Huzur dilemiştim denizi izlerken bir gece,
Dolunay tepemde.
Anladım;
İnsan, anlamını bilmediği şeyleri istememeliymiş,
Sevmemeliymiş tanımadığı bir şeyi;
Bir manzarayı, oturduğu köşeyi belki...
Kim baktı yüzyıllar önce oradan?
Geldi koltuğun tahtası da hangi ormandan?
Dikildi de kimin elinden, hangi kumaştan?
Anladım;
Geçmişi bilmeden bugünü anlamazmış insan.
Günün derdine derman,
Yırtık takvimlerin atası bir ilimden gelirmiş:
Tarih, tozlu kitapların satır aralarında
Gizli narsistik aşkın belgesiymiş şu an.
“Kimsin sen?” diye önce kendine, sonra sevdiği şeye kibirle sormalıymış insan.
Saklamalıymış kibrinde incinmeye hazır yerlerini.
Tevazu neyine, yalancı cahil seni!
Sorsan hem cihan-ı kebir hem her şeye ehil...
Kibirlen de görsün kaç kuruşluk haddini!
Çek, korkma;
Kopar yüzünden kemiksiz dilini!
Korkma,
Üzmeye kimin yetmiş takati?
Sessiz bir gecede şeytandan hasletler girince damardan içeri,
Nil’e döktüğün gözyaşı obruklarında kibrit kutularına ticaret yaptırmıştın.
Kimsesiz gecelerin yorgunluğuna sadık dost diye bir yudum şerbeti,
Ondan başka kimle yudumlayacaktın?
Lanetlenmişle dostluğun kırk yıllık bedelini sen bir gün
Bin satırlık ah ile yazacaktın.
Kan çanağı olduğunda bile gözlerim,
Gençtim; kahkahalarım kışı büker, ısıtırdı içini.
Gençtim, nereden bilecektim?
Meğer kaos çatlatırmış sinemi.
Ağlama Duvarı'mda ben, yüzümü tokatladım bir gün;
Silinmedi ellerinin izi.
Bir gece vakti ben,
Huzur dilemiştim, deniz mavi...
Ada vapurları denizin dibinden geçiyor sanki.
Tanrı, martı suretinde kavga ediyormuş o gün benimle meğer kuş dili...
Nereden bilecektim ben?
Meğer dinliyormuş o gün serzenişimi.
Dibe yakın balıklara anlat yetmeyen nefesi.
Karada ağaçlarımı kestiler;
Yazamadım,
Yok çırpınan dilimin alfabesi...
Fatma DemirciKayıt Tarihi : 27.08.2026 03:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!