorum.
Çünkü belki de gerçek aşk,
zaten hayatın kendisidir
ama daha keskin,
daha görünür,
daha kaçınılmaz hâliyle.
Ve ben,
bu hâlin içindeyim artık.
Aşk
İnsanın tutkuları,
kaderinin yazıldığı yerdir.
Burada duruyorum.
Çünkü seni sevmek
benim kaderimi değiştirmiş olabilir.
Aşk
Aşk,
anlaşılması gereken bir şey değil,
yaşanması gereken bir şeydir.
Aşk
İnsan, sevdiğini seçtiğini sanır,
oysa çoğu zaman,
seçtiğini sandığı şey
çoktan seçilmiştir.
Seni sevmem de öyle.
Bir anda olmadı belki,
ama sanki çok önceden hazırlanmıştı.
Ben fark ettiğimde
zaten içimde yerleşmişti.
Kendime soruyorum:
Neden sen?
Bu soruya dürüst bir cevap vermek zor.
Çünkü cevap,
senin kim olduğundan çok,
benim kim olduğumla ilgili olabilir.
Aşk
aşk dediğin biraz kalmaktır
ben de öyle sandım
sen biraz kaldın
ben biraz değiştim
çok konuşmadık belki
ama sustuğumuz yerler
daha doluydu
Aşk
Far Ettim
İnsan, sevdiğini seçtiğini sanır,
oysa çoğu zaman,
seçtiğini sandığı şey
çoktan seçilmiştir.
Seni sevmem de öyle.
Bir anda olmadı belki,
ama sanki çok önceden hazırlanmıştı.
Ben fark ettiğimde
zaten içimde yerleşmişti.
aşk dediğin biraz kalmaktır
ben de öyle sandım
sen biraz kaldın
ben biraz değiştim
çok konuşmadık belki
ama sustuğumuz yerler
daha doluydu
aşk dediğin biraz kalmaktır
ben de öyle sandım
sen biraz kaldın
ben biraz değiştim
çok konuşmadık belki
ama sustuğumuz yerler
daha doluydu
Kendime soruyorum:
Neden sen?
Bu soruya dürüst bir cevap vermek zor.
Çünkü cevap,
senin kim olduğundan çok,
benim kim olduğumla ilgili olabilir.
aşk dediğin biraz kalmaktır
ben de öyle sandım
sen biraz kaldın
ben biraz değiştim
çok konuşmadık belki
ama sustuğumuz yerler
daha doluydu
aşk dediğin biraz kalmaktır
ben de öyle sandım
sen biraz kaldın
ben biraz değiştim
çok konuşmadık belki
ama sustuğumuz yerler
daha doluydu
Aşk
Tutkuları insanın kaderini
yazıyor olmalı.
Aşk
Sen,
benim sadece sevdiğim biri değilsin,
benim
daha fazlası olmama sebep olan birisin.
Ve ben,
bu yüzden seni severken
yalnızca sana değil,
içimde büyüyen o bilinmeyene de
yaklaşıyorum.
Aşk
Belki zaman,
değerlerin ortaya çıkma sırasıdır.
Ve sen,
o sırada
önden gelen bir şeysin.
Bu yüzden seni sevmek,
bir anın duygusu değil,
bir yöneliş.
Sürekli, ısrarlı, derinleşen bir yöneliş.
Şimdi kesin bir şey söyleyemem.
Ama şunu biliyorum:
Sen,
benim dünyayı daha yüksek bir yerden
görmeme sebep olan birisin.
Ve bu yüzden, seni sevmek,
sadece bir duygu değil,
bir yükselme hâli.
Aşk
Bazı şeyler vardır:
Daha parlak,
daha çağırıcı,
daha “gerçek” görünür.
Seni sevmem de
buna benziyor.
Aşk
Sevgi,
insanı olduğu yerden alır
olabileceği yere yaklaştırır.
Ben de o aradayım.
Ne tamamen eski hâlimdeyim,
ne de yeni hâlime ulaşmış.
Ama hareket ediyorum,
sana doğru.
Aşk
Seni sevmek
bir duygu değil sadece,
bir yön bulmak gibi.
Sanki içimde uzun zamandır
karanlıkta duran bir şey
seninle birlikte
ışığı hatırladı.
Aşk
Seni sevmek,
birine sahip olmak değil;
bir şeye doğru
sürekli dönüşmek.
Ve bu dönüşüm
hiç tamamlanmıyor.
Belki de güzelliği burada.
Çünkü tamamlanan şey
biter.
Ama bu duygu
bitmek istemiyor.
Aşk
Seni ve
kendi sınırlarımı fark ettiğimde
artık geri dönemedim.
Aşk
Sanki içimde uzun zamandır
karanlıkta duran bir şey
seninle birlikte
ışığı hatırladı.
Aşk
bir sokaktan geçtim
hiçbir özelliği yoktu
ama sen vardın
insan birini sevince
dünya değişmiyor
ama gördüğü şeyler değişiyor
Aşk
her şey
sana benziyor
bu nasıl oluyor
bilmiyorum
ama oluyor
Aşk
Seni anlatmadım.
Anlatırsam azalır sandım,
kısa tutmak istedim
ama sen uzadın içimde.
Bir gün hiç yoktun.
Ertesi gün hep vardın.
Arası yok.
Silmek istedim, iz kaldı.
Unutayım dedim, sen hatırlatdın.
Garip.
Çünkü ben yokken de
sen varsın bende.
Bu yüzden çok demiyorum.
Az da değil.
Sadece şu:
Sen olunca ben tamım.
Aşk
Böyle İşte
Seni öyle büyük bir şey gibi sevmedim ben
daha sade söylersem
ben yine uzatıyorum
bir gün hiçbir şey yokken
aklıma geldin sonra gitmedin
yani gittin de tam gitmedin
bir yerin kaldı bende
mesela çay içiyorum
birden seni düşünüyorum
sebep yok ama var
gülüyorum kendime
çünkü tuhaf biraz
insan durduk yere
birini böyle düşünür mü
ben düşündüm oldu
zaman geçiyor diyorlar
geçsin bana pek uğramıyor
çünkü bazı şeyler yerinde duruyor
sen gibi
şimdi sorsalar ne bu diye
vallahi bilmem ama şunu bilirim
ben seni çok büyük değil
ama gerçekten sevdim
Aşk
Biraz Eksik
Seni
tam sevmedim.
Eksik bıraktım biraz.
Özdemir Asaf gibi
kısa söylemek istedim
ama sen
uzuyorsun.
Bir bakıyorum
yoksun.
Bir bakıyorum
fazlasın.
Ortası yok.
Silmek istedim,
iz kaldı.
Unutmak dedim,
sen unutturmadın.
Garip.
Çünkü
ben sustukça
sen konuşuyorsun içimde.
O yüzden
çok demiyorum.
Az da değil.
Sadece şu:
Sen
biraz eksiksin
ama
bende
tam.
Aşk
Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz.
Her şey hareket eder.
Ve insan,
ancak bu hareketin içinde
kendini bulur.
Seni sevmem de
duran bir duygu değil,
bir süreç.
Başta sadece bendim.
Kendi içimde,
kendi sınırlarımda.
Sonra sen geldin.
Ve o sınırlar
yavaşça çözülmeye başladı.
Bu bir kayboluş değildi.
Bir genişleme.
Aşk
İnsan kendini ancak
başkasında tanır.
Ben de seni severken
ilk kez
kendimi gördüm.
Ama bu kolay olmadı.
Çünkü seni tanımak,
aynı zamanda
kendi eksikliğimi görmekti.
Ve insan
eksikliğini fark ettiğinde
artık eski hâline dönemez.
Aşk
GÖMEK
Seni öyle durduk yere sevmedim
bir şey gördüm ama herkesin gördüğü gibi değil
“değer” dedim buna
ben sadece fark ettim diyorum
mesela bir gün baktım sana
hiçbir şey değişmedi ama her şey değişti
çünkü görmek bakmak değilmiş
anladım sende bir şey vardı
anlatınca eksilecek o yüzden sustum
ama sustukça daha çok büyüdü garip
insan birini sevince onu çoğaltmıyor derinleştiriyor
ben de öyle yaptım istemeden
Aşk
zaman geçiyor diyorlar
ben saymıyorum
çünkü bu
artmıyor
azalmıyor
sadece
yerleşiyor
içimde
ve ben
ona yer açıyorum
şimdi sorsalar
ne bu diye
yine bilmem
ama şunu bilirim
bu görmek gibi ama gözle değil
ve ben seni öyle gördüm
Aşk
sen
benim vazgeçemediğim
en gereksiz şeysin
ve galiba
en gerçek olan da bu
Aşk
seni ilk gördüğümde
ilk değildi sanki
bir yerden tanıyordum
ama nereden bilmiyorum
belki zamandan önce
belki zamandan sonra
ama kesin olan şu
yabancı değildin
insan yabancıya böyle yaklaşmaz
ben yaklaştım
çünkü sende tanıdık bir şey vardı
ama anlatamıyorum
çünkü bazı şeyler
bilinmez hatırlanır
Aşk
insan
güzelliğe tutulur önce
ama kalıcılık
başka bir şeydir
ben sende
o kalanı buldum
Aşk
eğer bir şey
zamana rağmen kalıyorsa
o şey
gerçektir
ve ben
seni
o yüzden seviyorum
çünkü sen
geçip giden değil
kalan bir şeysin
Aşk
bir şey
benim içimden
seni seviyor
ve ben
ona engel olamıyorum
Aşk
SEN
seni ilk gördüğümde
ilk değildi sanki
bir yerden tanıyordum
ama nereden bilmiyorum
belki zamandan önce
belki zamandan sonra
ama kesin olan şu
yabancı değildin
insan yabancıya böyle yaklaşmaz
ben yaklaştım
çünkü sende tanıdık bir şey vardı
ama anlatamıyorum
çünkü bazı şeyler
bilinmez hatırlanır
insan
güzelliğe tutulur önce
ama kalıcılık
başka bir şeydir
ben sende
o kalanı buldum
insan
güzelliğe tutulur önce
ama kalıcılık
başka bir şeydir
ben sende
o kalanı buldum
eğer bir şey
zamana rağmen kalıyorsa
o şey
gerçektir
ve ben
seni
o yüzden seviyorum
çünkü sen
geçip giden değil
kalan bir şeysin
insan
güzelliğe tutulur önce
ama kalıcılık
başka bir şeydir
ben sende
o kalanı buldum
insan
güzelliğe tutulur önce
ama kalıcılık
başka bir şeydir
ben sende
o kalanı buldum
Aşk
bazı şeyler
bastırılınca azalmaz
derinleşir
ben de sustum
içimde kaldın
ve taşdım
Aşk
Seni sevmek
bir heves değil,
bir yemin gibi
sessiz
ama geri alınmaz
Aşk
gerçek olan şey
koşullara bağlı değildir
insan değişir
dünya değişir
ama bazı bağlar değişmez
seninle olan gibi
zaman geçiyor diyorlar
evet ama bu sevgi onunla yarışmıyor
ona boyun da eğmiyor
kendi halinde ama dirençli
tıpkı bir yıldız gibi
uzakta ama sönmeden
Aşk
eğer bir şey
zamanın eskitemediği bir şeyse
o
gerçektir
ve ben
seni
o yüzden seviyorum
çünkü sen
geçip giden değil
kalan bir şeysin
Aşk
insan başta
güzelliğe tutulur
sonra kalana
ben sende
kalanı buldum
fırtına da geçti
suskunluk da
ama bu duygu
yerinde kaldı
çünkü bazı şeyler
geçmez
geçiyorsa
zaten o aradığın değildir
Aşk
Seni sevmek
bir anın işi değil
bir karar da değil
sanki yazılmış bir şey
ben sadece okudum
Aşk
Uzuyorsun içimde.
Bir gün
yoksun.
Bir gün
fazlasın.
Ortası yok.
Silmek istedim,
iz kaldı.
Unutmak dedim,
sen unutturmadın.
Garip.
Aşk
seni sevmek
birine ait olmak değil
kendi içinde
daha büyük bir yere
uyanmak gibi
Aşk
insan
birini sevince
onunla konuşmaz bazen
onunla susar
Aşk
insan bazen
birini sevmez
onda kendini bulur
ben de biraz
kendimi buldum galiba
ama tam değil
çünkü her buluş
biraz da kayboluş
Aşk
sen
benim içimde
çok önceden başlamış
bir şeyin
şimdi görünen hali gibisin
Aşk
SEN
insan
birini sevince
onunla konuşmaz bazen
onunla susar
sen
benim içimde
çok önceden başlamış
bir şeyin
şimdi görünen hâli gibisin
seni sevmek
birine ait olmak değil
kendi içinde
daha büyük bir yere
uyanmak gibi
insan bazen
birini sevmez
onda kendini bulur
ben de biraz
kendimi buldum galiba
ama tam değil
çünkü her buluş
biraz da kayboluş
Oooooooooyeeeee
insan bazen
birini sevmez
onda kendini bulur
ben de biraz
kendimi buldum galiba
ama tam değil
çünkü her buluş
biraz da kayboluş
Uzuyorsun içimde.
Bir gün
yoksun.
Bir gün
fazlasın.
Ortası yok.
Silmek istedim,
iz kaldı.
Unutmak dedim,
sen unutturmadın.
Garip.
insan başta
güzelliğe tutulur
sonra kalana
ben sende
kalanı buldum
fırtına da geçti
suskunluk da
ama bu duygu
yerinde kaldı
çünkü bazı şeyler
geçmez
geçiyorsa
zaten o aradığın değildir
insan bazen
birini sevmez
onda kendini bulur
ben de biraz
kendimi buldum galiba
ama tam değil
çünkü her buluş
biraz da kayboluş
Oooooooooyeeeee
insan bazen
birini sevmez
onda kendini bulur
ben de biraz
kendimi buldum galiba
ama tam değil
çünkü her buluş
biraz da kayboluş
Aşk
Sen,
sadece sevdiğim biri değilsin,
benim zamanla,
kendimle
ve dünyayla kurduğum ilişkinin
değiştiği bir eşiksin.
Ve ben,
o eşiğin üzerinde dururken
şunu anlıyorum:
Bazı sevgiler
yaşanmaz sadece,
düşünülür
ve düşünülürken
derinleşir.
Aşk
bazı duygular
hemen büyümez
yerleşir
benimkisi de öyle oldu
sen yavaş yavaş
hayatımın içine girdin
ben fark etmeden
sonra bir gün
her şey aynıydı
ama ben aynı değildim
çünkü seni seviyordum
Aşk
Sessiz ve Derin
Seni sevmek
öyle ani bir şey olmadı
yavaşça geldi
fark etmeden
Leo Tolstoy olsa
insanın içindeki değişimi uzun uzun anlatırdı
ben daha kısasını söyleyeceğim
önce küçük bir şeydi
önemsiz gibi
bir bakış
bir düşünce
geçip gidecek sandım
ama gitmedi
çünkü bazı duygular
hemen büyümez
yerleşir
benimkisi de öyle oldu
sen yavaş yavaş
hayatımın içine girdin
ben fark etmeden
sonra bir gün
her şey aynıydı
ama ben aynı değildim
çünkü seni seviyordum
bu öyle büyük bir coşku değil
daha çok
insanın içini sessizce dolduran
ağır bir şey
insanı değiştiren
ama bağırmadan
zaman geçiyor diyorlar
evet
ama bu duygu
onunla yarışmıyor
onunla birlikte
derinleşiyor
çünkü gerçek olan şey
acele etmez
sabırlıdır
kalıcıdır
şimdi sorsalar
bu aşk mı diye
evet derim
ama öyle anlatıldığı gibi değil
bu daha sade
daha ağır
daha gerçek
ve ben
seni
o yüzden seviyorum
çünkü sen
geçici bir heyecan değil
yavaşça
hayatıma yerleşen
bir gerçeksin
Aşk
Zamanın Ötesinde Bir Hatıra
Seni sevmek,
basit bir duygunun taşması değil,
düşüncenin derinleşmesi gibi oldu bende.
Çünkü bazı sevgiler vardır
yalnızca hissedilmez,
aynı zamanda düşünülür.
Seni sevdiğimde
yalnızca sana yönelmiyorum,
zamanın kendisine de bakıyorum.
Geçmiş,
seni tanımadığım hâliyle eksik görünüyor;
gelecek,
seni kaybetme ihtimaliyle ağırlaşıyor;
şimdi ise
ikisini aynı anda taşıyor.
Bu bir çelişki değil,
bir yoğunluk.
Çünkü insan,
gerçekten sevdiğinde
zaman çizgisel olmaktan çıkar;
bir noktada toplanır.
Ve o noktada
duygu ile düşünce birleşir.
Seni düşündüğümde
yalnızca özlem değil,
bir tür farkındalık hissediyorum.
Sanki sen,
benim dünyayı algılama biçimimi
ince bir yerinden değiştirmişsin.
Bu yüzden bu sevgi,
yalnızca kalbe ait değil;
aynı zamanda zihnin bir hareketi.
Bir seçim mi bu?
Sanmıyorum.
Çünkü bazı bağlar
iradeden önce kurulur.
Ama yine de
insan onları anlamaya çalışır,
çünkü anlamak,
insanın kendine karşı sorumluluğudur.
Şimdi kendime soruyorum:
Bu aşk mı,
yoksa varoluşun bir tür yankısı mı?
Belki ikisi de.
Çünkü sen,
sadece sevdiğim biri değilsin,
benim zamanla,
kendimle,
ve dünyayla kurduğum ilişkinin
değiştiği bir eşiksin.
Ve ben,
o eşiğin üzerinde dururken
şunu anlıyorum:
Bazı sevgiler
yaşanmaz sadece,
düşünülür,
ve düşünülürken
derinleşir.
Aşk
Garip Bir Şey
Seni sevmek
pek normal bir şey değil
bunu baştan söyleyeyim
çünkü tuhaf
mesela
bir gün hiçbir şey yok
her şey sıradan
sonra birden
içimde bir şey değişiyor
sebep yok
ama var
sen
şimdi düşününce
komik geliyor biraz
insan
durduk yere
birini böyle düşünür mü
ama ben düşündüm
ve işin garibi
bundan kurtulamıyorum
denedim
olmadı
çünkü bu duygu
mantıklı değil
ama gerçek
hani bazı şeyler vardır
saçma görünür
ama vazgeçemezsin
işte öyle
zaman geçiyor diyorlar
ben pek inanmıyorum
çünkü bu
ilerlemiyor
aynı yerde duruyor
ama beni değiştiriyor
bu nasıl iş
bilmiyorum
şimdi sorsalar
ne bu diye
vallahi ben de anlamadım
ama şunu söyleyebilirim
bu
akla uymuyor
ama içime uyuyor
ve galiba
insan en çok
buna inanıyor
Aşk
ben
ne kadar dirensem de
sana doğru
çekiliyorum
Aşk
Sen,
benim içimde
o sorulardan biri gibi duruyorsun.
Sürekli,
çözümsüz
ama vazgeçilmez.
Aşk
İnsanın zihni
her şeyi sınıflandırmak ister:
neden, sonuç, başlangıç, bitiş.
Ama seni düşündüğümde
bu düzen çalışmıyor.
Sebep arıyorum,
bulamıyorum.
Sonuçlara bakıyorum,
onlar var.
Değişmişim.
Ama neden?
Bu sorunun cevabı yok.
Ya da var
ama benim bildiğim dilde değil.
Aşk
Seni sevmek
bir tercih gibi başlamadı
daha çok
zaten olması gereken bir şeyin
farkına varmak gibi oldu
Aşk
Ey kalbimin sessiz krallığında hüküm süren güzel,
Sana olan aşkım ne bir heves, ne de geçici bir rüzgâr;
O, zamanın bile diz çöktüğü bir yazgıdır,
Ve ben, bu yazgının hem şairi hem mahkûmuyum.
Aşk
Seni sevmek, seni istemek değildi,
seni anlamak ve bırakabilmekti.
İşte bu yüzden,
sen gittikten sonra bile
içimde eksik bir şey yok,
sadece öğrenilmiş bir hakikat var.
Aşk
Ey kalbimin sessiz krallığında
hüküm süren güzel,
Sana olan aşkım ne bir heves,
ne de geçici bir rüzgâr;
O, zamanın bile diz çöktüğü
bir yazgıdır,
Ve ben,
bu yazgının hem şairi,
hem mahkûmuyum.
Seni sevmek
bir tercih gibi başlamadı
daha çok
zaten olması gereken bir şeyin
farkına varmak gibi oldu
Seni sevmek
bir tercih gibi başlamadı
daha çok
zaten olması gereken bir şeyin
farkına varmak gibi oldu
Aşk
Kayıt Tarihi : 9.05.2026 09:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!