Bana en çok gece inanırdı
Bir de yalnızlığım.
Kimse bilmezdi içimde büyüttüğüm
Sürgün kentleri.
Çünkü ben yangını anlatırken
Ellerimdeki isi gördüler.
Oysa ne çok nehir taşımıştım içimde,
Ne çok dağ devrilmişti suskunluğuma.
Bir çocuğun cebinde unuttuğu
Cam bilye kadar yalnızdı kalbim.
Bana en çok bulutlar inanırdı,
Bir de yağmur.
Dağlardan kopup gelen sis gibi
Sessizce inerdi omuzlarıma.
Kuşlara benzeyen sözlerim vardı,
Her biri başka göğe göç etmek isteyen.
Anlaşılmamak;
İçinde bahar taşıdığı halde
Çiçek açmadan vurulan bir badem dalına benzerdi.
Ben ne zaman kalbimi açsam,
Bir dereydim aslında,
Taş sandılar.
Bir rüzgârdım,
Uğultumu duydular yalnız.
Bir ormandım,
Karanlığımı gördüler.
Kimse,
Yapraklarımın arasında sakladığım
Yaralı kuşları bilmedi.
Şimdi gecenin en tenhasında
Bir ardıç gibi duruyorum.
Kar yağıyor içime.
Ve ben,
Beni anlamayanların sessizliğini
Yıllardır taşıyorum.
Üşüdüğüm şey,
Uzak bir dağın ardından
Bir kez olsun
Adıma seslenecek rüzgârın
Hiç esmemiş olması...
Kayıt Tarihi : 10.06.2026 10:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!