Anlaşılmak Şiiri - Selin Özalan

Selin Özalan
110

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Anlaşılmak

Bazen insanın içinde öyle cümleler birikir ki, onları kimseye anlatamaz. Anlatmak istemediğinden değil; bazı duyguların kelimelere döküldüğünde anlamını yitireceğini düşündüğünden. İşte yine gecenin sessizliğinde, saatin kaç olduğunu bilmeden, kalemim elimde, içimde yıllardır taşıdığım ama artık yük olmaktan çıkıp bana yol gösteren hisler dökülüyor satırlara. Hayatım dışarıdan bakıldığında yolunda. Her şey olması gerektiği gibi akıyor. Büyük bir problem yok. Belki de bu yüzden insanlar "Her şey yolundaysa neden hâlâ böyle hissediyorsun?" diye sorabilir. Kimileri bunu ilgi arayışı sanabilir. Oysa insanın görülmek istemesi ilgi düşkünlüğü değildir. Sevilmek istemek zayıflık değildir. Değer görmek istemek ise bencillik hiç değildir. Bunlar insan olmanın en sade, en doğal ihtiyaçlarıdır. Ben de herkes gibi yalnızca hak ettiğim sevgiyi, hak ettiğim değeri görmek isteyen biriyim. Hak etmediğim hiçbir şeyde gözüm olmadı. İnsan bazen "İyileştim." der ama iyileşmek her zaman acının tamamen yok olması anlamına gelmez. Ben bunu en çok bir ameliyat yarasına benzetiyorum. Büyük bir ameliyat geçirirsiniz. Açık olan yaranız dikilir, kabuk bağlar ve gün gelir tamamen kapanır. Dışarıdan bakıldığında hiçbir şey kalmamıştır. Fakat hava değiştiğinde, en ufak darbede ya da beklenmedik bir harekette o eski yara kendini yeniden hatırlatır. İşte ruh da böyledir. Yaralar kapanır ama bazı izler yaşamaya devam eder. Bu, yeniden kırıldığınız anlamına gelmez. Sadece yaşadıklarınızın sizde bıraktığı izlerin hâlâ nefes aldığı anlamına gelir. Ben de hayatım boyunca birçok yara aldım. Kimi zaman sessizce ağladım. Kimi zaman sesimi yükselttim. Bazen hakkımı aradım, bazen sayfalarca yazdım. Şarkılar söyledim, sustum, düşündüm ama hiçbir duygumu içime gömmedim. Çünkü biliyorum ki içine gömülen her duygu, zamanı geldiğinde daha büyük bir fırtınaya dönüşüyor. Belki de bu yüzden bazı insanlar benden uzaklaştı. Çünkü ben hiçbir zaman nefretimin, öfkemin ya da kırgınlığımın esiri olmadım. İnsanlar çoğu zaman duygularına teslim olmuş insanları anlamayı daha kolay buluyor. Ben ise duygularımı yaşamayı ama onların beni yönetmesine izin vermemeyi seçtim. Gidenlere kızmıyorum. Hatta iyi ki gittiler. Çünkü onların gidişi bana kalanların değerini öğretti. Kim gerçekten yanımdaydı, kim yalnızca iyi gün dostuydu, bunu acılar sayesinde öğrendim.
Canım çok yandı. Öyle zamanlar oldu ki nefes almak bile ağır geldi. Ama hiçbir zaman hayatı suçlamadım. İsyan etmek yerine mücadele etmeyi seçtim. Çünkü biliyordum ki insanı güçlü yapan, hiç düşmemesi değildir. Her düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmesidir. Hayat, her gün bize yeni bir ders verir. Fakat çoğu zaman o dersi görmek istemeyiz. Çünkü gerçeklerle yüzleşmek kolay değildir. Bazen görmezden gelmek daha güvenli gelir. Bazen kabul etmemek daha az acıtır. Ama hayat beklemez. Er ya da geç insanı kendi gerçeğiyle baş başa bırakır. Zorluklar hiçbir zaman tamamen bitmeyecek. Sizi vazgeçirmeye çalışan insanlar da olacak. Kalbinizi kıranlar, sizi küçümseyenler, size eksik olduğunuzu hissettirenler de çıkacak karşınıza. Fakat onların söyledikleri sizi tanımlamaz. Bir insan size değersiz olduğunu söyledi diye değersiz olmazsınız. Bir hata yaptınız diye kötü biri olmazsınız. Çünkü hata yapmak insan olmanın en doğal parçasıdır.
Bu dünyada hatasız olduğunu söyleyen biri varsa, belki de yaptığı en büyük hata budur. Kimimiz yanlış insanları severiz. Kimimiz yanlış arkadaşlıklar kurarız. Kimimiz ait olmadığımız ortamlarda bulunuruz. Kimimiz kendimizi unutacak kadar başkalarını önemseriz. Hepimiz yanılırız. Ama önemli olan düştüğümüz yer değil, düştüğümüz yerden ne öğrendiğimizdir. Çünkü insanı büyüten yaptığı hatalar değil, o hataların ardından aldığı kararlardır. Eğer yaşadıklarından ders çıkarıyorsan, acını başkalarına zarar vermek yerine kendini geliştirmek için kullanıyorsan, zaten iyiliği seçmişsindir. Kendini bulmaya başlamışsındır. İnsan kendini tanımaya başladığında, yıllarca başkalarının sözleriyle kendine ne kadar haksızlık ettiğini fark ediyor. Bir gün aynaya bakıp "Ben bunca yıl neden kendime bu kadar yabancı kaldım?" diye soruyor. Sonra gözlerinin içine bakıyor ve ilk defa gerçekten kendini görüyor. O an anlıyor ki aslında eksik olan kendisi değilmiş. Eksik olan, kendine duyduğu sevgiyi başkalarının onayına bağlamasıymış. Kendini gerçekten seven insanın gözleri değişir. Gülüşü değişir. Dünyaya bakışı değişir. Çünkü insan önce kendi içindeki karanlığı aydınlatır, sonra etrafındaki ışığı fark etmeye başlar. Sürekli mutsuzluğu besleyen biri ise zamanla her yerde yalnızca mutsuzluk görür. Çünkü dünya çoğu zaman bizim ona baktığımız göz kadar güzeldir ya da karanlıktır. Bu yüzden hissettiklerinizi söylemekten korkmayın. Sesinizi duyurmaktan vazgeçmeyin. Kendiniz olmaktan utanmayın. Başkalarının doğrularıyla değil, kendi vicdanınızın doğrularıyla yürüyün. Çünkü insanlar hiçbir zaman konuşmayı bırakmayacaklar. Saçınızdan kıyafetinize, okulunuzdan işinize, hayallerinizden yaşam biçiminize kadar mutlaka eleştirecek bir şey bulacaklar. Siz değişseniz bile onların söyleyecekleri değişmeyecek.
O hâlde neden kendi hayatınızı başkalarının düşüncelerine göre yaşamaya çalışasınız?
Kendinize şu soruları sormayı öğrenin: "Ben bu insanı hayatımda tutuyorum ama o beni gerçekten hak ediyor mu? Bulunduğum bu ortam bana iyi geliyor mu? Burada kendim olabiliyor muyum?" Çünkü bazen yanlış insanlar insanın karakterini değil, huzurunu çalar. Unutmayın, sizi gerçekten seven insanlar kusurlarınızı size karşı silah olarak kullanmazlar. Hatalarınızı yüzünüze vurup sizi küçültmezler. Aksine, düştüğünüzde elinizden tutarlar. Yorulduğunuzda yanınızda yürürler. Siz kendinizi unutmaya başladığınızda size kendinizi hatırlatırlar.
Ve eğer bir gün etrafınızda size sarılacak kimse kalmazsa, dünyanın sonu gelmiş değildir. O gün kendinize sarılmayı öğrenin. Çünkü insan en uzun yolculuğunu kendi içine yapar. En büyük savaşı kendi zihninde verir. En büyük zaferini de yine kendi içinde kazanır. Belki herkes bir gün kendi sessizliğinde kaybolacaktır. Ama önemli olan o sessizliğin içinde kendini kaybetmemektir. Çünkü insan, kendini bulduğu gün yeniden doğar. Ve o günden sonra artık kimsenin onayıyla büyümez, kimsenin sözüyle küçülmez. Sadece kendi vicdanının, kendi emeğinin ve kendi sevgisinin ışığında yürümeye devam eder.
İşte gerçek iyileşmek budur. Acıyı unutmak değil; acıyla yaşamayı öğrenmek. Kırılmamak değil; kırıldıktan sonra yeniden ayağa kalkabilmek. Kendini başkalarına ispat etmek değil; sonunda kendine "Ben artık kendimi biliyorum." diyebilmektir. Ve insan bunu başardığında, hayat ilk kez gerçekten yaşamaya değer görünmeye başlar. İnsan gerçekten iyileşebilir ama bazı izler ömür boyu onunla yürür. Önemli olan o izlerin yük değil, yol gösterici hâline gelmesidir.Bazen o kadar çok "iyi kalmaya" çalışıyorsun ki, sanki kendine haksızlık yapılmış olabileceğini ikinci plana atıyorsun.

Selin Özalan
Kayıt Tarihi : 3.07.2026 02:17:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!