Yaktın felek yaktın yaktın kavurdun
Savurdun havaya tozumu kader
Eşten dosttan nazlı yârdan ayırdın
Niçin kara yazdın yazımı kader
Gurbet elde şu sinemi dağladım
Açamam derdimi gizli sır ile
Eller gezer oynar nazlı yar ile
Benim ömrüm geçti ahu zar ile
Kader ihanetin bana ar gelir
Yusuf oldum köle diye satıldım
Kalbimin bağrına bir fidan diktim
Dallları bağrımı söktü de çıktı
Mansur gibi bende sicimi çektim
Kalbime kanseri ekti de çıktı
Yüce dağ başında navruz arardım
Isterse katlime ferman versinler
Kıyl-ı kâlden geçtim halim kalmadı
Isteyen kınasın isteyen gülsün
Sermayem, servetim, malım kalmadı
Pirin himmeti nefsimi bildim
Anadolumuzun cennet beldesi
Hacılar, Erkilet, Molu’su da var
Erciyes Dağı da dağların hası
Yağmuru, kırcısı, dolusuda var
Ali Dağı etrafına süs verir
Muradım böyle değildi
Gülemedim gülemedim
Gözlerimden akan yaşı
Silem dedim silemedim
Bize yol vermez mi Sırat
Düşünürler bir gün bizi
Pek gaflete dalmayanlar
Başın alıp nere gitsin
Hiç toprağı olmayanlar
Sahip olan çok düşünür
Nasıl anlatayım sultanım seni
Melekler misali Halin var güzel
Gerçeklerden dahi gerçetir bana
Goncalardan gonca gülün var güzel
Kara bulut konmuş kara kaşına
Gemerek, Kayseri, Bor ile Niğde
Uzatma yolları dön, sefa geldin
Hanların hanısın Karahan Dede
Efendim, sultanım sen sefa geldin
Len Terânî cevap alınca Mûsâ
Hele bakın dostlar benim halime
Bu gün ben dostu ve yareni gördüm
Doldurmuş tüfeğin almış eline
Doldurup bağrıma vuranı gördüm
Incidir küpeler kuzum kulağı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!