Dünya gözüyle görebilsem..
Dokunabilsem ah bir ellerine..
Ayaklarım basmaz ki yere..
Sevdiğini bir söyleyebilsen..
Hayal deryasına dalmadan..
Yetişmiş bir gülün sancısı
Güzün tenine değdiği anda başlar
Kırağı vurur yapraklarına
Direnişin notası
Hücum ederken yapraklarına
Rüzgarın uğultusu
Ah gül sancısı
Düşünce kirpiklerime yası..
Titrer bedenimde varoluşu
Güz tenine yerleşir...
Yavaş yavaş sokulur...
Yavaş yavaş canından can alır
Bir ses ve nefes
Ay’a fısıldadı
Sarnıçlardan çığlık çığlığa sesler yükselirken karanlığa doğru
Kanatlandı gökyüzü
Yoksunluğun perde perde çökmüş
isi üzerimde …
Destina çalarken eteğinde zilleri
Ebruli bir semai gezinir nidalardan
Terennüm etsede bin ah ile
Sıra geceleri gibisin
Rakkas salladıkça kalçayı
Dökülür dilinden, sazından, sözünden
İhtirasın gönül, meyl ile dudaklara
EFSUN
Dilimde lal-ı güzar
Somurtkandır kirpikleri
Ellerinde çocuk iklimi
Aska tövbeli miydi?
Zamane
Hani o eski zamanlarda
Pencere kenarında sardunyalar
Cam güzeli hanımeli
Doluşurdu şen şakrak sokaklar
İçimden bir çocuk geçerdi
Gidiyorum be şehir...
Gidiyorum be şehir
Ağır ve aksak
Yalınayak...
Kan kusan sokaklara
Gidiyorum umutlarımı toplayarak
Denizlerden gemilerle yol alarak
Ardımsıra gezinen şu mevsimler
Kovalarken yıllarımı
Nasıl geçti günlerim hayal gibi
Daha dün çocuktum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!