Aşk Sofrası 2 Şiiri - Aşk Aşkın Şehri Ordu

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7446

ŞİİR


72

TAKİPÇİ

Aşk Sofrası 2

ÇEKİM
İnsanın zihni
her şeyi sınıflandırmak ister:
neden, sonuç, başlangıç, bitiş.
Ama seni düşündüğümde
bu düzen çalışmıyor.
Sebep arıyorum,
bulamıyorum.
Sonuçlara bakıyorum,
onlar var.
Değişmişim.
Ama neden?
Bu sorunun cevabı yok.
Ya da var
ama benim bildiğim dilde değil.

Seni sevmek
bir tercih gibi başlamadı
daha çok
zaten olması gereken bir şeyin
farkına varmak gibi oldu
ben
ne kadar dirensem de
sana doğru
çekiliyorum

Seni sevmek
bir tercih gibi başlamadı
daha çok
zaten olması gereken bir şeyin
farkına varmak gibi oldu
ben
ne kadar dirensem de
sana doğru
çekiliyorum

bazı duygular
hemen büyümez
yerleşir
benimkisi de öyle oldu
sen yavaş yavaş
hayatımın içine girdin
ben fark etmeden
sonra bir gün
her şey aynıydı
ama ben aynı değildim
çünkü seni seviyordum

Seni sevmek
bir tercih gibi başlamadı
daha çok
zaten olması gereken bir şeyin
farkına varmak gibi oldu
ben
ne kadar dirensem de
sana doğru
çekiliyorum

Seni sevmek
bir tercih gibi başlamadı
daha çok
zaten olması gereken bir şeyin
farkına varmak gibi oldu
ben
ne kadar dirensem de
sana doğru
çekiliyorum
Aşk

Bilirim, her şey potansiyelden gerçeğe akar;
ve ben, içimde taşıdığım seni
zamanın sabrıyla gerçeğe dönüştürürüm.
Bu yüzden özlemim, bir eksiklik değil—
bir oluş halidir.
Aşk

Her varlık, kendi “iyi”sine yönelir;
ve benim iyim, senin varlığında şekillenir.
Aşk

Her ayrılık,
vücudun toprağına düşen bir tohumdur;
ve ben içimde seni büyütürken
kendimi de yeniden yaratırım.
Aşk

Eğer kader bir oyun ise,
Biz onun en dirençli sahnesiyiz;
Ve perde ne kadar geç kapanırsa,
Kavuşma o denli görkemli olur.
O halde beklerim seni,
Ne umutsuzca ne de kör bir tutkuyla,
Ama sarsılmaz bir inançla:
Sevilen, er ya da geç
Kendi hakikatine döner.
Aşk

Dünyada şerefsiz bir toplum arıyorsan, yahudileri bir bak.
Sokak

Ey gönlümün uzak ufuklarında parlayan yıldızı,
Ayrılık, kaderin sert kalemiyle yazılmış olsa da
Ümidim, zamana meydan okuyan bir yemindir;
Zira gerçek aşk, yoklukta dahi solmaz.
Aşk

Ey gönlümün uzak ufuklarda parlayan yıldızı,
Ayrılık, kaderin sert kalemiyle yazılmış olsa da
Ümidim, zamana meydan okuyan bir yemindir;
Zira gerçek aşk, yoklukta dahi solmaz.
Geceler seni benden çalsa da,
Her şafak adını geri fısıldar kalbime;
Çünkü zaman, aşka hükmedemez,
O yalnızca sabrı öğretir.
Sen şimdi gözlerimden uzakta,
Ama düşüncelerimin en yakınındasın;
Ve bilirim ki mesafe,
Ruhların yazgısını asla silemez.
Eğer kader bir oyun ise,
Biz onun en dirençli sahnesiyiz;
Ve perde ne kadar geç kapanırsa,
Kavuşma o denli görkemli olur.
O halde beklerim seni,
Ne umutsuzca ne de kör bir tutkuyla,
Ama sarsılmaz bir inançla:
Sevilen, er ya da geç
Kendi hakikatine döner.
Aşk

Seni sevmek,
kendimden sakladığım her şeyle yüzleşmekti.
Aşk

Seni özlemek, sevgili,
yalnızca kalbimin bir eğilimi değil,
varlığın özüne dair bir sezgidir.
Çünkü derler ki, her şeyin bir başlangıcı vardır;
benim başlangıcım ise
senin adının içimde ilk kez yankılandığı andır.
Su nasıl her şeye nüfuz ederse,
senin hatıran da ruhumun en gizli yerlerine sızar;
ve ben anlarım ki aşk,
kaçınılmaz bir doğa yasası gibidir.
Ey uzaklığın içinde bile var olan,
sen yokken bile etkini hissediyorum;
tıpkı görünmeyen bir ilkenin
her şeyi şekillendirmesi gibi.
Belki de aşk,
evrenin kendini anlamaya çalıştığı bir andır;
ve biz, o büyük düşüncenin
iki kısa ama anlamlı kıvılcımıyız.
Bu yüzden özlemim, bir eksiklik değil,
bir keşif arzusudur.
Seni bulmak için değil yalnız,
varlığın özünü anlamak için de yanarım.
Ve bilirim:
Nasıl her şey başladığı kaynağa dönerse,
ben de bir gün
sana değil yalnız,
sende başlayan hakikate kavuşacağım.
İstersen bunu daha mistik, daha bilimsel ya da daha şiirsel bir Thales yorumuna da dönüştürebiliriz.
Aşk

Özlem, ayrılığın değil,
birliğin hatırlanmasıdır.
Aşk

Başlangıçta bir titreşim vardı,
adı konmamış, ama her şeyi çağıran.
Ben o çağrının içinde seni duydum,
henüz var olmadan önce bile.
Aşk

Ey gecenin kalbine işlenmiş gizli ışık,
Adını anmak, dua gibi düşer dudaklarıma;
Sanki seni sevmek,
Yıldızların kadim bir sırrını çözmektir.
Zaman, bizim için ağır aksak yürüyen bir gölgedir,
Ama düşlerim ah, o sabırsız yolcu,
Sana çoktan varmıştır,
Bedenim henüz yolda olsa da.
Bir rüya mısın, yoksa hakikatin ta kendisi mi?
Bunu bilmem;
Lakin seni düşünmek bile
Kalbimi sonsuzluğa açılan bir kapı yapar.
Ey görünmeyen ama hissedilen,
Sesin yokluğunda bile yankılanır içimde;
Çünkü aşk, kulağın değil,
Özün duyduğu bir musikidir.
Ve eğer bu dünya bir sahne ise,
Biz onun en derin sahnesinde oynarız,
Sözsüz ama anlamla dolu;
Ayrı ama özde bir.
Gün gelir de yollarımız kesişirse,
Bu yalnız bir kavuşma olmayacak;
Zamanın unuttuğu bir birliğin
Yeniden hatırlanışı olacak.
Aşk

Bir susuş var aramızda,
en çok o konuşuyor.
Aşk

Seni özlemek
bir eksik değil,
fazlalık.
İçimde çoğalan
senin yokluğun.
Bir susuş var aramızda,
en çok o konuşuyor.
Ve ben anlıyorum:
Aşk,
iki kişi değildir,
birlikte büyüyen
tek bir yalnızlıktır.
Aşk

Seni özlemek
ne dertli şey aslında;
bir bardak su gibi,
içiyorsun içiyorsun bitmiyor.
Sokaktan geçiyorum,
bir rüzgâr değiyor yüzüme,
sanki sen.
Durup bakıyorum,
kimse yok.
Ne garip, değil mi?
Yokluğun,
varlığından daha kalabalık.
Bir de geceleri...
anlatılmaz.
Uyku geliyor,
sen gelmiyorsun.
Ama bil,
ben seni sessizce seviyorum.
Aşk

Seni bir akşamüstü gibi sevdim,
güneş çekilirken içimden,
ama ışığın kaldı.
Adını söyledim,
bir şehir kuruldu dudaklarımda;
sokaklarında yalnız ben yürüdüm.
Özlemek mi?
O, senin bende bıraktığın
en uzun cümledir.
Ve ben,
her gece onu yeniden okurum,
biraz eksik,
biraz fazla
ama hep sana çıkan.
Bir yerinde hayatın,
mutlaka karşılaşacağız;
çünkü bazı aşklar
tesadüfleri bile ezberler.
Aşk

Seni öyle çok özledim ki,
adını söylemeye korkuyorum artık,
bir şey kırılacak diye içimde.
Geceler uzuyor,
saatler sana çalışıyor sanki;
her dakika biraz daha
sana benziyor yalnızlığım.
Bir fotoğrafın var bende,
bakmaya kıyamadığım;
çünkü gözlerin,
yokluğunu anlatıyor en çok.
Sevmek, dedim kendime,
bu kadar zor olmamalı
ama seni sevince anladım,
en zor şey, vazgeçmemekmiş.
Belki gelmezsin,
belki hiç olmaz dediğimiz olur;
ama ben yine de
seni beklemekten vazgeçmem.
Çünkü bazı insanlar
gitse de bitmez;
sadece kalbin içinde
daha derine yerleşir.
Aşk

Geceleri göğe bakarım,
yıldızlar değil yalnız,
onların arasındaki sessizliği dinlerim;
çünkü sen oradasın,
ışığınla değil,
anlamınla.
Aşk

Bir çiçek açar içimde,
mevsimi yok,
ne bahar, ne kış;
yalnızca senin varlığınla büyüyen
adsız bir doğa.
Aşk

Seni özlemek
bir alışkanlık değil,
bir hatırlayış.
Sanki
daha önce de sevmişim seni,
ama unuttuğum bir yerden.
Adını anıyorum,
içimde bir kapı açılıyor;
ne giren var,
ne çıkan,
sadece sen çoğalıyorsun.
Garip…
yokken bu kadar varsın.
Ve ben,
seni beklemiyorum artık,
çünkü beklemek
uzakta olana yakışır.
Sen
içimdeysen,
neredesin ki?
Aşk

Beklemek mi?
Ben beklemeyi çoktan geçtim;
ben seni,
gelmeyeceğini bile bile seviyorum.
Aşk

Seni özlemek
bir şey eksiltmiyor benden,
artırıyor.
Yokluğun
en dolu hâlin.
Bir bakıyorum,
yoksun;
bir bakıyorum,
her yerdesin.
Demek ki aşk,
gelmekle değil,
gitmemekle ilgili.
Ve sen,
gitmedin.
Aşk

Seni unutmaya çalıştım,
olmuyor.
İnsan, kendinden nasıl vazgeçerse
ben de öyle vazgeçemedim senden.
Geceler…
uzun değil artık,
sadece sensiz.
Ve bu,
her şeyi daha ağır yapıyor.
Aşk

Bir ismin var içimde,
hiç eskimeyen;
ne kadar sustursam da
kendi kendine konuşuyor.
“Gelmez” dedim,
“gelmeyecek”
ama kalbim
benden daha inatçı çıktı.
Çünkü o,
her şeye rağmen
seni hâlâ mümkün sanıyor.
Belki de haklıdır,
kim bilir…
bazı mucizeler
en çok umudun bittiği yerde başlar.
Ve ben,
bitti sandığım her anda
seni yeniden sevmeye başlıyorum.
Aşk

“Unuturum” dedim kendime,
inandım da bir an,
ama insan,
en çok sevdiği yalanı çabuk unutuyor.
Aşk

Geceler var şimdi,
sana benzeyen;
sessiz, uzun
ve biraz da insafsız.
Aşk

Seni özledim,
öyle büyük büyük değil,
küçük küçük.
Mesela çay içerken,
bardak dudaklarıma değiyor,
aklıma sen geliyorsun.
Sokaktan geçiyorum,
birisi gülüyor,
dönüp bakıyorum,
sen değilsin.
Garip…
insan en çok
yanlış kişilere bakarken
anlıyor kimi sevdiğini.
Bir de akşamları…
hava kararınca
içimde bir yer sessizleşiyor,
adını koyamıyorum.
Belki de aşk dediğin
böyle bir şeydir:
ne tam anlatılır,
ne de tam geçer.
Ben seni
öyle şairane değil,
aklıma geldikçe
usul usul seviyorum.
Aşk

Geceler seni saklar benden,
Ama rüyalar seni geri verir;
Ve ben anlarım ki uyku bile
Aşka hizmet eden bir elçidir.
Aşk

Gecelerle konuşur oldum,
onlar da seni anlatıyor;
karanlık dediğin şey,
biraz da sensizliğin rengiymiş.
“Geçer” dediler,
inandım çünkü inanmak kolaydı;
ama insan,
en çok kendine söylediği yalanla kalıyor.
Bir fotoğrafın yok elimde,
ama yüzün aklımda
öyle net ki,
unutmaya kalksam kendimi silmem gerek.
Yine de…
bir umut var içimde, vazgeçmeyen;
sanki kapı çalacak bir gün
ve ben açınca
yıllardır beklediğim o an
hiç yaşanmamış gibi başlayacak.
Aşk

Ben,
her gün biraz daha
seni sevmeyi öğreniyorum.
Aşk

Seni özlemek
bir alışkanlık değil,
bir gerçek.
Ne zaman unuttum desem,
tam orada
yeniden başlıyorsun.
Yokluğun
bir yokluk değil;
en kalabalık hâlin.
Ve anladığım kadarıyla:
Aşk,
gitmekle bitmiyor,
kalmakla çoğalıyor.
Aşk

Yolda yürüyorum,
birine benzetiyorum seni,
yaklaşıyorum,
değilsin.
Gülüyorum sonra,
kendime biraz.
İnsan,
en çok yanıldığında anlıyor
kimi sevdiğini.
Akşam oluyor,
her şey yerine oturuyor,
bir tek sen eksik.
Ama öyle eksik ki,
fazla gibi.
Aşk

Seni bir kelime gibi sevdim,
az söyledim,
çok anladım.
Adın,
dilimde değil artık;
içimde dolaşan
bir şehir oldu.
Özlemek,
senin bende bıraktığın
en ince sızı;
ne geçiyor,
ne alışılıyor.
Bir akşamüstüydün sen,
gittin,
ama ışığın kaldı.
Ve ben,
her karanlıkta
biraz daha
sana benziyorum.
Aşk

Geceler var şimdi,
uzun, sessiz
ve biraz da sana benzeyen;
ne kadar uzasa
o kadar derinleşen.
“Unuturum” dedim,
inandım bir an
ama kalbim
benden habersiz seni yaşatıyor.
Yine de içimde
küçük bir umut var, vazgeçmeyen;
belki bir gün
hiç beklemediğim bir anda
sen gelirsin
ve ben seni beklemeyi bırakırım.
İşte o zaman anlarım:
Aşk,
kavuşmak değilmiş sadece
bazen vazgeçememekmiş.
Aşk

Eğer bu ayrılık bir sınavsa,
Ben sabrımla onu aşarım;
Zira sevda, çabuk vazgeçenlerin değil,
Beklemeyi bilenlerin kaderidir.
Bir gün, belki bir sahnede yeniden buluşuruz,
Ne seyirci olur ne perde;
Sadece iki beden,
Zamanı bile susturan bir anda birleşir.
Aşk

Adın,
dilimden çok kalbime yakıştı;
her sustuğumda
biraz daha ses oldun.
Aşk

Özlemek dedikleri şey,
senin bende bıraktığın
en uzun akşam;
geceye sarkıyor,
bitmek bilmiyor.
Aşk

Bir bakışın vardı,
şimdi yok,
ama ben hâlâ
o bakışta yaşıyorum.
Ve garip…
insan en çok
gideni değil,
içinde kalanını seviyor.
Aşk

Seni sevmek, sevgilim,
bir hata değildi,
fazlasıyla bilinçli bir tercihti.
Çünkü ben kalbime ve
zevklerime güvenirim;
çünkü sen,
onların en güzel olanıydın.
Aşk

Aşk dedikleri şey,
çoğu zaman insanın kendine kurduğu
en estetik tuzaktır;
ben o tuzağa
gülerek düştüm.
Aşk

Sen gittin
ama bu bir kayıp sayılmaz;
çünkü bazı insanlar
sahip olunmak için değil,
hatırlanmak için yaratılmıştır.
Aşk

İtiraf etmeliyim,
yokluğun
varlığından daha az hayal kırıklığı yaratıyor;
bu da seni
kusursuz bir hatıraya dönüştürüyor.
Ve ben,
kusurlu gerçeklerdense
kusursuz anıları tercih ederim.
Aşk

Seni özlemek
bir cümle değil,
bir hâl.
Ne zaman bitti desem,
orada başlıyorsun.
Yokluğun,
en dolu yerim.
Ve anlıyorum:
Aşk,
unutunca değil,
alışınca geçmiyor.
Aşk

Seni bir akşamın ortasında sevdim,
güneş çekilirken içimden,
ışığın kaldı.
Adın, dilimde değil artık;
kalbimde dolaşan bir sokak oldu.
Özlemek…
senin bende bıraktığın en uzun gece;
uykusuz, ama hep sana açık.
Bir bakışın vardı,
şimdi yok ama ben hâlâ
o bakışta yaşıyorum.
Ve bil ki,
insan en çok gitmeyeni değil,
içinde kalanı seviyor.
Aşk

AKŞAM
Yolda yürüyorum,
birine benzetiyorum seni,
yaklaşıyorum,
değilsin.
Gülüyorum sonra,
kendime biraz.
İnsan,
en çok yanıldığında anlıyor
kimi sevdiğini.
Akşam oluyor,
her şey yerine oturuyor,
bir tek sen eksik.
Ama öyle eksik ki,
fazla gibi.

SEN
Seni özlemek
bir cümle değil,
bir hâl.
Ne zaman bitti desem,
orada başlıyorsun.
Yokluğun,
en dolu yerim.
Ve anlıyorum:
Aşk,
unutunca değil,
alışınca geçmiyor.

“Unuturum” dedim kendime,
inandım da bir an,
ama insan,
en çok sevdiği yalanı çabuk unutuyor.

“Unuturum” dedim kendime,
inandım da bir an,
ama insan,
en çok sevdiği yalanı çabuk unutuyor.

Bir bakışın vardı,
şimdi yok,
ama ben hâlâ
o bakışta yaşıyorum.
Ve garip…
insan en çok
gideni değil,
içinde kalanını seviyor.

“Unuturum” dedim kendime,
inandım da bir an,
ama insan,
en çok sevdiği yalanı çabuk unutuyor.

“Unuturum” dedim kendime,
inandım da bir an,
ama insan,
en çok sevdiği yalanı çabuk unutuyor.
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 9.05.2026 09:08:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!