Kış geldi…
Sonbaharın yorgun sarısı
bembeyaz bir huzura devrilirken
camı aralayıp kar tanelerinin sesini dinliyoruz
içimiz ılık, odamız sıcak, nefesimiz buğulu…
Yeni yıl kapıda, takvim umut kokuyor
geçip giden yıllar gibi
biz de bir parça olgun, bir parça kırgınız.
Ama dışarıda…
bir yerlerde rüzgârın adı sığınak,
soğuğun adı kader.
Biz üşüyünce camı kapatıyoruz ya,
Filistin’de pencere yok,
çocukların evi yok,
oyuncakları enkaz,
üşüyen avuçları tutacak bir el yok.
Zaten çocuklar ölürken kimse umursamamıştı
üşüdüklerinde akıllara bile gelmez
Dünya kar altında susarken
bizim içimizde bir aşk büyüyor yine de
Sonbahar usulca çekildi sokaklardan
ağaçlar, dallarında taşıdığı son sarı nefesi
kışa armağan eder gibi bıraktı rüzgâra.
Bir mevsimin ömrü biterken
biz penceremizi aralayıp
kar tanelerinin sessiz konuşmasını dinledik
her tanecik bir dua,
her sessizlik bir iç geçirmeydi.
Kış geldi…
Dışarısı soğukken içimiz sıcaktı,
biz battaniyelere sarılıp kahvemizi karıştırırken
yeni yılın parıltısı kapıyı tıklatıyordu.
Takvim yaprakları bir masal gibi kopuyor,
bitmiş yıllar yan yana diziliyor
bizse bazen mutlu, bazen yorgunduk.
Ama yine de umut vardı
kar her şeye rağmen huzur getirirdi.
Fakat dünya sadece bizim penceremizden ibaret değildi.
Bir yerlerde soğuğun adı yalnızlık,
kışın rengi kaderdi.
Biz camı kapatıp “üşüdüm” derken
Filistin’de pencere yoktu
ev yoktu
bütün şehir, rüzgârın bile dokunmaya çekindiği
büyük bir yara gibiydi.
Kar onların üzerine de yağıyordu
ama huzur olmadan, sığınak olmadan,
çocuk kahkahası olmadan…
Birinin battaniyesi umut,
birinin çorabı dua,
birinin elleri boşlukla doluydu.
Orada çocuklar üşüyordu
zaten çocuklar ölürken kimse aldırmamıştı,
üşüdüklerinde kimin aklına gelsinki
Bir çocuğun nefesi buhar olup göğe karışırken
biz burada aşkı konuşuyorduk.
Belki bu yüzden aşk hâlâ gerekliydi
Soğuğa karşı bir direnç,
acıya karşı bir ateş,
insan kalabilmenin tek yolu…
Kış geceleri uzadıkça
birbirimize sokuluyorduk
içimizdeki sıcaklıktan dışarıya
küçücük bir merhamet sızsın istiyorduk.
Çünkü aşk,
bir çift gözde mevsimi değiştirirdi.
Bir elin diğerine dokunuşunda
kış eriyiverirdi.
Ama dünya aynı mıydı
Her kar tanesi bir mucize getirirken
birilerinin üstünde ağırlık olurdu.
Bizim için romantik bir kar belki,
ama onlar için ıslanan bir battaniye bile yoktu.
Ve ben biliyorum,
bir ülke donarken
hiçbir aşk tam mutlu olamaz.
Bir çocuk titrerken
hiçbir yeni yıl gerçekte kutlanmış sayılmaz.
Bir şehir susarken
karın beyazı bile siyaha döner.
Yine de…
aşkı anlatıyoruz bu şiirde,
çünkü aşk sıcaklığın adıdır.
Ateşin, dokunuşun, merhametin adıdır.
Kışın yüreğinde küçük bir bahar açtırır
ama tek başına dünyayı ısıtamaz.
İşte bu yüzden,
bu kışın sonunda söyleyeceğimiz söz şudur
“Aşk ısıtır keşke dünya da insanlığını unutan insanlar insanlığını hatırlayıp
kar altında üşüyen Filistinli çocuklara
bir parça sıcaklık verebilseydi”
Kayıt Tarihi : 3.1.2026 23:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Erkan Tankut Kaleminden....




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!