Gündüzüne acısını sığdıramayan,
Gecesine gündüzünü sığdıran.
Bir alaca gün doğumundan
göz yaşlarını sakınan ,ben
Seyre dalsam ,boşluğa düşsem
Umutsuzluğa kapılsam kaybolsam
Vazgeçsem ,kuş olup süzülsem
sonsuzluğunun uçsuz bahçelerine
Giyimin kuşamın sanki bir melodi
Def ediyor gözlerimdeki zifiri
Şahsına münhasır bir türkü gibi
Yazarlar kadar yüksek edebi
Her yerine nakşedilmiş güzellik şahikası
Gönlümün Beyazlar içindeki karahindibası
Ondaki korkusuz bir endamdan dahası
Ben asaletin anlamını onda buldum
Toprakta saçını ,nur saçan gözlerini
Ağaçlarda ,yapraklarda giysini
Baharda açan çiçekte gülüşünü
Bakışlarında benliğimi buldum
Sonsuzluğun kadim sokaklarında
Bir ömrün baharında kışında
İmkansızın yüzüme vurduğu anda,
Yüreğimi ağlarken buldum
Her gün görüp görüp daldığım
Gözlerinde Sema’yı aradığım
Bakışlarından bile kaçtığım
Benim rahatım oldu senden imtina
Günler aylar tebessümün uğrunda olsada heba
Şakayık çiçeklerle döşenmiş içimdeki üdeba
Güzel günler gelsin açsın artık karahindiba
Şakıyan bir bülbülde olsa kıskanır sesini galiba
deli yürek çırpınıyor bir kere
Ben dur desemde ,nafile
senden umudu kesmesemde
Kendisi imkansızı sevmiş biçare
Tek bir kıvılcım ,bendeki ateşi harlar
Kalbimdeki kan yalnız seninle çağlar
Söyleyemem ,aklım ağzımı ,dilimi bağlar
Ancak Senin ile gönlümün cevheri parlar
Ahların ,feryatların içindeki sükutun sesi yâr
Umutsuz zindanların kilidini bir bakışınla yar
Bu diyarlara seninle gelir ,sonsuz bir bahar
Sensizlikten açılan yarayı varlığınla sar
Dün mutlu ,yarın umutlu olsa ne çıkar
Bugün de yarın da bana sensizlikten biçıkar
Benim gönlümdeki biricik hünkar
mutluluğun kasvetli yolları sana çıkar
Afakı saran umutsuzluğun sözü lanet
Bu böyle gidemez giderse kıyamet
bu bir kabus! , bu bir felaket!
Ey! derin karanlıktaki zerafet
Bu kıt’alar senin varlığınla yek-ahenk
Misalinle gökyüzü süslenir rengarenk
Çiçekler bile özenir ,donanır renk renk
Sendeki Zamandan noksan Fevkalade ahenk
Çizseydim her düşlediğimde resmini
Gösterirdim yokluğunun akıbetini
Seninle yanan yüreğimin esaretini
içimdeki yalnızlığın ebedi mabedini
Gökkubbenin toprağı seyrettiği gibi süreksiz
Sen mi yoksa gönlün mü yüreksiz
Hicranınla boğulur ,kalırsa çaresiz
Ağlar bir gece yarısı aciz bir sessiz
Heyhat gönül yazmaz oldu ,kalem düştü
gördüğünü fark etmez olunca ,izan düştü
Bir Gonca gül ,alamayınca gönül
En tatlı düşlere sensizlik ,hazan düştü
Sen ki Dertlerin efendisi ,safir taş
sebatım ,dertlere boyun eğme aş
Sevdiğim ,girdabı durdursamda
Gözlerimde bir damla kalmadı yaş
anladım ne demekmiş esaret
Bir tebessüme mahsus nezaret
yaşlarımla ödüyorum adeta kefaret
Sanki görülen bir düşten ibaret
Engin denizler bile dalgalı divane
Sanki aklım asırlardır bir yare virane
Arasamda bulamam senin gibi yegane
Bu Bendeki şiir ,bendeki aşıkane
Hayalinle akan zamanlar
Tükenmek bilmez mi?
Sevginle alev alan kalbe
Su döktüğün yetmez mi?
Sevende sevilmeye değmez mi?
sevilenin aklına hiç gelmez mi?
Düşleyerek yaşadık yıllar yılı baharı
Işık yolun sonundaysa gitmeye değmez mi?
Mesafesiz ,Kalpten kalbe bir intikal
Durum açık bu bir hasbihal
Bunlar gönlümden geçenler,
Benim dilimden bir arzuhal
Kayıt Tarihi : 28.04.2026 14:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Lise zamanında okuduğu ve dinlediği şiirlerden etkilenerek yazdığı ilk şiiridir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!