Gel ey dostum gel yanıma
Şu makama bir çık da gör
Al başını avuçlara
Azar azar bir sık da gör
Bülbül isen erken ötme
Şöyle bir baktım da virane gönlüm
Dervişin hırkası şala yakışmış
Ah çeker ah ile divane gönlüm
Yasemin bülbüle güle yakışmış
Gariban kardaşım yok ise yurdun
Avrupalı emeline erdi mi
Darbesi Islama indi dediler
Bu Türkler Kore'de çember yardı mı
Nato' nun mumuna söndü dediler
Sahra oldu Suveyiş'in kıyısı
Bu millet tarihî dâvâ güderken
Ãlemi islama vekil yaradan
Insanlar güneşe aya çıkarken
Şu bizim yollara çakıl yaradan
Apollo onbirde aya yürüdü
Ben de bu yerlerden dosta giderim
Sevda çöllerinde kaldı kervanım
Bir yaralı cana nisbet ederim
Benim dert çekmeye var mı dermanım
Derdim açsam şu âleme fâş olur
Sevdiğim zülfünün bir teli kopsa
Üzer bu gönlümü zaralandırır
Hayalin bir anda karşımdan sapsa
Ateşin sinemi yaralandırır
Baygın yürüyüşün derde dert katar
Dostum beni ateşledi
Elindeki çırayınan
Bunca âşık yetmez gibi
Ben de yandım sırayınan
Bağrım yanar tütün tütmez
Gemerek' te posta bu mektup dosta
Giderse selâmım al yâre yâre
Dediler sılada sevdiğin hasta
Yürüdüm yollarda yol yâre yâre
Gemerek' ten çıktım hoştur havası
Filimde aynada gözükmez derdim
Türlü türlü bende yâr yarası bu
Yaradan kuluna eylesin yardım
Oylum oylum oydu kor yarası bu
Ne çare ağlarım gülene kadar
On yedi nisanda bir güneş söndü
Günler yaslı, aylar yaslı, yıl yaslı
Içimde fırtına zindana döndü
Ülke yaslı, hayat yaslı, hâl yaslı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!