Arzuhal Şiiri - Turan Bulak

Turan Bulak
3

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Arzuhal

Gündüzüne acısını sığdıramayan,
Gecesine gündüzünü sığdıran.
Bir alaca gün doğumundan
göz yaşlarını sakınan ,ben

Seyre dalsam ,boşluğa düşsem
Umutsuzluğa kapılsam kaybolsam
Vazgeçsem ,kuş olup süzülsem
sonsuzluğunun uçsuz bahçelerine

Giyimin kuşamın sanki bir melodi
Def ediyor gözlerimdeki zifiri
Şahsına münhasır bir türkü gibi
Yazarlar kadar yüksek edebi

Her yerine nakşedilmiş güzellik şahikası
Gönlümün Beyazlar içindeki karahindibası
Ondaki korkusuz bir endamdan dahası
Ben asaletin anlamını onda buldum

Toprakta saçını ,nur saçan gözlerini
Ağaçlarda ,yapraklarda giysini
Baharda açan çiçekte gülüşünü
Bakışlarında benliğimi buldum

Sonsuzluğun kadim sokaklarında
Bir ömrün baharında kışında
İmkansızın yüzüme vurduğu anda,
Yüreğimi ağlarken buldum

Her gün görüp görüp daldığım
Gözlerinde Sema’yı aradığım
Bakışlarından bile kaçtığım
Benim rahatım oldu senden imtina

Günler aylar tebessümün uğrunda olsada heba
Şakayık çiçeklerle döşenmiş içimdeki üdeba
Güzel günler gelsin açsın artık karahindiba
Şakıyan bir bülbülde olsa kıskanır sesini galiba

deli yürek çırpınıyor bir kere
Ben dur desemde ,nafile
senden umudu kesmesemde
Kendisi imkansızı sevmiş biçare

Tek bir kıvılcım ,bendeki ateşi harlar
Kalbimdeki kan yalnız seninle çağlar
Söyleyemem ,aklım ağzımı ,dilimi bağlar
Ancak Senin ile gönlümün cevheri parlar

Ahların ,feryatların içindeki sükutun sesi yâr
Umutsuz zindanların kilidini bir bakışınla yar
Bu diyarlara seninle gelir ,sonsuz bir bahar
Sensizlikten açılan yarayı varlığınla sar

Dün mutlu ,yarın umutlu olsa ne çıkar
Bugün de yarın da bana sensizlikten biçıkar
Benim gönlümdeki biricik hünkar
mutluluğun kasvetli yolları sana çıkar

Afakı saran umutsuzluğun sözü lanet
Bu böyle gidemez giderse kıyamet
bu bir kabus! , bu bir felaket!
Ey! derin karanlıktaki zerafet

Bu kıt’alar senin varlığınla yek-ahenk
Misalinle gökyüzü süslenir rengarenk
Çiçekler bile özenir ,donanır renk renk
Sendeki Zamandan noksan Fevkalade ahenk

Çizseydim her düşlediğimde resmini
Gösterirdim yokluğunun akıbetini
Seninle yanan yüreğimin esaretini
içimdeki yalnızlığın ebedi mabedini

Gökkubbenin toprağı seyrettiği gibi süreksiz
Sen mi yoksa gönlün mü yüreksiz
Hicranınla boğulur ,kalırsa çaresiz
Ağlar bir gece yarısı aciz bir sessiz

Heyhat gönül yazmaz oldu ,kalem düştü
gördüğünü fark etmez olunca ,izan düştü
Bir Gonca gül ,alamayınca gönül
En tatlı düşlere sensizlik ,hazan düştü

Sen ki Dertlerin efendisi ,safir taş
sebatım ,dertlere boyun eğme aş
Sevdiğim ,girdabı durdursamda
Gözlerimde bir damla kalmadı yaş

anladım ne demekmiş esaret
Bir tebessüme mahsus nezaret
yaşlarımla ödüyorum adeta kefaret
Sanki görülen bir düşten ibaret

Engin denizler bile dalgalı divane
Sanki aklım asırlardır bir yare virane
Arasamda bulamam senin gibi yegane
Bu Bendeki şiir ,bendeki aşıkane

Hayalinle akan zamanlar
Tükenmek bilmez mi?
Sevginle alev alan kalbe
Su döktüğün yetmez mi?

Sevende sevilmeye değmez mi?
sevilenin aklına hiç gelmez mi?
Düşleyerek yaşadık yıllar yılı baharı
Işık yolun sonundaysa gitmeye değmez mi?

Mesafesiz ,Kalpten kalbe bir intikal
Durum açık bu bir hasbihal
Bunlar gönlümden geçenler,
Benim dilimden bir arzuhal

Turan Bulak
Kayıt Tarihi : 28.04.2026 14:12:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Lise zamanında okuduğu ve dinlediği şiirlerden etkilenerek yazdığı ilk şiiridir.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!